kapat

16.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Elveda medrese, elveda cami
BBC'nin İran Masası Şefi Baqer Moin'in kaleme aldığı "Humeynini'nin Yaşamı" adlı kapsamlı yapıtını Sabah Kitapları yakında yayınlayacak

Geçen yüzyılın en önemli olaylarından biri hiç kuşkusuz İran'daki İslam Devrimi'ydi. Bir süre önce bu devrimin lideri Ayetullah Humeyni'nin hayatını anlatan bir kitap yayınlandı. Çocukluğundan başlayarak Humeyni'nin hayatını ve düşüncelerini derleyen kitabın yazarı BBC'nin İran masası şefi Baqer Moin... Sağlığında Humeyni ile günlerce konuşan Moin, Himeyni'den ve çevresinden dinletiklerini olabildiğince nesnel bir dille kaleme almış. İşte, yakında SABAH Kitapları tarafından çevrilecek olan kitaptan ilginç bölümler...

KARİZMATİK ÇOCUK
Ayetullah Humeyni ya da doğuşta kendine verilen adıyla Ruhullah Humeyni, 24 Eylül 1902'de Humeyn köyünün doğusunda büyük bahçeli bir evde doğdu. Ailesi Hz. Muhammed'in kızının soyundan geliyordu. Bölgenin ileri gelenlerinden biri olan Humeyni'nin babası, Ruhullah 4 aylıkken vurularak öldürüldü. Ruhullah babasının ölümünün ardından çocuğu olmayan teyzesi Sahebeh tarafından büyütüldü. Teyzesinin aile üzerinde ve kentte büyük etkisi vardı. Hatta Kadı'nın yokluğunda davalara bile baktığı söylenir.

Ruhullah hareketli bir çocuk oldu. Ailesi Ruhullah'ı enerjik, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynayan, akşamları da yara bere içinde eve dönen bir çocuk olarak hatırlıyor. Arkadaşları bu karizmanın farkındaydı. Oyunlarda vezir ya da şah rollerinin değişmez ismiydi.

Oldukça da güçlü olması ilerde sporcu olabileceğini düşündürüyordu ailesine. Ancak Ruhullah spora değil şiire meraklı çıktı. Hem dini şiirleri hem de klasik İran edebiyatının örneklerini küçük yaşta ezberlemeye başladı.

ÖFKELİ DELİKANLI
Delikanlılık çağlarına geldiğinde kararlı, ciddi görünümlü sert biri haline gelmişti. Babasının ölümünden sorumlu tuttuğu devlet yetkililerine karşı bir öfke, hatta bir kin duyuyordu. Babası gibi din eğitimi almaya karar verdi. Humeyn yakınlarındaki İsfahan'daki medreseye kaydı yapıldı.

1924'te, yani Ruhullah'ın eğitimine devam ettiği gençlik yıllarında, İran Şahı Rıza Han monarşi yerine cumhuriyetin tesisini öngören bir yasa önerisi getirdi. Bu öneri İran'ın dini liderlerinin büyük tepkisini çekti. Çünkü kısa süre önce Türkiye'de padişahlığın kaldırılmasını halifeliğin kaldırılması takip etmişti. İran'ın dini liderleri de cumhuriyetin ilanının kendi konumlarını sarsacağından korkuyordu. Rıza Şah'ın reform girişimleri bununla da kalmadı. Erkeklere Avrupa tarzı şapkalar giyilmesi zorunluluğu getirilmişti. Kadınların sokaklarda peçeyle dolaşması yasaklanıyordu. Bu nedenle büyük protestolar düzenlendi. Genç Ruhullah da bu protestolarda yerini almakta gecikmedi. Kadınlarla ilişki inişli çıkışlıydı. Çünkü öğrenciler cinsel istekleri de vardı. Haftasonları bir geceliğine ya da bir haftalığına evlenecekleri kadınların peşine düşüyordu. Şiilik'te "muta" adı verilen geçici evlilik de yaygındı. İslam düzenli evliliği teşvik ediyordu. Ancak medrese çevrelerinde yaygın bir söz vardı: "Bilgi bir kadının kollarında erir gider..."

MUTA'YA HAYIR
Bu nedenle bilim yolundaki gençler için istisnalar yapılıyor ve muta evliliğine ses çıkarılmıyordu. Böylece dini eğitim verilen merkezler bu tür evliliklere uygun kadınların akınına uğruyordu. Bu kadınlar genellikle yaşamlarının geri kalanını kendini dine adamış bu öğrencilere hizmete veren emekli fahişeler oluyordu.

Ruhullah'ın ise kadınlara pek ilgisi görülmüyordu bu dönemde. En yakın arkadaşı haline gelen Muhammed Sadık Lavasani ile uzun kır gezilerinde şiir ve ilahiyat tartışmayı tercih ediyordu Ruhullah. Geçici evliliklere de pek ilgi göstermiyordu. O kadar ki, karısının anlattığına göre evlenene dek bakirliğini korumuştu. Ve de ömrü boyunca tek bir kadınla yaşamıştı.

BAŞARILI ÖĞRENCİ
O dönemde medreselerde yeterli standartlara ulaşan öğrencilere hocaları karar verme yetkisi verirdi. Bu öğrenciler içtihat (yorum) yapma hakkına sahip olurdu. Humeyni "içtihat" iznine 1936'da yani çok genç yaşta ulaştı. Bu inanılmaz bir başarıydı. Buna çok az öğrenci ulaşabilirdi ve onlar da üst düzey dini yöneticiler arasına otomatik olarak kabul edilirdi. Bunlardan bazıları büyük kentlerde, bazılarıysa medresede kalıp ders vermeye başlardı. Humeyni medresede kalmayı tercih etti ve Hüccet-ül-İslam sıfatıyla Kum kentinde fıkıh dersleri vermeye başladı. Kısa sürede çevresinde bir hayran tabakası oluştu. Derslerine ve evine insanlar akın ediyordu.

'BEN TANRIYIM'
Mistizm ve İslam konusunda kendisini epey geliştirmişti. O dönem yazdığı Dua-el Seher de (Sabah Duası) bu konudaki ustalığını gösterir. Sabah Duası'nda Humeyni, İbni Arabi, Molla Sadri, Hafız ve Mevlana gibi ustaları da örnek göstererek "kusursuz insan" fikrini geliştirir. Kusursuz insan "Başlangıç ve sondur. Hem içsel hem dışsaldır. Tanrının imgesinde yaratılmıştır ve Tanrının işaretidir. Kusursuz insanı tanıyan tanrıyı tanımış demektir."

Eski öğrencisi Mehdi Haeri Yazdi, Humeyni'nin bu fikirleri hakkında şöyle diyor: "Hallac-ı Mansur 'Enel hak' (Ben Tanrı'yım) dediği için derisi yüzülerek öldürüldü. Humeyni ise onun kadar açık söylemediği için yaşadı..." Humeyni bu tür mistik görüşlerini devrime kadar pek dile getirmedi. Tutucu dincilerin kurbanı olabilirdi.

İşte Humeyni'nin sıradışı şiirleri
GençlİĞİnde Ruhullah kendisini kadınlar yerine şiire vermeyi tercih etmişti. Resim ve müziğin yasaklandığı medrese ortamında hayal gücünü çalıştırmanın tek yolu şiirdi.

Mizahi bir dil kullanıyordu. Hatta içki ve meyhaneden söz eden şiirler bile yazıyordu. İnanılması güç geliyor ama şu dizeler Humeyni'ye ait:

"Meyhanenin kapılarını sonuna kadar açın

Elveda medrese, elveda cami

Beni rahat bırakın"

Humeyni şiir yazmaya uzun süre ara verdikten sonra 1984'te tekrar başlamıştı. İşte o dönemden örnekler:

Benliğin bencilliğini aşıp

Dosta doğru gitmeliyiz

İnsana kendisini hatırlatan her bilgi

Ne pahasına olursa olsun kaçılması gereken

şeytandır

Kendimi sevmekten kaçsam da

tek gerçek benim şimdi

Daraağacını da göreceğim şimdi!

Mansur'un gördüğü gibi

İLAHİ EVLİLİK
Evlenme zamanı gelen Humeyni, gözde bir bekardı. Tahran'ın ünlü din adamlarından Ayetullah Mirza Muhammed Sakafi'nin kızını istedi. Sakafi'nin kızı Kudsi bu dönemde 15 yaşında bir öğrenciydi. Sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu. Kudsi evlenmeyi reddetti. Ruhullah başı eğik ayrıldı.

Ancak Kudsi, Ruhullah'ı reddettiği gece bir rüya gördü. Hazreti Muhammed'in kızı Fatma rüyasına girerek onunla evlenmesi gerektiğini söyledi. Kudsi de bu ilahi çağrıya kulak vererek babasına fikrini değiştirdiğini söyledi. Evlilikleri bu şekilde gerçekleşti.

Karısı evliliklerini söyle anlatıyor: "Benden ekstra görevler istemedi. Tek istediği İslam'ın kurallarına uymamdı." Kudsi Humeyni'nin ilk ve son karısı oldu ve evlilikleri 60 yıl boyunca sürdü.

YARIN
Humeyni neden Atatürk'e düşman oldu?

Hangi olay politikaya girmesine yol açtı?

Derleyen Taner Gezer


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır