Anadolu'da öyle sözler vardır ki, koca bir kitapla anlatamayacağınız gerçeği, bir çırpıda ortaya çıkarıverir.
İşte bu da o sözlerden biri:
"Büyük karga gak derse, küçük karga bok yer!"
Haber bültenlerinin üstüste patlayan skandalları duyurmaya yetişemediği bir ülkede bundan daha doğru söz olur mu?
Et yolsuzluğu, süt yolsuzluğu, bal yolsuzluğu, kumaş yolsuzluğu, cezaevi yolsuzluğu, banka yolsuzluğu, rafineri yolsuzluğu, gümrük yolsuzluğu, meclis yolsuzluğu, çete yolsuzluğu... sayın sayabildiğiniz kadar.
Her gün mahkeme kapısında, ceketlerinin ucuyla suratlarını kapatmaya çalışan eciş bücüş tipleri seyretmekten bıktık usandık artık.
Milyonlarca insan dolandırıcılıktan, yolsuzluktan başka bir şey düşünmüyor.
Yasalar mı yetersiz, yoksa insanlar mı ahlaksız?
Bence ikisi de değil.
Dünyanın hangi ülkesinde bu şartlar oluşsa, o ülke yolsuzluk bataklığına gömülür.
Çünkü büyük kargalar gak dedi.
Ve onlara hiç bir şey olmadı.
İtibarlı insanlar olarak gezmeye devam ettiler. Tantan'ın dediği gibi önlerinde ceket iliklendi.
Gensorularla düşürüldüler, her türlü rezaletleri ortaya çıktı ama meclisteki karşılıklı aklama komiteleriyle yargı önüne çıkmaktan kurtulup, yine başta kalmaya devam ettiler.
O zaman halk baktı ki yasalar uygulanmıyor, yapanın yanına kar kalıyor; o zaman herkes "Ben enayi miyim?" diye düşünmeye başladı: "Madem ki bu ülkede namuslular cezalandırılıyor, namussuzlar ödüllendiriliyor bari ben de kendi çapımda başarılılar safına katılayım."
Ve her sabah kahvaltısını yapan küçük bir karga olarak hayatına devam etti.
Bekir Coşkun kardeşim memurları kızdırmış. Yapılan işlerde sizin de sorumluluğunuzu var diyerek yaralarına tuz biber ekmiş.
Ben buna bir şey daha ekleyeyim: Sorumluluk taşıyan sadece memurlar değil, sen, ben, o.. hepimiziz.
Eğer bir ülkede hükümet geceyarısı pazarlıklarında yakalanır ve gensoruyla düşürülürse; her normal toplumda o işi yapan cezalandırılır.
Türkiye'de ise tam tersi oldu ve necip milletimiz, gensoruyu veren partiyi cezalandırdı.
Çünkü geleneğinde şöyle bir türkü vardı:
"Aman bizde adet böyledir-Güzeli ağlatırlar, çirkini söyletirler!"
Bu yüzden kimsenin olup bitenden fazla yakınmaya hakkı yok!
Bazı partilerin tarikat ilişkileri söylendi, kimse kulak asmadı.
Yolsuzluklar ortaya çıkarıldı, kimse dinlemedi.
Halk kendi bildiğini yaptı ve "en namuslu, en demokrat, en adil, en fakir dostu, en dürüst" idareyi iş başına getirdi.
O zaman bu şikayet niye?
Buyurun hayrını görün!