kapat

05.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Affı sabote ettirmeyelim..

Nihayet cumhuriyetimizin şanına yakışır bir eşkıyası oldu.. O sebepten Karagümrük'ün yetiştirdiği Nuri Ergin Bey'i çok tutuyorum.. Eşkıya çok mu lazım, diye soracak olanlara hemen cevap vereyim.. "Çok lazım.."

Spottan devam ediyorum.. Bizde eşkıyasız çok sesli toplum olmaz.. Ahalinin ses çıkarmaya mecali olmadığından, Osmanlı'dan beri ihtiyaç duyduğumuz "çok sesli toplumun" öteki ucu eşkıyalıkla dengelenmiştir..

Eşkıyalık, idarelerin yolunu tıkadığı bütün demokratik örgütlenmelerin yerine geçer, toplumsal muhalefeti yüceltir..

Osmanlıda eşkıya çoktu.. Devr-i cumhuriyette biraz darlığını çeker olduk.. Mesela yıllar önce sadece bir Koçero'muz vardı ama 1960'lı yıllarda rahmet-i rahmana kavuştuğundan beri bu alanda büyük boşluk doğmuştu..

Üstelik kendisi sosyal hiçbir meseleye parmak basmamıştır.. Sadece "Büyüklerimiz başlık parasını kaldırsın.." demeyi akıl etmiştir..

***

Siz sonradan olma "mafya" tabir edilen türedilere kulak asmayın.. Onların bütün derdi haraç yoluyla kafa koparmak, rant getirecek bir suyun başını tutmak.. Sonra da sosyetik mekanları dolaşıp keyif yapmak..

Hiçbirinde cinayet sevk-i tabiisi yok.. O yüzden göz doldurmuyorlar.. Bir yerde karşılaştığınızda iş adamı mı yoksa mafyacı mı ayıramıyorsunuz..

Oysa Nuriş namı ile maruf Nuri Ergin böyle değil.. Gözündeki öldürme arzusundan kaynaklanan kıvılcımları elektrik kesintisinin olmadığı aydınlık ortamlarda bile fark edebiliyorsunuz..

Hem azimli hem kararlı..

Hepsinden önemlisi ne istediğini bilen bir kararlılıkta.. O kadar ki Nuriş'in kararlılığı ile hükümet adamlarının kararlılığını bir kantara vursanız, ikinciler "iki kısmet arasında bocalayan ev kızı" gibi tutarsız kalır..

Nuri Ergin Bey'in söyledikleri açık ve net.. Kendisi ile ilgili olarak "Gölgeme basanı yaşatmam.." kuralını aşırıya kaçmadan uyguluyor.. Ancak infaz sistemi üzerinde savunduğu görüşler ve ısrarcı olduğu noktalar var:

- "İnfaz sistemine karşı değilim ama yatacağım cezaevini ben seçerim.."

- "Yattığım cezaevlerinin iç düzenine Adalet Bakanlığı karışamaz.."

- "Gardiyanların mesaisini denetlemek, görev değişiklikleri yapmak benim sorumluluğumdadır.."

- "Yattığım cezaevi personelinin maaşlarını ödemek ise devletin yükümlülüğündedir.."

- "Hükümet benim görüşümü almadan af konusunda çalışma yürütebilir.."

- "Sıradan mahkumlara uygulanan cep telefonu yasağını desteklerim ancak uygulamasına karışmam.."

- "Hasım çete elemanlarının hangi cezaevlerinde yatırılacağı konusunda fikrimin alınması şarttır.."

***

Bunların hiçbiri anlaşılmaz istekler değil.. Nitekim bu şartlara uyulduğunda Nuri Ergin Bey'in yattığı cezaevlerinde en küçük bir olayın bile meydana geldiği görülmemiştir..

Üstelik hükümete af çalışmaları konusunda serbestlik tanıması artı puan olarak hanesine yazılabilir..

Gerçi istediği zaman içeri girdiği, canı sıkıldığında cezaevini terkettiği için kendisinin affı beklemek gibi bir sorunu yoktur.. Olaya sosyal bir yara olarak bakması önemlidir..

Yine de eleştirilecek ufak tefek şeyleri yok değil.. Temsil, yattığı koğuşun iki duvarına astığı halılar..

Biri Sıvas diğeri Bünyan olan bu halıların santimetresinde 110 ile 140 arası ilmek vardır.. Ancak koğuş duvarlarını halı ile donatmanın, minimalist bir dekorasyon tarzı olmadığını ben de kabul ederim..

Dekorasyonun cezaevi şartlarında gerçekleştirildiği düşünüldüğünde bu gibi uyumsuzluklar hoş görülebilir..

İsyan misyan bahane..

Uşak Cezaevi'nde çıkan son isyana gelince.. Medya marifeti ile Nuri Ergin'in aleyhine kamuoyu oluşturmaya çalışanlara bir hatırlatma yapayım..

Sayın Nuriş bir süre önce Sayın Çakıcı'nın sekiz adamını bu cezaevine sevkeden yetkilileri:

- "Bunları geri gönderin.. Niyetleri olay çıkarmak.. Avrupa Birliği'ne girmek üzereyken ihtiyacımız olan birlik ve beraberlik tablosunu bozmak.." diyerek uyarmadı mı? Uyardı..

Buna rağmen o sekiz kişi Uşak Cezaevi'nin bağrına saplanmış bir hançer gibi yerlerinde bırakıldı..

Nuriş Bey istese "efendilik bende kalsın.." deyip, ikiyüz adamını alarak cezaevini terkederdi, böylece olay çıkmamış olurdu.. O zaman da medyamız "Bakın siz af çıkarmaya hazırlanırken onlar iki ay sabredemeyip firar ettiler.." şeklinde yayın yapardı..

Binlerce kader mahkumunu ilgilendiren affın suyu çıkardı..

***

Nuriş Bey, kendini kurtarmak yerine sorumlu davranmayı tercih edip, adamlarla bizzat hesaplaştı.. Benim duyumlarım, aralarında kavga çıkmadığı şeklinde.. Evet, bir tartışma var ama kişisel değil..

Sayın Nuri Ergin ve arkadaşları "Sanat toplum içindir.." tezini savunurken, Sayın Çakıcı'nın yandaşları "Sanat sanat içindir.." diye ısrarcı olmuşlar.. Tartışma sırasında eller kollar hararetle sallanırken, Nuriş Bey'in parmağı, karşı tezi savunan mahkumlardan birinin gözüne batmış.. Oğlanın gözü çıkmış..

Nuriş Bey'in kendisi kadar kültürlü olmayan adamları da "Demek ki tartışmanın adabı bu.." deyip, karşı tarafa yüklenmişler, çıkarabildikleri kadar göz çıkarmışlar..

İtişme kakışma sırasında birinin gözlüğü yere düşüp kırılmış.. "Madem gözlüğün kırıldı, artık sana lazım olmaz.." deyip oğlanın kulaklarını kesmişler..

Kavgada yaralanları cezaevi çatısından atmaları gaddarlıklarından değil.. Cezaevinin sağlık hizmetleri açısından yetersiz olduğunu vurgulamak gayretinden..

- "Bunların tedavisini içerde yapamayız.." diye damdan attıkları yaralıları kendilerince hastaneye sevk etmişler..

Olaya soğukkanlı bakmak bu saatten sonra hükümet adamlarının işi.. Uşak isyanı sırasında bir nasihat heyeti tertipleyip Nuriş Bey'in annesini de başına geçirerek içeri sokan cezaevi yönetimini de kutlamak gerekir..

Nitekim bu ziyaretten sonra "İsyanı sabah bitireceğiz.." diyen Nuri Bey, rehin aldığı mahkumlarla, onaltı gardiyanı serbest bırakmıştır..

Bu noktana yazının kuyruğunu bir Hasan Cemal cümlesi ile bağlamak icap ediyor:

- "İyi niyet kazandı, diyebilir miyiz?"

Yazarın notu: "Hee! Dersin kurban!"

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır