kapat

13.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Çalışmak için geldi böbreğinden oldu
Moldovalı Nicolae, köyünden iş bulma vaadiyle getirilip uluslararası böbrek mafyasının İstanbul ayağındaki adamları tarafından silah tehdidiyle böbreği alınanlardan sadece biri... Moldova köylerinde bu feci akibete uğrayan yüzü aşkın yoksul köylü var

Moldova-Türkiye arasında insanın tüylerini diken diken eden ölümüne böbrek ticareti... Böbrek tüccarları Moldovalı Nina Scobiola, Türk Niyazi Şahin, Yakup kod adlı Kenan Şehit ve maalesef Mehmet Ersoy Çelik adında bir Türk doktor ile hemşire Nergis Şen...

Kurbanlar ise Moldovalı zavallı, yoksul köylüler...
Böbrek çetesinin elemanlarına ulaşmak için ilk işim uçağa atlayarak Moldova'nın başkenti Kişinev'e uçmak oldu. İlk olarak Moldova İçişleri Bakanlığı'na başvurdum. Türkiye'deki dehşet verici böbrek naklinin kurbanlarının, ülkelerine dönünce olayı yetkili makamlara ilettiklerinden emindim. Böylece Nicolae Bırdan ile böbrek tacirlerinin kurbanı olan diğer 13 arkadaşının Lepuşna bölgesindeki Minjır Köyü'nde yaşadıklarını öğrendim.

Nicolae Bırdan, Moldova'nın başkenti Kişinev'e 90 kilometre mesafedeki bu köyde ailesiyle yaşayan yoksul bir köylü...

Öğleye doğru onların evinin kapısını çaldım. Kısa boylu, zayıf solgun yüzlü bir adam olan Nicolae kapıyı açtı. Kendimi tanıttım. İlk işi kendi imalatı ev şarabından ikram etmek oldu. Ardından başladı anlatmaya... İşte Nicolae'in, tüyler ürperten hikayesi...

Nina'ya kandık böbreksiz kaldık
Bİzİm köyün yakınlarından Niegra isimli köyde yaşayan Nina Scobiola bir gün evimize geldi. Bana burada yoksul bir hayat sürdüğümü, İstanbul'da ise büyük kazançlı işler olduğunu söyledi. Arzu edersem, pasaport masraflarımı karşılayacağını, uçak biletimi de alarak beni İstanbul'a götürebileceğini ve işe sokabileceğini, aynı köyden 13 kişinin daha bu teklifi kabul ettiğini söyledi. Ben köydeki bir metal atölyesinde 10 dolar aylıkla kaynakçı olarak çalışıyordum. Eşimle konuştum. Nina'ya "olur" dedim. Nina kısa sürede bizim pasaportlarımızı çıkardı, uçak biletlerimizi aldı ve 28 Haziran 1999 günü bizi uçakla Kişinev'den İstanbul'a getirdi.

ŞANSLIYIZ
Havaalanında bizi, adını Yakup olarak tanıtan biri karşıladı. Gideceğimiz yerin Aksaray semtinde bir ev olacağını söyledi. Bizi otomobillere bindirip bu eve götürdüler. Kocaman bir apartmandı, biz Moldova'da böyle evlere blok deriz. Bizi ikişer ikişer bu apartmanın dairelerindeki odalara yerleştirdiler. Şanslı olduğumuzu düşünüyorduk.

Ertesi gün Yakup ve ilk kez gördüğümüz Niyazi, Nina ile birlikte benim kaldığım odaya girdiler. Nina onların söylediklerini bize tercüme edince şok olduk. Nina diyordu ki, 'İş yok. Para kazanmak istiyorsanız, böbreklerinizi vereceksiniz.'

ÇALIŞMAYA GELDİK
Aynı odada kaldığım arkadaşım Kitzan ile birlikte şiddetle karşı çıkarak, biz buraya çalışmaya geldik, böbreklerimizi vermeye değil, dedik. Bunun üzerine Niyazi elini beline atarak tabancasını gösterdi.

Söylediklerini Nina tercüme etti; "Ya böbreklerinizi verirsiniz ya da ölürsünüz". Nerede olduğumuzu bile bilmiyorduk. Bizi bir odaya kapatmışlardı. Aynı gün iki kadın geldi. Niyazi ve Yakup'un gözetiminde sol kolumuzdan kan aldılar. Tuvalete bile onların gözetiminde gidiyorduk. Ertesi gün aynı kadınlardan biri yine geldi ve kan alıp gitti. Üçüncü gün bu defa üç kadın geldi. Yine kan aldılar.

Aynı günün akşamı araçlara bindirilerek İstanbul'dan hayli uzakta olan bir sahil beldesine gittik. Araba vapuruyla deniz aştığımızı hatırlıyorum. (Nicolae burasının adını bilmiyor ancak biz gittikleri yerin Ayvalık olduğunu tesbit ettik. Çanakkale üzerinden gitmişlerdi. Bunu da Nicolae'in bir dağın üstünde yazı ve asker resmi vardı sözlerinden anladık.)

3 BİN DOLAR ALDI
Yakup bizi buraya Nina ve Mehmet adlı bir kişi ile bıraktıktan sonra geri döndü. İki gün sonra da Nina'ya telefon ederek, benimle birlikte Kitzan'ı İstanbul'a getirmesini söyledi. Bizim böbreklerimizin nakledileceği Avrupalı hastalar İstanbul'a getirilmişlerdi. Daha sonra bizim böbreklerimizin bu varlıklı kişilere 250 bin dolar karşılığında takıldığını öğrendik. Aynı gün akşam saatlerinde İstanbul'a getirilerek bir hastaneye götürüldük. Bir hemşire iki tane kağıt imzalattı.

Benim yanımdaki ameliyat masasında böbreğimin takılacağı adam da yatıyordu. Bir ara göz göze geldik. Bana gülümsedi. Kendime geldiğimde belimin sol tarafında bir acı vardı. Sol böbreğimin alındığını anladım. Nina ile birlikte Yakup odaya gelerek bana geçmiş olsun dediler ve 3 bin dolar para verdiler. Ameliyatı yapan doktor 5 gün pansuman yaptı.

Sonra beni otobüse bindirdiler ve köyüme yolladılar. 15 gün içinde diğer arkadaşlarım da böbrekleri alınmış olarak köye döndüler. İstanbul'da başımıza gelenleri Lepuşna polisine bildirdik.

Böbrek parasıyla bisiklet satın aldı
Nicolae Bırdan, kendisine verilen 3 bin doların ülkesinin şartlarına göre iyi para olduğunu belirtti ve şunları söyledi:

"Bu para ile oturduğum evi 900 dolar karşılığında satın aldım. Oğluma da istediği bisikleti... Bu parayı da vermeyebilirlerdi. Çünkü bizi öyle korkutmuşlardı ki, köyüme dönmekten başka bir şey düşünmüyordum. Ama onlar bu işten milyonlarca dolar kazanıyorlar. Artık yakalanıp cezalarını çekmelerini istiyorum. Gerekirse sizinle birlikte Türkiye'ye gelir, onları şikayet edebilirim. Ama bunun için benim gücüm yok. Siz yardımcı olursanız bu çeteyi gün ışığına çıkartırız."

YARIN
İlk uçakla Kişinev'den İstanbul'a uçarken yanımda Nicolae Bırdan da vardı.

Kurbanlarını dikkatle seçen

Nina Scobiola kimdir?

Tek böbrekle nasıl yaşanır?

İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri ile nefes kesen takibin öyküsü...


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır