kapat

13.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Kimliksiz misafirler
Irak'tan, İran'dan, Afganistan'dan kaçanların oluşturduğu mülteciler, Avrupa'ya ya da Kuzey Amerika'ya gönderilmek üzere Van'da bekletiliyor. Resmi verilere göre sayıları 2350

Mültecilerin pek azı Birleşmiş Milletler'den onay alarak bir Batı ülkesine gönderilebiliyor. Devletin ve Vanlılar'ın tüm yardımlarına karşın son derece zor koşullarda bekleşiyorlar

MÜLTECİ, "ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi görüşleri nedeniyle zulme uğramaktan haklı nedenlerle korkan ve bu nedenle vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve kendi ülkesinin korunmasından yararlanamayan veya korku nedeniyle yararlanmak istemeyen kişi"dir.

Bu tanıma uyan binlerce kişi, yani mülteci var Van'da.

Van'ın Cumhuriyet Caddesi'nde, Şehir Parkı'nın hemen önünde sıralanmış, saat satıcıları örneğin... Çoğu İranlı ve Iraklı. Birkaç kelime Türkçe biliyorlar. Kendi toprağını bırakıp, yabancı bir ülkede yaşama tutunan, kendi kaderi hep başkalarının elinde, atılacak bir imzada ya da vereceği bir haberde olan bu insanlar kimdir? Ne yaparlar Van'da? Nasıl gelmişler? Günleri nasıl geçer, geçer mi? Sorular çok.

Yanıt almak ise çok zor. Çünkü hikayelerini anlatanlar kimliklerini açıklamak istemiyorlar. Bunun iki nedeni var:

ABD HAYALLERİ
Birincisi geçmişleriyle ilgili. Kendi topraklarında hâlâ izlerini arayan birileri olabilir ve gelip onları sınır ötesinde de bulabilirler. İkincisi ise gelecekle bağlantılı: Ya söyledikleri bir söz, dile getirdikleri bir şikayet BMMYK (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği) tarafından hoş karşılanmaz ve bir başka ülkeye gönderilme umutları ellerinden alınırsa?

Van'ın Kurtuluş Mahallesi'nde iki odalı bir gecekonduda, 25 milyon kira vererek oturan Iraklı Hamakerim Ailesi'nin evindeyiz. Baba Salah ressam. Saddam'ın yaptığı Halepçe katliamının resmini çizdiği için idam cezasına çarptırılmış. O da kaçmaya karar vermiş.

Karısını ve 5 çocuğunu bir kamyonete bindirip "yola koyulmuş." Amacı Türkiye'ye Van'a gelmek, buradan da BMMYK'nın yardımıyla Kanada ya da ABD'ye gitmek. Şimdi Van'da ressamlık yapan Salah'ın eşi Nafia, iki sene önce başlayan yolculuklarının öyküsünü anlatırken, "Ölümden kaçtık ama burada da ölmüş gibi yaşıyoruz. Çocuklara ne bir giyecek ne bir kap yemek... Komşular ne verirse onu yiyoruz" diyor.

KALSAYDI ÖLECEKTİ
"Peki nasıl ulaştınız Van'a; hangi yolla?"

Bu soruya daha sonra görüştüğümüz diğer mülteci aileleri de hep aynı yanıtı verdi:

"Karar verdik gitmeye. Kalsak öleceğiz. Belki yolda da öleceğiz ama ne yapalım, deneyeceğiz. Herkesler bilir ki kaçakçılar Kuzey Irak'taki, Süleymaniye'de, Dohuk'ta, Erbil'dedir. Oraya vardığında onlar seni bulur hemen. Sonra pazarlık başlar. Biz hepimiz için 1500 mark verdik, zaten fazlasını isteseler yoktu ya. Bindik kamyona, yol başladı, hâlâ da aynı yoldayız."

Nafia başlarından geçenleri Arapça anlatıyor, kızı Dilan zar zor Türkçe'ye çeviriyor. "Bir kaçakçı vardı bizimle gelen. Önce İran'a geçtik, İran dağlarına çıktık. Orada katıra bindik; 3 gün dağlarda atla ve yürüyerek gittik. Mağaralarda taş üstüne yattık. Kuru yufka ekmeği yedik. Kardeşim ishal oldu, 4 gün kesilmedi, bırakalım dağda nasıl olsa ölecek dedik. Ölmedi. Türk sınırına kadar geldik. Oradan da Van'a."

Nafia'nın kucağında 6 aylık bir bebek. Van'da doğmuş minik mülteci, Vana. Adını annesi bir gün gelir de Van'dan ayrılırlarsa, bugünleri hiç unutmamak için böyle koymuş.

SADECE OTURMA İZNİ
Hamakerim Ailesi'nin evlerinin zemini keçe döşeli. Duvar diplerine atılan şilteler hem yatmak hem de oturmak için kullanılıyor. Elektrik sobası var ama sadece akşamları yakılıyor.

Van'a gelir gelmez BMMYK'nin Van'daki bürosuna başvurmuşlar. O günden beri herhangi bir Avrupa ülkesine ya da ABD'ye gidecekleri günü bekliyorlar.

Van'a gelen mültecilerin izledikleri rota genelde böyle. İki senedir Türkiye'deler ve Van Emniyeti'nden aldıkları oturma izinleri dışında tek bir kimlikleri, belgeleri yok.

Kâbusları: Dosyanın kapanması
Şehir Parkı'nın önündeyiz. Sıra sıra çantalar, içleri taklit saatlerle dolu. Saatler 1 milyon liradan başlıyor. En pahalısı 5 milyon lira. Saatçi Sait, Türkmen. 5 Eylül 1998'den beni Van'da. 6 çocuğu ve eşi ile birlikte. Saddam'dan kaçmış. "Türkmen olduğum için ne ev veriyorlardı ne de iş. Bir zamanlar okul müdürüydüm ben, iyi de bir yaşantım vardı. Ama hepsi uçtu gitti elimden bir çanta dolusu saatten başka birşeyim yok" diyor Yaşar Sait.

Saat sattığı sokaktan evine gidiyoruz. İskele Mahallesi'nde tek katlı eve... Bir saat satmış gün boyu. 2 milyon kazanmış. Evin köşesindeki bakkaldan bir litrelik portakal suyu alıyor, biz misafirler için. Eve girerken açıklıyor: "Böyle şeyleri pek almıyoruz da, evde bulunmuyor haliyle. Neyse siz yabancı sayılmazsınız. Aynı soydanız biz de Türküz, kusur görmezsiniz artık."

Eve girer girmez çocuklar sevinçle babalarının elindeki pakete saldırıyorlar. Ama anne Fatma, diğer odada bulduğu iki bardağa, bizler için dolduruyor meşrubatı.

ÖLÜMDEN KAÇTIK
Bir başka eve giriyoruz. O da Iraklı. Yere serilmiş ince şilte nemli, duvarlara Arapça dualar asılmış. Huriye Ali Aziz yanıma oturuyor, "Şükür ya Muhammed" deyip söze başlıyor. Oğlu Hüseyin yarım yamalak Türkçe'yle, "Babamı, kardeşini idam ettiler. Bizi de aramaya başladılar. Saddam'a güvenemezsin bir af çıkarır, insan güvenip de ortaya çıkarsa, tuzağa düşüyor. Dağdan, bağdan, kardan geçip sınıra dayandık. Sınırdan da buraya ama iki yıla yakındır dosyamızdan haber yok. Babamların dosyası hala açık, belki bir haber gelir ya, benimkini kapattılar. Yani benim hiç umudum yok."

"Peki ne oluyor dosya kapanınca?"
Mülteciler için kabus başlıyor. Çünkü Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Türkiye Temsilciliği Van Bürosu'na gitmek ve kapıya asılan numaraları kontrol etmek için dosyanın "açık" olması gerekiyor. Bu hala "umut" olduğunu gösteriyor. Ama BM tarafından yapılan araştırma sonunda bir mültecinin dosyası kapanıyorsa o zaman sorunlar başlıyor. Çünkü, ikamet izni uzatılamıyor, ve sınırdışı edilme süreci başlıyor.

Gözleri kabul panosunda
BMMYK Van Bürosu'nun Hukuk Danışmanı olan Marco Toscana, "Mültecilerin aile geçmişleri dosyaları için en önemli basamak" diyor, " Burada birkaç kez görüşmeler yapıp onları çok iyi tanımaya çalışıyoruz. Onun hikayesi bizim için çok önemli. Fiziksel ve psikolojik travmalarını da gözönünde tutarak onları anlamaya çalışıyoruz..."

Büro'nun önünde, sokağın ortasında uzayıp giden kuyrukta bekleyen mülteciler, girişteki duvara asılı rakamlar arasında kendilerine ait olanı bulmaya çalışıyorlar. Orada numarasını bulan için yeni bir yolculuk başlıyor aslında. Çünkü, bu mülteci olarak kabul edildiklerini gösteriyor. O aslında hiç bitmeyecek olan "yaşam yolculuğu"nda yeni bir dönem başlıyor böylece...

Fügen ÜNAL ŞEN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır