kapat

05.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Çeteler kudretli mi?

Hayır, çeteler sanıldığı kadar kudretli değil!

Uşak cezaevinde patlak veren rezalet üzerine gazeteler "Devlet ile suçlu anlaşma yapar mı?" diye soruyorlar.

Bu soruda istemeden de olsa "çeteleri abartma" var...

Pekala biliyoruz ki, devlet, cezaevine buldozer gibi dalıp, önüne geleni ezseydi, bu kez "nerede insan hakları" diye bağıracaktık...

Öyle görüyorum ki, ortada, bu gibi mafya çetelerinin devletle pazarlık yapacak veya devlete posta koyacak kadar güçlenmiş olması gibi bir gerçeklik yok!

Sadece, cezaevlerinin idaresi ve kontrolünde devletin gösterdiği bir zaaf var...

"Vay canına, bu çeteler de amma güçlenmişler" gibisinden gerçekdışı korkulara kapılmak yerine, devletin bir an önce "yasal bir biçimde" cezaevlerini düzene sokmasına yardımcı olmak gerekiyor.

Bakan Hikmet Sami Türk'ün çabaları, bu yönde tarihi değer taşıyor ama bu gayretli bakan çoğu zaman "yalnız kalıyor!"

Trajik olan budur!

Çetelerin kudreti değil!

"Ayıp"tı!

Çatışmadan dönerken, askeri aracın devrilmesi sonucu hayatını kaybeden er Sedat Özdemir'in ailesine, 95 yılında 54 milyar lira tazminat ödenmişti. Fakat daha sonra kazada "kusurlu" görüldüğü iddiasıyla Maliye Bakanlığı avukatları, ödenen tazminatı geri almak için şehit erin ailesine "istirdat" davası açmışlardı.

Bu sütunda aylar önce konuyu dile getirmiş ve "ayıp ediliyor, böyle bir şey hukuk adına bile kabul edilemez" demiştim.

Genelkurmay Başkanlığı, Maliye'nin tavrının "askerin prestijini zedelediğini" hissettiği için, "alacak" isteminden vazgeçti ve Maliye davadan çekildi.

Askerin hassasiyeti sayesinde büyük bir ayıptan dönülmüş oldu.

Memur mu?

Devlet Bakanı Faruk Bal, Emlakbankası hakkında ortaya atılan kuşku ve iddialar üzerine banka çalışanlarına şöyle sesleniyor:

"Emlakbank'ın içinde adı yolsuzluğa karışmış ne kadar mesai arkadaşınız varsa, onları içinizden ayıklayın!"

Ben Emlakbank'ta çalışan 10 bini aşkın insanın "temiz olduğuna" inanıyorum.

Her kurumda olduğu gibi burada da sayıları sınırlı olan ve kuşkusuz "üst düzey yetkilerle" donanmış yöneticelerin "kusur, hile ve ahlaksızlıklarını" bütün çalışanlara teşmil etmek haksızlıktır.

Bankalar meselesinde de "balık baştan kokmaktadır!"

KDV soygunları
Temiz Türkiye istiyoruz hepimiz... Öyleyse temizliğe nereden başlayacağımıza doğru karar vermeliyiz...

Toplumun temizlik arzusunu ve hızlı esen temizlik rüzgarını "bir takım siyasi emellere" veyahut da "güç odakları hesaplaşmasına" çevirmemek için, nereden başlamalı sorusunun cevabı önemli.

Mesela... Bugün bütün ülke sathında, milletçe ve topyekun bir KDV soygunculuğu sürmektedir.

KDV'den toplanan para, kaçırılan paranın yanında devede kulak kalır...

Basit bir örnekle anlatırsak:

100 milyarlık bir imalat işi aldığınızı farzedelim. Bu iş karşılığında devlete 17 milyar lira KDV ödemek zorunda kalırsınız...

İşi alabilmek için "kâr marjını" çok aşağıda tutacaksınız...

Peki kârı nerden yapacaksınız?

17 milyarlık KDV'yi "deve ederek!"

Bunun için ne yapmanız gerekir?

Belli bir para karşılığında "naylon fatura" temin ederek...

2 milyar lira karşılığında naylon faturayı buldunuz mu?

Bu faturayı devlete güzel güzel ibraz ettiniz mi?

15 milyar size kalır!

Eh! Yüzde 15 kazanç da hiç fena bir kazanç sayılmaz...

Biliyor musunuz ki, Türkiye'deki en yaygın kazanç sistemi, halihazırda budur!

Çaresi ne olabilir peki?

KDV'yi, dürüstçe ödenebilir düzeye çekmek!

Görüldüğü gibi "temizlik" konusunda yapılacak çok iş var!

Bankalar ve insanlar
Kamusal ve özel bankaların olabildiğince şeffaflaşması ve mali sektörün sağlıklı bir zemine oturtulması, sağlıklı ekonominin en birinci şartı ve beklentisi...

Bu yüzden de, "bankalar olayı" kamuoyunun gündemine oturdu mu, bir daha kolay kolay düşmek bilmiyor.

Fakat bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi?

Boşaltıldı, hortumlandı, batırıldı veya battı diye çeşitli bankaların dile dolanması...

Kimi bankanın de özelleştirilmesi, satılması, devredilmesi gibi konuların tartışılması sırasında...

Bu bankalarda çalışan onbinlerce insanın ne kadara "tedirgin" edildiklerini ne yazık ki hiç hesaba katmıyoruz...

Sayıları 10'u bulan bu bankalarda binlerce namuslu ve çalışkan insan işini yapıyor.

Ailelerini bakıyor, hayatlarını düzgün bir biçimde sürdürmeyi arzuluyor. Bu insanlar otomat veya makina değil...

Onların da sağlam bir psikolojik ortam ve huzur içinde çalışma hakları var...

Mali sektörün sorunlarını elbette tartışacağız ama bunu bu sektörde çalışan insanları huzursuz etmekten biraz daha kaçınarak yapmak mümkün değil mi?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır