kapat

14.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Ekmek ve ideoloji

Haddinden fazla "politik"iz! Haddinden fazla ideolog! Her ortamda, her köşede, varsa yoksa politika veya ideoloji...

Çünkü politika daha kolay, ideoloji ise sahte bir "kimlik!"

Peki ne iş yapıyorsun?

Bir mesleğin var mı?

Topluma kattığın artı değer nedir?

Hayır bunlar önemli değil, önemli olan ideoloji!..

Ne yazık ki bu tablo, en sağdan en sola, merkezden en uca kadar bize özgü bir hastalık!..

"Rafine aydın"larla bile zaman zaman bulaşamadığımız nokta işte burada yatıyor...

Kişi başına milli gelir 4 bin dolarda pinekliyorsa, demokrasi de 4 bin dolarlık demokrasi olacak...

Burada, 25 bin dolarlık Fransız demokrasisi, hayaldir!

Demokrasiyi tabii ki isteyeceksin, istemek kusur değil ama hemen olmayacağını da bileceksin...

Bakınız, doğduğu şehir Erzurum'a 30 milyon dolarlık yatırım yapan işadamı İbrahim Polat, dünkü SABAH'ta, röportaj yapan muhabire neler söylüyor:

"Yatırım yaptığıma pişman oldum. Hemşehrilerim bana hep zorluk çıkardılar.

600 kişi otelde çalışıyor. Bu çoluk çocuk üç bin kişi eder. Esnafın kazancı da hariç... Ama Erzurum'da bir kısım dinci, bir kısım ülkücü, bir kısım da Atatürkçü... Kimse kimseye yardım etmiyor."

Yorumlayın bakalım bu gerçeği!..

Bizim için "politik tavır" ve hatta "ideoloji" işten, huzurdan ve refahtan hâlâ daha önemliyse, bu kafayla nereye gidebiliriz?

Olmamış
Sağlık Bakanı Durmuş, yasaklanan ilaçları "30 yıl içtim bir şey olmadı" demiş... Olmadığı nerden belli?

Anlaşma
Hükümet, siyasi af konusunda Fazilet ile anlaşmış Hoca siyasete dönecekmiş... Hasretten yanıyoruz doğrusu!

Verem
Türkiye'de verem yine hortlamış... Bizi verem mikrobu mu hasta ediyor yoksa iki ayaklı mikroplar mı?

Fon balığı
Bana "fon" dediler mi tüylerim diken diken oluyor.

Önce fak fun fon çıkardılar...

Sonra zorunlu tasarruf fonu çıkardılar.

Yıllarca ödediğimiz paralar, deve mi oldu, buffalo mu oldu, bilmiyoruz. Çünkü ödenmiyor.

Şimdi bir işsizlik sigortası fonu çıktı. Üç ayda bu fonda 178 trilyon lira birikmiş!..

İşsizlere bir faydası olacak olsa canım feda...

Ama ben bu paraların da "fonlanmasından" endişe etmekteyim.

Çünkü Türkiye "fonlama" cenneti...

Bizler de "Fon balığıyız!"

50 bin lira
Hükümet memurların fazla mesaisine 50 bin lira zam yaptı.

Yani bir saat fazla çalışan memur, 210 bin lira yerine 260 bin lira para alacak...

Sevgili hükümetimiz enflasyonla mücadele ettiği için, hadi birazcık iyimser bakayım diyorum ama olmuyor...

Olmaz ki!..

50 bin lira da zam yapılmaz ki!

Hiç yapma daha iyi...

İki saat mesai yapmış bir memur, çok çalıştığı için akşam eve dönerken sıkışıp, bir umumi tuvalete girse...

Aldığı fazla mesai zammıyla çişini bile yapamaz...

O halde, nedir bu?..

M. Demirel'den açıklama
Yazar dostumuz Rauf Tamer bir açıklama gönderdi.

Hakkında ortaya atılan 1 milyon dolar iddiası üzerine, Egebank sanığı Murat Demirel'in, kendi avukatına yaptığı açıklamayı gönderdi.

Murat Demirel, "ben böyle bir para göndermedim" diyor.

İmlasına bile dokunmadan yayınlıyorum:

"2.10.2000 tarihinden sonra medya sn Rauf Tamer'in ismini bilinçli bir şekilde bir senaryoyu benim ve sn Tamer'in aleyhine işledi. Bu senaryo bana baştan itibaren yapılan komplonun bir parçasıydı. Ben sn Mete Has Bey ile çeşitli projeler ve ticaret işlerim oldu. Bunlardan biri kendisine ait Göcek'teki bulunan Ada'ya ait hissesi tapulu adanın bana ait holdingi tarafından satın alınması idi. Mete Bey ile genelinde anlaştık, el sıkıştık. Anlaştığımız bedeli vadeli ödeyecektim.

Mete Bey avans, ön ödeme istedi ve 650 bin dolar anlaştık. Daha sonra imar durumu ve diğer hissedarlar ile ilgili bizim düşündüğümüzden daha farklı bir durum ile karşılaştık. Zaten ön ödeme, geri alınması kaydı ile verilmişti. Daha sonra sayın Mete Has biz verdiğimiz avansı geri istedik. O da bize ilk önce 600 bin dolar daha sonra da 10 bin dolar vererek hesabı kapattık. 40 bin dolar ise Mete Bey pazarlık yaparak yaktı yani kesti.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım çok olağan bir alışverişin ilk ön ödemesini, hazırlattıktan sonra sekreterime Mete Bey nereye istiyorsa sor, yollat, dedim. Parayı aldıktan sonrada Mete Bey'i arayıp parayı alıp almadığını teyit et dedim.

Paranın nereye yollandığını bu teyitten sonra sekreterim söyledi. Bu olay, 2.5 sene önce olmuş, gayet olağan sadece ben ile sn Mete Has arasındaki bir alışverişin özetidir. Sn Tamer'in ne maksatla bu kompola karıştırılmak istendiğini bilemiyorum. Bunu yapanlara sadece biraz ahlak ve vicdan çağrısı yapıyorum."

Murat Demirel

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır