Mektup bana geldi, ancak sahibini arıyor. En iyisi ben bu mektubun özetini buraya yazayım, Tantan mı? DGM Savcısı mı? Milli Eğitim Bakanı mı? Başbakan mı? kim üstüne alırsa o harekete geçsin.
Ya da hepsi birden uyansın.
Uyandıran mektup şöyle:
"Sayın Necati Doğru,
Yazılarınızı ilgiyle takip eden ve bu tür doğru yazılarla adaletin harakete geçerek haksızlıkların önünün kesileceğine inanan bir okurunuzum.
12 Kasım 2000 tarihli yazınızda yer verdiğiniz Yayla İlköğretim Okulu'nda vurulan servis şoförü benim.
İhale usulsüz yapılmıştı.
Ben minibüs şoförüydüm.
İtiraz ettim...
Hakkımı aradım...
İhaleyi kazanan şirket bizden yüzde 30 komisyon istiyordu. Çok yüksek bir para... Bizim çocukların velileri anne-babalardan taşıma ücreti olarak alacağımız her 100 liranın 30 lirasını şirkete verecektik.
Niçin verecektik?
Neyin karşılığı verecektik?
Şirketin yaptığı neydi?
Bu şirket ve bunun gibi şirketler, minibüsçülerin temsilcisi olduğu söylenen minibüs odalarının değişmez başkanları biz minibüs şoförlerine, minibüs sahibi esnafa ne hizmet veriyorlardı ki, karşılığında bunu istiyorlardı?
Ben bunları sorguladım... Bir oda, bir masa, dört sandalye, bir telefon... Minibüs odalarıyla sıkı ilişki, okul müdürleriyle senli-benli ilişki, okul koruma derneğiyle al babam-ver babam ilişki; şirketin yaptığı buydu... Karşılığında yüzde 30 istiyordu. Yüzde 30 komisyonu vermedim.
Önümü kestiler.
Okula 100 metre mesafede 10 kişi beni sopalarla dövdü.
Dayağın ardından, 3 kurşunla vurdular...
Sonunda ihale iptal edildi.
Ama benden yüzde 30 komisyon isteyen şirket çalışmaya devam etti. Bu yıl yapılan yeni ihaleye de başka bir firmayla birleşerek girdi.
İhaleye fesat karıştırdı.
Ben kurşunlanmıştım.
Ama yılmadım...
Yine itiraz ettim...
İtirazım sonucunda ihale 2 kez iptal edildi. İşin ilginç yanı şirket çete suçlamasıyla organize suçlar bürosunda sorgulanmasına rağmen Yayla İlköğretim Okulu'nda çalışmaya devam etmektedir. İhalenin yeniden yapılması gerekirken müdür muavinleri ve okul aile birliği can güvenliğimiz yok diyerek komisyon kuramamaktadırlar. Ve bu işe ne Kaymakam ne İlçe Milli Eğitim Müdürü ses çıkarmaktadırlar. Bir yazı yayınlayarak "can güvenliği olmadığı gerekçesiyle" ihalenin yapılamayacağını bildirmişlerdir.
Saygılarımla...
Yayla İlköğretim Okulu servis sorumlusu... Adil Dilek...."
Öğrenci taşıyanların dışında İstanbul'da yaklaşık 6 bin tane de halk taşıyan minibüs vardır.
Minibüsler hatlarda çalışır.
Her hat paylaşılmıştır.
Minibüs odaları (30 tane), belediye bürokratları, Trafik Vakfı yöneticileri hep birlikte "minibüs hatları diktatoryası" yaratarak; bir hatta girmek için açılan ihalelerden çeşitli yollarla minibüs başına 15 milyar lira para alırlar, minibüs sahiplerinden odalar için yılda 30 milyon, şoförlerden 18 milyon aidat toplarlar.
Vermeyeni odadan atarlar.
Hatlardan kovarlar...
Akaryakıt zammıyla birlikte yükselen ve kağıdı ile basımıyla sadece 2 milyon liraya mal olan "ücret tarifesi kartlarını" da minibüs sahibi şoförlere 50 milyon liradan satarlar.
Günlük sömürü de devam eder...
Her gün minibüs şöförlerinden...
2.5 milyon lira oda parası, 2.5 milyon lira kahya parası olmak üzere 5 milyon lira alınır ve bu paraların bir bölümünün de polise gittiği söylenir.