


Seçimedya
Amerikan medyası son seçimlerde tam anlamıyla çöktü... Oy tasnifinde rakamların bir inip bir çıktığı, yüreklerin hop oturup hop kalktığı o gece, Amerikan televizyonları ardı ardına vahim hatalar yaptılar.
Gece geç saatlerde Bush'un ülke genelinde önde olduğunu duyurup Başkan ilan ettiler.
Sabaha karşı bu kez başkanlığı Gore'un kazandığını açıkladılar.
Oysa hiçbiri doğru değildi...
Doğru olan tek şey Florida'da oyların birbirine çok yakın olduğu ve orada seçim tasnifi kesinleşmeden seçimin "nihai" sonucun alınamayacağıydı. Halâ da alınamadı...
Amerikan televizyonlarının başkanı ilan ettiği gecenin üzerinden bir hafta geçti ama, başkanın gerçekte kim olduğunu halâ kimse bilmiyor...
O gece Amerikan medyası tarihinin en ağır yumruğunu yedi... Nakavt oldu...
Daha doğrusu kendi kendini bitirdi... Harakiri yaptı...
Bir tek kanal hariç...
Seçimlerin tek "yenilmeyen"i; PBS oldu...
(PBS, ticari amaçları olmayan, bağışlarla ayakta duran kamusal kimlikli ve kamu yararı amaçlı televizyon kanalıydı...)
PBS, yenilmedi... Çünkü, yenilecek bir şey yapmadı.. Daha doğrusu hiçbir şey yapmadı.. Öteki özel kanalların sonuçları bir an önce verme yarışına kendini kaptırmadı.. Acele etmedi... Tahminde bulunmadı... Elindeki "tartışılır" verilere güvenerek "bilgisayar projeksiyonu"ndan sonuç çıkarmadı.. Ertesi günü bekledi...
Belki kimseye üstünlük sağlayamadı. Lakin, yanlışlık yapmadığı için yenilmedi de...
Herkesin yenildiği bir ortamda kazanan da sadece o oldu... Kaybetmediği için kazandı...
Özel kanalların amansız rekabeti, seçim gecesi tartıya vuruldu.. Sonuç vahimdi...
Peki, o rekabetin tartıya vurulmayan sıradan günlerde ve gecelerde toplumsal yaşam üzerindeki olumsuz etkileri nasıl ölçülecekti?..
Ya, medyanın sıradan günlerde ve gecelerde anlattığı öteki hikayelerin de çoğu asılsız ve yalansa?..
Amerika, şimdi başkanlık seçiminin sonucu kadar, bu sorunun yanıtını da merak ediyor.
Tarih: 6 Haziran 1977...
Yer: Ankara...
Vakit: Sabaha karşı...
12 Eylül öncesindeki son ve kritik seçimin sabahında, uykusuz milyonlarca insan nefesini tutmuş, gergin seçimin sonucunu bekliyor...
Herkesin kulağı radyolarda ve siyah-beyaz televizyon ekranlarında... O günlerde tek kanal devlet televizyonu TRT... Ve TRT'de iktidardaki birinci MC'nin ağırlığı biliniyor... Ecevit'in önderliğindeki CHP, TRT'ye güvenmiyor.. Ama, başka da seçenek yok...
Lakin, TRT ağırdan alıyor...
TRT'ye göre sonuçlar ortada.. CHP önde gibi, ama oyları tek başına iktidara yetmiyor.. Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi, seçimleri kaybeder gibi görünse de, Milliyetçi Cephe iktidarının oyları CHP'yi geçebilir..
TRT, sabah gün ışırken, halâ "açılan sandık sayısı" diye diye "rahvan" gidiyor..
Oysa, "ak günlere doğru" zafer bekleyen milyonlarca CHP seçmeninin, "açılan sandık sayısı" tekerlemesini dinlemeye sabrı yok...
Ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, "haber" kulaktan kulağa yayılıyor: "CHP tek başına iktidarda.."
Milliyetçi Cephe iktidarından bunalan yüzbinlerce insan -özellikle büyük şehirlerde- sokağa dökülüyor..
Tam bir karnaval havası...
Ankara'da yolları, kavşakları dolduran ve CHP zaferini bayraklarla, şarkılarla kutlayan araç konvoylarının yolu, TRT'den de geçiyor... Sloganlar açılan sandıkları saymaya devam eden TRT'cilerin kulaklarını sağır ediyor: "Kahrolsun TRT..."
Zafer sevinci çığ gibi büyüyor..
Akşamüstü, Bülent Ecevit, CHP Genel Merkezi'nin balkonuna çıkıyor.. CHP'nin tek başına iktidara geldiğini dosta-düşmana ilan ediyor..
Türkiye'nin o günlerdeki iki büyük gazetesi, "yıldırım baskı"ya giriyor.
Tam sayfa Ecevit'in resmi üzerinde büyük puntolarla duyuruluyor zafer: "CHP, tek başına iktidar.."
***
Aynı akşam, TRT seçim merkezinde, o güne dek kaç seçim izlemiş deneyimli gazeteci Ercan San başkanlığındaki ekip, ellerine gelen pusulalardaki rakamları, son kez hesap makinelerine döküyor. (Henüz bilgisayar yok hayatımızda..)
Hesap makineleri, manşetleri yalancı çıkarıyor. CHP'nin tek başına iktidarı, yani 226 sandalyeyi bulması imkansız.. 217'yi aşamıyor CHP.. Gün boyu protesto edilen TRT haklı çıkıyor..
Karnaval konvoyları, derin bir hayal kırıklığıyla topluyor bayraklarını... Akşam, ağır bir hüzünle çöküyor şehirlerin üstüne..
Evet, Türkiye; Amerika'nın geçen hafta Salı gecesi yaşadığı "dram"ı, 23 yıl önce yaşıyor.. Lakin tersine işliyor süreç..
23 yıl önce, rekabetin yaşanmadığı bir ortamda, ülkenin tek TV kanalı olan TRT, acele etmeden, heyecana kapılmadan doğru sonuca ulaşıyor...
(TRT, MC iktidarının güdümünde olsa da, ister istemez seçim operasyonunu işi bilenlerin eline bırakıyor.. Başka çaresi yok.. Ve işi bilenler, sonucu da biliyor..)
***
Yıllar öncesinden aktardığımız bu anı, geçen hafta ABD'de yaşananlarla birlikte düşünülerek, özel kanallarımızın "kıssadan hisse" portföyüne konulmalıdır.
Yarın, bir gün lâzım olabilir..