Alo MHP mi?
- Buyrun burası MHP!
- Şey, notlarımı kaybetmişim, sizin parti politikası nedir? Avrupa'ya giriliyor muydu?
- Elbette Avrupalı olacağız, zaten öyleyiz de, onlar kabullenmiyor. Kabullenecekler elbet.
- Peki Avrupa'nın bazı şartları var, onlar için ne diyorsunuz?
- Avrupa küçük hesaplar yapıyor. Çok ayıp ediyorlar. Bak siz de belge diyorsunuz, o belge falan değil, bir tuzak. Ülkenin temellerine konulmuş bir dinamit lokumu. Avrupa'nın oyununa gelmeyeceğiz, bu ülkeyi de getirtmeyeceğiz.
- Peki efendim bu şartları yerine getirmeden nasıl Avrupalı olacağız?
- Öyle bir hale geleceğiz ki, Avrupa bizim şartlarımızı kabul edecek. Avrupa önümüzde diz çöküp, "Lütfen tam üye ol" diyecek. Şartları biz söyleyeceğiz o zaman!
- Bu nasıl ve ne zaman olacak?
- Çok basit, bu halk MHP'yi tek başına iktidara taşıdığında bunun gerçekleştiğini hep beraber göreceğiz.
- Alo! ANAP mı?
- Buyrun burası ANAP!
- Katılım Ortaklığı Belgesi'ne ne diyorsunuz?
- "Tartışalım" diyoruz, ne diyeceğiz. Bir yol haritası var, o yol haritasını takip edeceğiz.
- Kıbrıs?
- Zaten herkes Avrupa Topluluğu'nda olduğunda böyle bir mesele kalmayacak.
- Kürtçe yayın?
- Zaten uydudan seyrediyorlar, biz yapsak daha iyi olmaz mı?
- Yani kaybedeceğimiz bir şey yok mu?
- Korkularımızdan başka yok.
- Ya kazançlarımız?
- İşte şimdi önemli bir noktaya değindiniz, kazançlarımızı Türkiye'ye anlatan yok, biz kendimize bunu misyon bildik.
- Sizce ne zaman tam üye oluruz?
- Valla ANAP tek başına iktidar olsaydı zaten şimdiye tam üyeydik, Türkiye başka şeyler konuşuyor olacaktı. "İlk seçimlerden sonra" demeyi arzu ediyoruz.
- Alo! DSP?
- Buyrun Sayın Ecevit'in evi!
- Efendim ne diyorsunuz şu Avrupa'nın şartlarına?
- Efendim bunlar bilinmeyen şeyler değil. Hiçbiri sürpriz değil.
- Kıbrıs?
- Bakın, İsmail Cem ne güzel söyledi. "Ofsayt" dedi. Yani geçersiz. "Gol" demek Türkiye'yi yanıltma çabasıdır.
- Efendim sizin örneğinizden gidelim. Biz ofsayt diyoruz ama hakem düdük çalmadı, oyun devam ediyor. Biz ne yapacağız? Oynamayacak mıyız?
- Şimdi bir benzetmeden yola çıkıp olayın geneline yaymanız doğru değil. Oynuyoruz elbet. Avrupa bizim öncelikli hedefimiz.
- Oynuyoruz da ANAP, "Savunmayı boş verin, hücumda oynayalım" diyor. MHP, "Gol yiyeceğiz savunmada oynayalım" diyor... Siz neredesiniz?
- Biz orta sahadayız, orta sahanın hafif soluna bakarsanız görürsünüz.
- Efendim orta sahadasınız ama aynı zamanda takım kaptanı Ğyani Başbakan- değil misiniz?
- Evet, elbette.
- Peki şu durumda hangi taktikle oynayacaksınız, takım ikiye bölünmüşken oyunu nasıl toparlayacaksınız? ANAP'a mı pas vereceksiniz yoksa MHP'ye mi?
- Çok açıkçası bir süre daha orta sahada top çevirmeyi düşünüyoruz.
- Türkiye zaman kaybetmiş olmayacak mı?
- Efendim tribünlerden konuşması kolay, sahada biz varız.
- Topu taca atar gibisiniz?
- Hayır konuyu taca atıyorum ve bunu Türkiye'nin başka meseleleri olduğunu çok iyi bildiğim için yapıyorum. Yoksa top bizde, ayağım topun üzerinde!
- Efendim Türkiye'nin gözü de sizin üzerinizde, malumunuz bir keresinde penaltı kaçırmıştık, şimdi ne olacak diye merak ediyoruz.
- Merak etmeyin her şey çok iyi olacak!
- Efendim son bir soru, iç politika sorusu...
- Son soruysa, buyrun...
- Koalisyon nasıl gidiyor, istikrar?
- Hiçbir sorunumuz yok, bu koalisyon icraatta oldukça Türkiye'nin çözemeyeceği meselesi yoktur. Koalisyonun alternatifi de yoktur.
- Efendim çok teşekkür ederim, her şeyi çok net olarak koydunuz!