kapat

05.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Ustaların izleri...

Sanatçısına sahip çıkmayan toplumun kendini nasıl biçimlendirdiğini hiç düşündünüz mü?

Yozluğun, zevksizliğin, hatta çirkinliğin nasıl olup da bir toplumu bütünüyle sardığını merak ettiniz mi?

Evet diyorsanız, yaygınlaşan müziğe bakınız; sanatçısını sahiplenme duygusundan mahrum bir toplumun zaaflarını hemen yakalayabilirsiniz.

Yahya Kemal, musiki ile millet arasında sıkı ve seviyeli bağlılıktan söz eder. Türk kültürünü oluşturan "milli deha"yı, musikimizde bulur. Bu musikiye, "benliğimizin ve ruhumuzun aynasıdır" der. Musikimizi bir "seda ve nur akını" gibi görür...

Bu güzel musikiyi elden kaçırdık. Şimdi Arabeskin hoyrat ve nankör çığlıklarına musiki diyen seviyesizliğin elindeyiz.

H H H

İşte bu nobran ve seviyesiz musiki eğilimi içinde iki yeni ve kadirşinas yayın dikkat çekti: Alaaddin Yavaşça ve Avni Anıl'ın eserleri kitaplaştırılarak yayınlandı. Birincisini Kültür Bakanlığı, ikincisini İzmir Senfoni Yayınevi ilgilenenlerin dikkatine sundu.

Alladdin Yavaşça ve Avni Anıl, son elli yıllık müsikimizin önde gelen isimleri ve eserlerinin sahibidirler. Hak edilmiş "devlet sanatçısı" unvanının sahibi iki büyük usta...

Yavaşça'nın ve Anıl'ın eserleri müziğimizin değerlerini sergileyen güzel örneklerdir. Bu değerli müzik anlayışı, kültürümüzün geleceğinde önemli bir kilometre taşı olacaktır.

Melodik yapıya dayalı ulusal musikinin, armoniye dayalı evrensel musikideki yerini alması elbette ki henüz başarılamamıştır. Doğrusu; Türk musikisini kökten kopmadan geleceğe ulaştırmaya yönelik çalışmalar da istenen etkinlikte değildir. Ama, bu hedefe yönelmenin kararlılığı ve azmi de kaybolmamıştır. Yavaşça ve Anıl bu azim ve kararlılığın iki abide ismidir.

***

Çağdaşlaşma ve batılılaşma kavramlarının karıştırılmasından kaynaklanan yanılgı sonucu, bu ulusun öz musikisi, kendi anavatanında uzun yıllar yasaklanmıştı.

Yasaklandığı yıllarda bile, seviyesini ve değerini korumuş ve milletin gerçek anlamda benlik ve ruh aynası olmuştu. O tarihlerde yapılan besteler bugün, musikimizin önemli ve değerli eserleri olarak icra ediliyor.

O dönemde seçilmiş güftelere bakın; Türk şiirinin en güzel, en düzeyli örneklerini görürsünüz. Türk edebiyatının dev isimlerinin duygulu mısraları, müziğin etkileyici ezgileriyle bütünleşerek "Türk milletinin gerçek anlamda duygulandığı ve aydınlandığı bir "seda ve nur" kaynağı olmuştur.

Şimdi sıkı durun ve bir garip gerçeği izleyin.

Türk musikisinin kültürümüzdeki yerini ve politikasını belirleyip uygulamaya koymak sorumluluğu TRT'nindir. Bu öylesine kesin bir sorumluluk olarak düşünülmüştür ki, Türkçe'nin geleceği bile bu sorumluluğa bağlanmıştır.

Türk müziği türlerinden yararlanarak dil ve kültür birliğinin pekiştirilmesi ve Türkçe'nin doğru kullanılması öngörülmüştü.

Pekiyi bu sorumluluk nasıl yerine getirilmekte?

Türk müziğinin yozlaştırılmasına yol açacak görüntülerden, abartılı icralardan ve bu izlenimi veren uygulamalardan kaçınılacağı ve "Arabesk" denilen müzik türüne yayınlarda asla yer verilmeyeceği müzik politikamız olarak seçilmesine rağmen şu izlediğimiz müzik yayınlarına bakın... (A be yes, a be no şarkısının nasıl ısrarla televizyonlarda icra edildiği günleri hatırlayınız.)

Bin yıllık musikimizin ustalarının rahle-i tedrisinde yetişmiş Yavaşça'nın ve Anıl'ın eserlerini yayınlamanın cesaretini gösteren Kültür Bakanlığı'nı ve Senfoni Yayınevi'ni kutluyorum.

Umarım bunları icra edecek cesaret, ehliyet ve olgunlukla bir musiki seviyesine kavuşuruz...

SaĞol Tantan...

Dünkü yazım üzerine Sayın Tantan aradı. 86 yaşında evinin ekmeğini çıkarmak için Levent Meydanı'nda seyyar satıcılık yapan Ahmet Usta'ya yönelecek her haksızlığın karşısında olacağını söyledi. Teşekkür ederim. "Sevmek, işinin sorumluluğunu duymaktır" demiştim. Neyse ki adalet ahlakı ve sorumluluk duygusu yüksek bir İçişleri Bakanımız var.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır