|
|
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr
)
|
  
Şirketleşme! Silah ve minibüs!
Çözdükçe dolaşıyor... Dolaştıkça çözülüyor... Mafyalık... Kabadayılık.... Korkutma, yıldırma... Susma, çekinme, razı olma... Ve altından sömürü çıkıyor.
Öğrenci babasını sömürü...
Öğrenci annesini sömürü...
Minibüsçüyü sömürü.
Hem öğrenci velileri, hem öğrenciyi taşıyan minübüslerin sahipleri şoförler "bu taşıma işinde..." büyük bir aldatmaca, kandırmaca, korkutup sindirmeceye dayalı sömürü altındalar.
Erenköy İlköğretim Okulu'nda; bu sömürüye dayanamayıp cinnet geçiren minibüs şoförünün önce 4 kişiyi, sonra da kendini vurup öldürmesinin nedeni budur.
Nedeni budur da....
Çözümü nedir?
***
Silahlanmış, mafyalaşmış, kabadayılaşmış, gücü gücüne yeten hale gelmiş bu durumu; çocukları taşıma işinde gerçek bir rekabetin yaşandığı, yapılan indirimlerin öğrenci velilerinin işine yaradığı, temiz, çalışkan, iyi ahlâklı, titiz, kibar, beyefendi, çocukseven, kurallara uyan minibüs sahibi şoförlerin tercih edildiği, hırpani, hergele, bıçkın, pis, ahlaksız, kabadayı tavırlı minibüs şoförlerinin ayıklanıp atıldığı, ellerini soğuk sudan sıcak suya sokmadan öğrenci velisinin cebinden çıkan servis parasının neredeyse yarısına yakınına el koyan "şirketleşerek servis verme..." modelinin de ıslah edilmesi konusu ne olacaktır?
Kim çözecek bu sorunu?
Kuralları 16. yüzyılda tespit edilmiş bu çok basit taşıma hizmeti sektörünü 21. yüzyıl Türkiyesi'nde tabancasız, kurşunsuz, kabadayısız, sömürüsüz bir sisteme kim oturtacak?
Vali mi? Belediye Başkanı mı?
Milli Eğitim Bakanı mı?
Ya da öğrenci velilerinin; "Yeter artık niçin sömürttürüyoruz kendimizi ve minibüs şoförlerini" diye isyan ederek bir araya toplanması mı?
***
İstanbul'da 2 milyon öğrenci servis minibüsleriyle taşınıyor. 10 binin üzerinde servis minibüsü var. Ve bu 10 bin minibüsü aralarında paylaşmış 300 şirket sahibi... Minibüslerin herbiri bugünkü değerleri itibariyle 15-20 milyar lira arasındalar. Minibüs sahibi şoförler, mazot parası, lastik parası, tamir parası, çarpma-çarpılma parası, vergiler ödeyerek çalışır dururlar.
Öğrencileri taşırlar...
Öğrencilerin velileri...
Anneler-babalar...
Servis ücreti öderler....
Bazı veli 30 milyon öder...
Bazısı 35 milyon...
Bazısı 57 milyon...
Bazısı 90 milyon...
Çocuğun okulu ile evi arasındaki mesafe arttıkça aile bütçesinden çıkan servis ücreti de artıyor. Ve bu para çocuğu evden okula, okuldan eve taşıyan minibüs şoförünün eline geçmiyor. Bunun yaklaşık yüzde 50'sini ya da 60'ını minibüs sahibi şoförler alıyorlar.
Diğer yarısını da şirketler.
***
Bir düzen kurulmuş...
Valinin de haberi var, belediye başkanının da, milli eğitim müdürünün de, trafik şubesi müdürünün de... Bir oda, bir masa, dört sandalye, bir telefon 400-500 milyon masrafla bir şirket kuruluyor. Bu şirket, gazetelere ilan verip, minibüs sahibi 15-20 şoför topluyor. Sonra okullara gidip yüzde 60, yüzde 70 ve hatta yüzde 80 gibi büyük indirimler yapıyor gibi gözükerek, okula ihtiyaçları için para veriyor lafı yayarak taşıma işini alıyor.
İndirim ise numara!
Genellikle, gerçekte bir indirim yok..
Öğrenci velileri, sözüm ona bu ihaleden, bu rekebetten, bu en ucuz fiyatı veren servis taşıma işini aldı yutturmacasından bir fayda sağlamıyor. Çünkü valilik genelgesiyle kilometre başına bir fiyat konulmuş. Çocuğun babasından-anasından yine bu fiyat alınıyor. Veliden, sözgelimi 40 milyon çıkıyor. 20 milyon öğrenciyi taşıyan minibüsün sahibi şoföre, 20 milyon da hiçbir iş yapmayıp, sadece ilişki üreten şirket sahiplerine. 400 milyon lira koyup bir oda, bir masa, bir telefon, dört sandalye şirket kuranlar bir yıl sonra altlarına 20 milyar liralık özel oto çekiyorlar.
21. yüzyıla girdik.
İnsan dünyayı bitirdi.
Uzayı keşfe çıktı...
Öğrenci taşıma işinde bile ilkel sömürü, kurşun, tabanca, ölüm, her türlü pislik.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|