


Tebrik ederim!
Bu sütuna dün, Egebank kahramanı Murat Demirel'in mektubunu koydum, Rauf Tamer olayı ile ilgili olarak...
Mektubu sanırım dikkatle okumuş, kullanılan Türkçe'yi görünce de şoktan şoka girmişsinizdir...
İşte Murat Demirel'in örnek birkaç cümlesi:
"Ben, sayın Mete Has ile çeşitli projeler ve ticaret işlerim oldu"
"Kendisine ait Göcek'teki bulunan adaya ait hisseli tapulu adanın..."
"Daha sonra sayın Mete Has biz verdiğimiz avansı geri istedik oda bize ilk önce 600 bin dolar, daha sonra'da (burada sahiden apostrof var) 10 bin dolar vererek hesabı kapattık"
İşte cümleler böyle...
Yani ilkokul beşinci sınıf talebesinin bile kuramayacağı derecede bozuk bir Türkçe...
Neye mi yanıyorum?..
Düzgün cümle bile kuramayan biri tarafından soyulmuş olduğumuza yanıyorum. Hem de "bankacılık" gibi gerçekten, bilgi, birikim ve rafinasyon gerektiren bir sektörde...
Bize yazıklar olsun ki, bunu da yemiş, yutmuşuz!..
Sayın Murat Demirel'e de tebriklerimi sunarım...
Paraya karşı kendini tutabilse, bankacılık duayeni bile olabilirmiş...
Fırsatçılar
Rezil derecede "fırsat düşkünü" olduk.
Emniyet şeridi, açgözlüler tarafından işgal edildiği için, ambülanslar çoğu zaman sol şeritten siren çalarak yol istiyor.
Bu kez de, daha açgözlüler, yol isteyen ambülansın arkasında yer kapıp, gidecekleri yere üç dakika önce gitmek için birbiriyle yarışıyor.
Bir insanın ağır hastalığını "fırsat" bilen bu zavallılardan resmen tiksiniyorum.
Ambülanstaki insanı hiçe saydıkları için...
Hayatını dedikodu ve pislikle geçirip, yoldaki üç dakikayı kazanç zannedenleri "küçümsediğimi" açıkça söylemek istiyorum.
Polis ve eroin
Diyarkabır'in Kulp ilçesi eski belediye başkanı İhsan Çelik, İstanbul'da 31 kilo eroin ile yakalanmış...
İhsan Çelik siyasete atılmadan önce, polislik görevi yapıyormuş...
Kendisine yardım ve yataklık yaptığından kuşkulanılan ve bu yüzden kayıplara karışmış olan kardeşi Aslan Çelik de, Eminönü İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli bir polis memuru imiş...
Dünyada olmayacak şey yoktur.
Ama "uyuşturucu" ile "polis" herhalde en son bir araya gelebilecek iki kavram olsa gerek...
İklim
50 yıl sonra Türkiye sıcaklardan kavrulacakmış... Biz şimdi yolsuzluktan kavruluyoruz, daha mı iyi?
Kırkayak
Avusturalya'da insanlar evde kırkayak besliyorlarmış... Bizse pantolon giymiş kırkayaklarla yaşıyoruz ya!
Testis
Testis hücreleri, beyni felce
karşı koruyormuş... Bizim neden beyin felci olmadığımız şimdi anlaşıldı.
Hepimiz iki yüzlüyüz
Personel Excellence dergisinden, yazar Kare Anderson'ın makalesini okumanızı istiyorum.
Ben çok beğendim sizin de beğeneceğinizi umuyorum.
"Hepimiz elimizde olmadan iki yüzlüyüz.
Başkalarına nasıl göründüğünüzü daha iyi öğrenmek için yapmanız gereken şey, aynada yüzünüze bakmak. Yüzünüzün iki yanı ile, iki ayrı yönünüzü ortaya koyarsınız.
Yüzünüzün sol tarafı kişiliğinizin daha "özel" yanını, sağ tarafı ise daha "açık" yanını temsil eder.
Sol taraf, genellikle sağ taraftan daha az mutlu görünür.
Çoğu insan sahip olmak istediği görüntüyü yüzünün sol yanında, gerçek ya da temel kişilik tavırlarını ise sağ yanında dile getirir.
Bir insanın yüzünün sağ tarafı genelde daha hoş, daha duyarlı, daha incinebilir ya da açık ifade taşır.
Sol yanı ise daha kapalıdır ve kişinin genellikle gizli kalmasını isteyeceği sert, haşin ya da bunalımlı yönlerini barındırır.
Sol taraf olumsuz duyguları, sağ taraf ise kişiliğin daha iyimser ve olumlu yönlerini gösterir.
Beynimizin daha çok yüzümüzün sağ tarafına yansıyan sol yarısı mantık, pragmatik düşünce, pratiklik ve dil yeteneği ile ilgilidir.
Sağ yarısı ise sezgilere, hayal gücüne ve daha yaratıcı duygulara aittir. Yerleşmiş duygularınız ve temel tavırlarınız beynin sağ yarısından çıkar, bunları yüzünüzün sol tarafı ile ifade edersiniz.
Daha kontrollü ve daha bilinçli tepkiler, yani toplum içinde takındığınız sosyal maske daha çok beynin sol yarısından oluşur ve yüzün sağ tarafında ifade bulur."
Kare Anderson, yazısının sonraki bölümünde, yüzünüzün sadece sol tarafını gösteren bir fotoğrafın karşılıklı basılarak, bütün bir "sol yüz", sağ tarafın karşılıklı basılarak da bütün bir "sağ yüz" elde edilebileceğini...
Ve bunların neredeyse çok farklı iki insan olacağını söylüyor.
Gerek kendimizin, gerekse toplumu yönlendirenlerin, en çok hangi yüzle ortaya çıktığı, meraka değer bir konu değil mi, sizce de?..