


Tasarrufçu açısından
Her ayın ilk Pazar günü ekonomiye tasarrufçu açısından bakıyoruz. Cuma günü Ekim ayı enflasyonu açıklandı. Tüketici fiyatları yüzde 3.1 artmış. Eylül'le aynı. Beklentiler yüzde 2.9 ile 3.1 aralığında idi. Sürpriz yok.
Toptan eşyada durum biraz farklı. TEFE'deki artış yüzde 2.8 oldu. Halbuki beklentiler yüzde 2'ye odaklanmıştı. Aleyhte 1 puana fark var. "Çekirdek enflasyon" kabul edilen özel imalat sanayi fiyatları da yüzde 2.5 yükselmiş. Bu da beklenenin üstünde bir o kadar üstünde.
Halbuki Ekim'de sepet devalüasyonu yüzde 1'e gerilemişti. Ortada açıklanması gereken bir sapma olduğu kanısındayız. TEFE'nin ayrıntılarını inceleme fırsatımız olmadı. Haftaya bakacağız.
Cuma günü Ağustos ayı dış ticaret ve ödemeler dengesi sayılarının da açıklanacağını umut ediyorduk. Normal olarak ay sonunda, en geç ayın ilk günlerinde yayınlanır. Bu sefer gecikti.
İki önemli gelişme var. Birincisi, Avrupa Merkez Bankası tekrar euroya müdahale denedi. Yakın geçmişte 0.82 dolara kadar gerileyen euro Cuma günü 0.87'ye tırmandı. Dolayısı ile iç piyasada bir ara 685 bin TL'ye çıkan dolar 678 bin TL'ye düştü. Parite dalgalanmalarının böyle sürprizler yapabileceğini ifade etmiştik.
İkincisi, borsada bir hareketlenme görülüyor. Kalıcı olur mu? Bir şey demek çok zor. İyi haberler gelmeye devam ederse, TL faizleri düşmeye, borsa da yükselmeye devam edecektir.
Uzun dönemli yatırımlar
Bazı okuyucularım "uzun dönemli yatırımcı" deyince ne kasdettiğimi açıklamamı istediler. Galiba en çok yanlış anlama "A tipi fonlar" hakkında olmuş. 1999 ilkbaharından bu yana uzun dönemli yatırımcıya önerdim. Bazı tereddütlere yol açmış.
"Dandik TL" Türkiye insanının zaman kavramını da değiştirdi. Çünkü, para dandikleşince faizde ve devalüasyondaki dalgalanmalar arttı. Bu da yatırımcının ufkunun iyice kısalmasına yol açtı.
Türkiye'de kısa dönem denince birkaç gün anlaşılıyor. Orta dönem deyince birkaç ay, uzun dönem deyince en çok bir yıl düşünülüyor. Halbuki iktisatçı için bir yıl bile kısa dönem sayılır. Uzun dönem ise en az beş yıldır.
Biz zaten riski ve spekülasyonu seven bir milletiz. Vadelerin çok kısalması bu yanımızı daha da geliştirdi. Piyasalardaki dalgalanmalardan yararlanma iştahını kabarttı. Bir tasarruf aracından diğerine hızlı giriş-çıkışları yaygınlaştırdı.
Uzun dönemli yatırım farklı bir yaklaşıma tekabül ediyor. Şöyle düşünün. En az beş yıl kullanmayacağınız bir tasarrufunuz var. Devamlı koşuşturmak, risk almak da istemiyorsunuz. Ne yapacaksınız?
İdeal çözüm bir portföy oluşturmaktır. Yani, tasarrufunuzu hisse senetleri, bono-tahvil-mevduat gibi sabit getirili araçlar, döviz ve nakit-repo arasında bölersiniz.
Ne olur? En önemlisi, tek tek enstrümanlardaki dalgalanmalara karşı korunursunuz. Örneğin, tasarrufunuz borsadaki ani bir düşüşten daha az etkilenir. Ama madalyonun öteki yüzü de var. Örneğe devam edelim. Daha sonra borsa hızla yükselirse, karınız daha az artar.
Uzun dönemli yatırımcı kullandığı aracı bir kaç aylık getirisi ile değerlendirmez. Dört beş yıl sonundaki ortalama getirisine bakar. A tipi fonları bu şekilde düşünenlere önerdim. Hala öneriyorum. Uzun dönemde haklı çıkacağımı düşünüyorum.
Amatörün açmazları
"Amatör spekülatör" kavramını geçmişte de çok kullandım. Maalesef Türkiye'de çok sık raslanıyor. Kulaktan dolma bilgilerle yanlış pozisyonlar alınıyor.
Bazen talih amatörden yana olabilir. Uzmanların tersine tavsiyelerine rağmen aldığınız bir karar sonucu karlı çıkabilirsiniz. Ancak, şunu unutmayın. Uzun dönemde amatörler daima kaybeder. Eninde sonunda, çok pahalıya malolan vahim zamanlama hataları yaparlar.
Geçmişte, yüksek enflasyon, yüksek devalüasyon ve yüksek faiz, bu tür hataların sonuçlarını sakladı. Artık koşullar değişti. Tasarruf davranışlarını da ona göre değiştirmek gerekiyor. Profesyonellerin hizmetlerinden daha fazla yararlarmanızı tavsiye ederim.