
Aç memurlar
Memurlar sokaklarda.. KESK Ankara'da yığınsal bir gösteri yaptı. Kamu-Sen Başkanı Yalova'dan başkente yürüyor.
Devletin ve toplumun dikkatini çekme zorluğu memurları her gün daha çok geriyor.
Dün "Köşenizde lütfen sesimizin duyurulmasına yardımcı olun.. Sosyal hukuk devletine sahip çıkmak için yürüyen (Kamu-Sen Başkanı) Resul Akay'a destek verin" diyen bir mesaj aldım.
Çaresizlik bugün yakarışlarla bir çıkış yolu arıyor. Bu yolu açacak bir yaratıcılık gösterilemezse neler olur?. Allah korusun..
Türkiye Kamu-Sen "Halen en düşük memur aylığı 141,5 milyon liradır. Ortalama memur aylığı da 197 milyon lira" diyor.
Dört kişilik bir ailenin sadece zorunlu mutfak masrafının 187 milyon lira olduğu hesaplanıyor. Halen 300 bin memur bu rakamın bile altında aylık aldığına göre bunlar kira, su, elektrik, ulaşım parası ödemese, giyime ve çocuklarının eğitimine tek kuruş harcamasa bile ailece aç yaşıyorlar demektir.
İktidar enflasyonla savaş programa zarar vermeden bu sosyal devlet faciasına son verecek çareyi arayıp bulmak zorundadır.
Zor oyunu bozar demişler..
Enflasyondaki sapmanın yarattığı hak, düşük gelirlileri koruyarak geciktirilmeden ödenmeli, çalışanların Zorunlu Tasarruf Hesabı'nda biriken alacaklarının geri ödenmesi de daha fazla savsaklanmamalıdır.
Memurlar boğulmak üzere.. Onlara nefes aldıracak küçük bir fedakârlık, devlete ve ekonomiye misliyle geri dönecektir.
Dişlilerini aç, mutsuz ve kinlenmiş insanların oluşturduğu bir devlet çarkı hizmet ve kolaylık değil, sadece zorluk üretir.
İktidar ve parlamento, memurların sesine kulak versin!
Lükse su gibi para harcayan, şık lokantalarda her gece bir memur maaşı kadar hesap ödeyenler var ya..
Onlar da vicdanlarını körleten kara örtüleri kaldırıp atmanın idrakine varsınlar artık!
Affa siyasi boyut
Hükümet, Fazilet'e verdiği tavizler karşılığında af yasası konusunda ana muhalefetin de desteğini aldı.
Erbakan'ın cezası, düşünce suçluları cezalarına erteleme yoluyla getirilen affın kapsamına dahil edilecek, Fazilet hakkındaki kapatma davasının doğurduğu tehlike de, parti kapatmayı zorlaştıran bir Anayasa ve yasa değişikliği ile göğüslenecek.
Erbakan cezasını çekti sayılır.
28 Şubat'ta "sokağa dökülelim" aklını veren çevresine "Bizi Kızılay'da sallandırsalar arkamızdan üç kişi gelmez" cevabı, bu milletin ona bazı şeyleri öğrettiğini gösteriyor.
O sözleri, millete güvensizliğini değil, yaptığı kavganın değersizliğini itiraf ediyor.
Fazilet'in kapatılmasına karşı düşünülen tedbir de AB'ye ilerleyen Türkiye'nin menfaatinedir. Ayrıca "Kanlı mı olacak, kansız mı?" ve "Cezayir'deki gibi kan dökülecek, fıstık gibi olacak" türü kışkırtma ve meydan okumalar Refah kafasının ürettiği zehirlerdi ve cezasını buldu.
Fazilet, perde arkasındaki karıştırıcısına rağmen aynı ihanete düşmedi.
Hukuk devleti tedbirleriyle demokrasiyi korumayı öğrenmek zorundayız.