kapat

13.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Sevgi üzerine...

Bugün, sizlere verdiğim bir sözü tutuyorum.. Büyük meseleleri değil, ama hepimizi ilgilendiren bir konuyu, sevgiyi ve sevgisizliği sizlerle paylaşmak istiyorum.. Çünkü görüyorum ki, toplumda sevgisizlik ve sevgiden kaçma giderek artıyor..

Oysa sevgi, insanın, doğumundan ölümüne kadar geçen süreç içinde, en çok ihtiyacı olan duygudur.. Hava kadar, su kadar, ekmek kadar önemlidir bir insanın kısacık yaşamında sevgi..

Ama görüyorum ki, akıl almaz sersemlikler, sevgiyi bir anda paramparça ediyor..

Düşünüyorum da, yoksa, sevgiyi, sevmeyi bilmiyor muyuz acaba?

Yoksa, ondan korkuyor muyuz?

Şimdi şöyle bir düşünün;

hayatınızda sevgiyi yakalayıp sonra kaybettiğiniz zaman, onu kaybetmekle yaptığınız büyük yanlışı düşünün..

Hayatınızda çok önemli bir rol oynayan,

sizi bütün yüreği ile seven,

en zor günlerinizde hep yanınızda olan,

elinizden tutup, yüzünüzdeki hüznü gülümsemeye çeviren kişiden ayrılmanın dayanılmaz yükünü taşımaya başladığınız anda,

hayatınızın nasıl kırıldığını, neler kaybettiğinizi düşünün..

Bütün hayatınız boyunca, kaç kere gerçek sevgiyi yakalayabileceğinizi sanıyorsunuz ki, bir düşünün bakalım..

İçine düştüğünüz boşluğu kendinize itiraf etme cesaretini gösterin ve sevginizi çevrenize kurban vermeyin.. Düşünün ve sonra verin kararınızı..

Peki neden böyle oluyor? Çünkü toplum bir garipleşti.. Kendimiz mutlu olmadığımız için, başkalarının mutluluklarını da kıskanıyoruz.. İnsanlara, onların ilişkilerine zarar vermek, aralarındaki sevgiyi çalmak için, akıl almadık işler yapıyoruz .. Arkadaşımızın ilişkisine karşı çıkıyoruz.. Alabildiğine eleştiriyoruz.. Bunu arkadaşlık adına yapıyoruz ama, aslında bilinçaltımızda onun mutluluğunu kıskanmamız yatıyor..

Peki sonra ne oluyor?

O çift ayrılıyor.. Adam, sonunda, "Bırak gitsin, dönerse senindir" diye başlayan sözü hatırlayıp, veda ediyor..

Ve biz bundan gizlice mutlu oluyoruz.. Ama timsah gözyaşları dökerek, ayrılanları, teselli etmeye de çalışıyoruz..

Sadece iki insan arasındaki ilişkinin yanında, arkadaşlar arasında da sevgisizlik büyüyor..

İşyerlerinde sevgisizlik hüküm sürüyor.. İşyerini, işini, çevresindekileri sevmiyor insanlar..

Başarılı olanları, arkadaş dediği kişiler aşağı çekmek için fırsat arıyor..

Siyaset zaten sevgisizlik üzerine bina edilmiş..

Sevgisizlik, sevememe, sevgiyi kıskanma, kendimize itiraf edemediğimiz sevgi açlığımıza rağmen tam tersini yapma, adeta yaşamımızın bir parçası haline geliyor.. Bir toplum için ne kadar kötü birşey bu..

Bütün yaşamı boyunca sevgiyi ıskalamış olan insanlar, ister kadın ister erkek olsunlar, kayıp insanlardır.. Hep kaybetmişlerdir ve bundan sonra da hep kaybedeceklerdir..

Bugün yeni bir hafta başlıyor..

Siz siz olun önünüzde duran sevgiyi sakın ıskalamayın.. Çevrenizde hep sevgi olsun.. Sevginin düşmanlarından uzak durun.. Bakın göreceksiniz, hayatınızın anlamı değişecek..

Hatta hatta, eğer aşık değilseniz, bu hafta aşık olun.. Deneyin en azından.. Sevginizi korkmadan söyleyin.. "Seni seviyorum" demek bu kadar zor mu?

Sizleri biraz düşündürüp, biraz gülümsetebildikse, ne mutlu bize..

Sevgi dolu bir hafta, haftalar, aylar ve yıllar diliyoruz sizlere...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır