kapat

15.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Erbakan'ın en doğru sözü

Bizi Kızılay Meydanında sallandırsalar arkamızdan üç kişi bile gelmez

Yazar Fehmi Çalmuk'un yazdığı "Bir Erbakan Hikayesi / Selamünaleyküm Komutanım" adlı kitaptan öğrendiğimize göre, Erbakan 28 Şubat döneminde Türkiye çapında mitingler yapmak isteyen arkadaşlarına "Bizi Kızılay Meydanı'nda sallandırırlar, arkamızdan üç kişi gelmez" demiş.

Erbakan bu görüşünü pekiştirmek için Adnan Menderes örneğini göstererek "Menderes 27 Mayıs'tan bir gün önce 100 bin kişiye sesleniyordu. İdama götürülürken arkasından kimse gelmedi" diye konuşmuş.

Erbakan yerden göğe kadar haklı. Menderes olayı tam ibretliktir. Gerçekten 27 Mayıs'tan bir gün önce İzmir'de yapılan miting tarihe geçecek görkemdeydi. Yüzbinin üzerinde insan Menderes'in çevresini sarmış çılgın bir sevgi gösterisi yapıyordu. Hatta öyle ki, Ankara'da "artık ihtilal olacak" diye saatler sayanlar bile "Bu şartlar altında kimse ihtilal yapmaya cesaret edemez" diyordu. Kimi ihtilalcilerin bile moralinin bozulduğu söylenir.

Ancak bir gün sonra ihtilal olup Menderes tutuklandığında Türkiye'de kimsenin sesi çıkmadı. Menderes asıldığı gün ise tek bir cam bile kırılmadı bu ülkede. Peki o büyük sevgi seline ne olmuştu?

Bu sadece Menderes'in başına gelmedi, Demirel de, Ecevit de paylaştı aynı kaderi.

12 Eylül günlerini hatırlayın, Demirel'le Ecevit Hamzakoy'a götürüldüklerinde de kimse kılını kıpırdatmamıştı.

Türkiye'de devlet çok güçlü ve halkı öylesine korkutmuş ve sindirmiştir ki, toplum, önder saydığı, lider gördüğü isimlerin başına bir hal geldiğinde hemen korkuya kapılır ve ortadan yok olur.

Ama bakın, demokrasi dışı müdahalelerle yok edilmeye çalışılanlar gün geliyor halkın gönlündeki yerlerini alıyorlar. Devlet Menderes'i astı, 30 yılı aşkın süre geçince de Anıt Mezar yaptı.

Önemli olan devletin değil halkın sevgisi.
Tabii her olayı iki tarafından da görmek gerek. Erbakan "Arkamızdan üç kişi bile gelmez" diye yakınırken, dönüp diğer tarafa da bakalım. Nice önemli kişiler de, hep geldikleri nokta ile bilinir. Oysa kimse bu kişinin oraya çıkarken ezip geçtiklerini, kırıp döktüklerini, yokettiklerini görmez, bilmez.

Siyasetteki liderler, o yeri tutabilmek için etraflarında ne kadar kaliteli, gerçek dost, işe yarar adam varsa birer birer yok edip yerlerine işe yaramaz ama yalakalığı bilen, kaliteli değil ama söyleneni itirazsız yerine getiren bir fikir üretmeyen insanları getiriyorlar.

Çevre bu kadar çürük çarık olunca da, her şartta arkalarından koşacak adam bulmakta zorlanıyorlar.

1907 atağa kalkıyor
Biliyorsunuz Fenerbahçeliyim. Ayrıca sanıyorum yine biliyorsunuz 1907 Fenerbahçe Derneği'nin de Yönetim Kurulu'ndayım. 1907 Fenerbahçe Derneği kurulduğundan bu yana çok ciddi, kaliteli bir dernek olarak faaliyetini sürdürdü ve bir grup zihniyeti ile ortaya çıkmadı.

Dernek üyeleri genellikle kendi aralarında oluşturdukları fikir platformlarında Fenerbahçe'yi daha ileriye ve iyiye taşımanın yollarını tartıştılar.

1907'nin, aralarında benim de bulunduğum Yönetim Kurulu üyeleri, bu fikir tartışmalarında çıkan sonuçların tüm Fenerbahçelilere de mal edilmesi gerektiği üzerinde görüş birliğine vardı.

Bu nedenle, zaman zaman yazdığım Fenerbahçe yazıları dışında, 1907 Yazıları adı altında, Fenerbahçe Derneği'nin görüşlerini yansıtan yazılara da yer vereceğim. Bu yazıların belli bir günü olmayacak. 1907 Fenerbahçe Derneği'nde oluşan görüşleri burada sizlerle de paylaşarak çok daha geniş bir çevrede tartışmaya açacağız.

İşte 1907 Fenerbahçe Derneği 'nin görüşlerini yansıtan ilk yazı.

Fenerbahçe iyiye doğru
Fenerbahçe her sezon olduğu gibi bu sezon da işte bu klasik senaryolardan nasibini aldı.

Baştan aşağı yeni kurulan futbol takımında alınan 11 oyuncunun takıma intibakını dahi beklemeye sabrı olmayanlar ilk maçtan sonra Fenerbahçe'yi muhteşem takım olarak ilan edip iki maç sonra da bu takım için bunun tam karşıtı hükum giydirdiler.

İşte bu iniş ve çıkışlarda yönetimin tam anlamıyla takım ve teknik ekibin arkasında durmaları Fenerbahçe de fazla bulunmayan bir haslettir. Fenerbahçe Başkanı ve yönetimi bu yoğun baskılara rağmen bunu yapmışlar ve zamanla da futbol takımı, takım olma yolunda mesafe kaydederek gitgide daha da keyif veren bir futbolla Denizlispor ve Ankaragücü maçlarını farklı skorlarla kazanmışlardır.

Tipik Fenerbahçe alışkanlıkları ile bu defa da takım ve futbolcular yere göğe sığdırılamamış adeta Fenerbahçe şampiyonluğu garanti etmiş gibi bir eda içerisine girmiştir. Ardından gelen Gaziantep yenilgisi ile ise yine tersi yaşanmıştır.

Oysa futbol takımımız yapılan pohpohlamalar ile havaya girmeden, ya da başarısızlıklar karşısında moralini kaybetmeden istikrarlı bir takım olmak yolundaki çabalarını aşırı strese girmeden yerine getirmelidir.

Hakem olayları
Bu arada, Fenerbahçe'nin çok iyi yola girdiği geçmiş sezonlarda hatalı hakem kararları ile alınan kötü neticelerin ne şekilde takımın gidişatını etkileyip ne sonuçlar doğurduğu hepimizin aklındadır. Hakem hatası ile alınan iki kötü netice sadece kaybedilen puan değildir; daha önemlisi iyiye doğru giden bir takımın yeniden baskılara maruz kalması, oyuncuların kendine güvenlerinin gitmesi ve doğal olarak takımın sezondaki kaderinin büyük ölçüde etkilenmesi demektir.

Hal böyle olunca da milyonlarca dolar harcanarak kurulan takımlar bu tip hatalarla kurban gidince kulüp yönetimleri, taraftarlar, federasyon ve hakemler arasındaki çıkan sürtüşme futbolumuzu ve barış ortamını son derece olumsuz bir şekilde etkiler.

Ligimizin kaderini etkileyecek son derece önemli maçların oynanma arifesinde testi kırılmadan bu noktanın altını çizme gereğini hissettik. Bu sezon sonuçları etkileyecek ciddi hakem hataları yaşanmadığını memnuniyetle gözlemliyoruz. Futbol Federasyonu ve hakemlerimizin bu olumlu havanın devam etmesi için son derece dikkatli ve hassas davranmaya devam etmelerini kendilerinden rica ediyoruz. Geçmişteki çekişme ve sürtüşmeler hiç kimseye özellikle de Türk futboluna hiç bir yarar sağlamamıştır.

*Televizyonlarda neden dijital kanalların reklamı yapılıyor?

*Bu reklamlarda neden doğru söylenmiyor?

*299 kanal izleyeceksiniz deniyor ama neden sadece üç kanal var?

* Daha önce paket içinde satılan film kanalları sonra neden ayrı paraya satılıyor?

* Günün bir bölümünü ayrı paraya satmak ayıp değil mi?

*Yoksa dijital yayıncılık bize göre değil mi?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır