kapat

16.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim


Neresini eleştireyim?

Zamansız, hiçbir şey ifade etmeyen bir maçtı. Maç niçin yapılır? Kendi takımını tanımak için. Bunun için de zamanın iyi seçilmesi lazım. Ne zamanlama doğru, ne de takımın iyi... Zaten yabancıların böylesine bol olduğu bir ülkede de adam gibi bir milli takımı zor çıkartırsın. Şenol Güneş istedi diye, federasyon da bunu yapıyorsa; görüntü de, sonuç da böyle olacak tabii.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, acemi kaldık. Milli Takımımızın karşısındaki Dünya ve Avrupa Şampiyonu Fransa Takımı oyuncularının hepsi birer şöhret, ama hiçbiri fantaziye kaçmadan oynuyor.

Neyini tenkit edeceksin bizim takımın? Uzun top atamıyor, topu kullanamıyor, top yapamıyor, mücadele edemiyor.. Sadece topu ileriye şişiriyor ve bu toplardan bir şey umdular. O Fransa defansında yer alan Leboeuf ve Desailly'den Avrupa'nın çok güçlü takımları bile doğru-dürüst hava topu alamıyor. Sen bu şişirme toplardan nasıl bir sonuç alabilirsin ki? Özetle, herşey yanlıştı.

Mustafa İzzet niye çıktı?
Şöyle bir bakıyorum da, Milli Takımımızda elle tutulur bir adam yoktu. Oyuncu değiştiriliyor, niçin değiştiriliyor? Muzzy çıkıyor, o ana kadar sahadaki Milli Takımımız'da eli ayağı düzgün tek adamdı belki de... Neden değişir bu adam, anlamak mümkün değil. Peki ya girene ne demeli... Antepli Mehmet Polat. Şu anda belki Türkiye liglerinin en iyisi Mehmet ve direkt 11'de yer alması gerekir. İşte size bir başka garip durum daha...

Yönetim de garip, zamanlama da garip, her şey bir garip... Böyle olunca, sonuç da garip olacak tabii...

Hakan oynasa ne yazar?
Hakan Şükür'ün oynadığını farzedelim; ne değişecekti? İleriye top gitmiyor ki, Hakan oynasa ne yapacak? Ancak ileriye şişirilen 10 toptan 2'sine hakim olmaya çalışırdı, hepsi o kadar... Hakan bir hücumcu... Hücum yaparsan Hakan'ın gücü ortaya çıkar, ama yapamıyorsun ki...

2. yarıda daha hareketliydi Milli Takım. Bunda, 3-0'dan sonra Fransa'nın oyunu rölantiye almasının da payı vardı tabii. "Daha canlıydık" diyorum, "Korkuyu ve ezikliği üzerimizden attık" diyorum ama, "Peki pozisyon var mıydı?" derseniz, bir "Ahmet Dursun'un kaçırdığı var, o kadar" diyebilirim... Ayrıca onu da kaçırmak için marifet lazım doğrusu!

Kısaca, kendimizden güçlü takımlarla oynamak bize bir şeyler getirir mutlaka... En azından mücadele etmeyi kazandırır.

Ama, üstüne basa basa söylüyorum, bu tür hazırlık karşılaşmalarının zamanını iyi belirlemek lazım.

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır