


Küçük Mucitlere büyük fırsat
Bizim çocukluğumuzda oyuncak yoktu aslında.. Kendi oyuncağımızı kendimiz yapmak, kendi oyunlarımızı, kendimiz icat etmek zorundaydık..
Bir uzun sopa keserdilk. Bir de kısa.. Çelik çomak..
Bir ince inşaat demirini soğuk demircide yuvarlattık mı, çember.. Elinde iten sopa, önünde yerde yuvarlanan çember, koş Allah koş..
Manav sandıklarından araba, otomobil, kızak, tornet imali de bize aitti tabii.. Daha bir yığın şey.. Hep kendimiz bulur, kendimiz yapardık, boş vakitleri doldurmak için..
Şimdi oyuncakçı dükkanları binlerce çeşitle dolu.. Bilgisayar oyunlarının haddi, hesabı yok..
Düşünüyorum da.. Bizler mi daha talihliydik, bugünküler mi?..
Bunu aslında bilim adamları tartışmalı..
Biz yaratıcı olmak zorundaydık.. Düşünmek, bulmak ve yapmaya mecburduk. Bunlar bir çocuğun gelişmesinde o kadar yararlı şeyler ki..
Bugünün çocukları ise, hayal edebildikleri her şeyi görebiliyorlar, ellerine alabiliyorlar.. Bu nasıl sınırsız bir ufuk genişliğidir..
Şimdi gel de karar ver bakalım, hangi çocuk daha talihli..
***
Babam eve, ilk kendi kendine giden otomobili getirdiğinde, nerdeyse bütün aile etrafında toplanmıştık. Bir kulpu vardı.. Çevirdiniz mi, içinde saat gibi bir zemberek varmış, babam öyle anlatmıştı, kuruluyormuş.. Sonra da boşalana kadar otomobilin tekerleğini çeviriyormuş..
Hepsini kendi yaptığı ilkel oyuncaklarla gününü geçiren 5 yaşında bir çocuk için, pırıl pırıl boyalı ve kurulunca kendi kendine giden otomobil ne demek?..
Kimbilir nasıl sakınmışımdır onu değil mi?..
Siz öyle sanın..
Oyuncak ertesi gün darmadağındı.. Babamın anlattıkları yetmemişti.. Nasıl kendi kendine yürüdüğünü keşfetmek zorundaydım. Bunun tek yolu da açıp içine bakmaktı..
Bütün mekanik oyuncaklarımın ömrü hep 24 saat oldu.. "Nasıl çalışıyor, açıp bakalım.."
Merak işte.. Hem de nasıl merak..
Ördeğin civcivleri suda yüzerdi.. Tavuğun civcivleri ise suyun yanına yaklaşmazlardı, Çaldıran köyündeki evimizde..
Peki ördeğin altına tavuk yumurtası koyarsan, çıkan civcivleri ördek ana yetiştirirse ne olur?..
Dikkat buyurun bunu merak ettiğimde yaşım beş.. Sonuç, havuzda boğulmuş üç civciv..
Bunları niye yazıyorum.. Çocuğun dünyanın en meraklı yaratığı olduğunu anlatmak için.. Bu yüzden değil mi, anne ve babalar çoğu zaman çocukların birbiri ardına gelen sorularına yanıt veremez hale gelirler..
Aile bu merakı teşvik ederse, ortaya harika insanlar çıkar.. Aldırış edilmez, köreltilirse, sıradan kişiler..
***
"Küçük Mucitler Yarışması'nda jüri olur musun" dediklerinde fena halde heyecanlandım..
Dosya önüme geldi..
Yarışma, 6-12 yaş arasındaki çocuklara açık.. Yani bizim eski ilkokul çağı..
"Unutma Mucit Sensin" diyorlar, yarışmayı düzenleyenler, çocuklarımıza..
"Unutma, mucit sensin.. Önce düşünmen, sonra yaratman gerekiyor. İstediğin malzemeyi kullanıp hayalindeki icadı yap. Her şeyi kendin yapmalısın, çünkü mucit sensin.."
Daha sonrasında iş bu icadı yarışmaya yollamaya kalıyor..
Marjinal Reklam&Tanıtım
Cumhuriyet Caddesi
El Irak apt. 269/5
Harbiye/İstanbul 80320.
Bir de telefon vereyim, daha iyi olur..
0212 219 29 73
Bir de internet adresi tabii
www.hp.com.tr/kucukmucit
Kazanırsanız size bir tane HP Bilgisayar ve yazıcı. Superonline'a 1 yıllık internet bağlantısı ve D&R'dan sürpriz hediyeler var. Ayrıca birincinin okuluna 5 HP bilgisayar ve bir yazıcı ve bir internet odası hediye edilecek..
İkinci, üçüncüye de bilgisayarlar ve dijital fotoğraf makinaları, ilk 500 kişiye de "Uçan Mucit Şapkası" verilecek.. Katılma için son tarih 22 Aralık 2000..
Yani kolları sıvayıp bir şeyler icat etmek ve yapmak için topu topu 1.5 ayınız var, çocuklar..
Hadi o zaman, şimdiden düşünmeye başlayın..
uuu
Yarışmayı HP (Hewlett&Packard) adlı bilgisayar firması düzenliyor. Bugün dünya üzerinde 120 ülkeye yayılmış 86 bin çalışanı olan bu uluslararası şirket, "Meraklı.. İcat meraklısı" iki genç tarafından 1939 yılında Amerika'da bir evin garajında kurulmuş..
Şimdi, geleceğin mucitlerine imkan tanıyarak, kendi doğuşlarını anıyorlar, bir bakıma..
Çocukluğumdan çok memnunum..
Ama bugün çocuk olmak da varmış, yani..
Eğer
..şimdikinin dışında, dünyada istediğiniz herhangi biri sevgiliniz olabilseydi, kimi seçerdiniz?.
..peki ya tarihten bir sevgili seçmeniz mümkün olsaydı?..
..tanıdığınız birinden intikam almanız istenseydi, kimi seçerdiniz, bu intikamı niçin hakketmiş olurdu, intikamızını nasıl alırdınız?..
Hakan & Utku Tatil keyfi
Hülya'dan daha ne istiyonuuuzz?
Ülkemizde yeni trend Hülya Avşar'a saldırmak. Gelen vuruyor, giden vuruyor. Giden geri dönüp bir daha vuruyor. Bakın bu aralar Hülya'nın günü nasıl geçiyor.
09.10. Bütün bir geceyi rüyasında Aksakallı dedeyle kavga ederek geçiren Hülya kapı zilinin sesiyle uyandı. Kapıcı Alaattin Efendi, kapıyı geç açtığı için "Bugün sana gazete mazete yok" dedi. Hülya'yı çok uyumakla suçladı.
09.25. Zehra ağlamaya başladı. Hülya, acıkmıştır diye hemen aceleyle mamasını yaptı. Küçük Zehra "İnsan şunu önce biraz soğutmaz mı? Sen ne biçim annesin?!" diyerek annesinin suratına yemeğini fırlattı.
09.50. Zehra'nın bakıcısı Basiret Hanım eve geldi. Hülya tam "Neredesin sen?" diye çıkışacaktı ki Basiret Hanım açtı ağzını yumdu gözünü. Bir süre böyle duran Basiret Hanım Zehra'nın korkması sonucu protestosunu kesip normale döndü ve "Ben artık çalışmıycam. Mahalleli senin yanında çalışmamı istemiyor" diyerek cebinden mahalle muhtarının yolladığı,1623 imzalı, "Hülya Avşar çirkin bir kadın. Ayrıca bacakları da kalın" yazılı bir kağıdı bırakıp gitti.
10.05. Sinirle evden çıkan Hülya bu sefer de otopark kahyasından fırça yedi. Yanlış yere park ettiğini söyleyen kahya, Hülya'ya bağırdıktan sonra, çakısıyla cipin üstüne "Zaten sen araba kullanmaktan ne anlarsın?" diye yazdı.
10.10. Arabasının radyosunu açtı. Yurttan Sesler Korosu, koro halinde yaptıkları açıklamada "Sen şarkı söylemeyi bilmiyorsun. Sadece dans et" dedi.
11.30. Birleşmiş Milleitler Genel Sekreteri Kofi Annan dolaylı Kıbrıs görüşmelerinin tıkanmasının gerekçesi olarak Hülya Avşar'ı gösterdi.
13.30. Avşar kızı, aleyhindeki gösteriler yüzünden televizyon dizisinin çekimlerine 2 saatlik gecikmeyle varabildi.
14.00. Başkanlık süresi biten Bill Clinton, Amerika halkına yaptığı duygusal veda konuşmasında "En çok, Türkiye'ye gittiğim zaman Hülya Avşar'ın sesini duymaktan kurtulduğum için seviniyorum." dedi
14.30. Profesörlerden sonra ordinaryus lakabıyla tanınan FB'li Lefter de Büyükada'da "Hülya daha futbol oynamasını bile bilmiyor" dedi. Hülya'nın tenis oynadığı hatırlatılınca "Onu da bilmiyor" dedi.
16.00. Filistin lideri Yaser Arafat "Hülya Avşar'ın gözlerinin güzel olmadığını" söyledi. İsrail Başbakanı "Olur mu esas kulakları çok çirkin" deyince Ortadoğu tekrar karıştı.
18.00. Çok sayıda hap yutarak intihara kalkışan Hülya'nın, kaldırıldığı hastanede midesi yıkandı. Doktor yaptığı basın açıklamasında "İntihar etmeyi bile beceremiyor. Ayrıca midesi de çok çirkin" dedi.
20.00. Kaya Çilingiroğlu "Film Gibi" programında Hülya ile polemiğe girenleri barıştırmayı denedi. Çok kalabalık olacağı düşünülen programın çekimleri Lütfi Kırdar Kongre Salonu'nda yapıldı. Başarılı olamayan Kaya "Zaten profesör olan babam o kadından sana hayır gelmez demişti" diyerek Hülya'dan boşanacağını açıkladı.
23.00. Bütün bu olayların bir süre önce Hülya Avşar Show'da insanlara hipnoz yapan ama daha sonra işine son verilen Norveçli Tor'un işi olduğu, Tor'un gitmeden evvel tüm milleti hipnotize ederek Hülya Avşar'dan nefret etmelerini sağladığı anlaşıldı.
hakanutku@hotmail.com
SEVDİĞİM LAFLAR
Yaşlanmak bir dağa tırmanmak
gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz
artar, nefesiniz daralır ama
görüş açınız genişler.
Ingmar Bergman
(Teşekkürler Mehmet)
Pazar Neşesi
Pazar Neşemiz, Los Angeles'tan.. Kazım Okçuoğlu yolladı tabii..
Genç kız bir gece evvelki buluşmasını arkadaşına anlatıyordu..
"Akşam yemekten sonra 'İlle de size gidelim' diye tutturdu..
Kabul etmedim.. Israr etti..
'Böyle bir şey yaparsam, annem fena halde sinirlenir' dedim.."
"Sonra ne oldu?.."
"Hiç.. Bize gelmek için bastırdı..
Ben de 'Olmaz' demekte inat ettim.."
"İnadını kıramadı, seni yumuşatamadı,
değil mi?.."
"Tabii kıramadı. Dediklerimden santim ödün vermedim.
Sonunda onun evine gittik. Bana ne..
Bıraktım onun annesi sinirlensin.."
BİZİM DUVAR
Aferin be çözüm, gözüme girdin valla.
Hakan& Utku
Söyle!..
Söyle nerde olmak istersin deseler,
Onun kollarında diyebilir misin
En güzel şey nedir deseler,
Aşktır diyebilir misin?
En çok kimi seviyorsun deseler,
Adımı söyleyebilir misin?
Neden ağlıyorsun deseler,
Sevgilim için diyebilir misin?
Beni unutmanı söyleseler,
Hayır diyebilir misin?
Yaşamak güzel mi deseler,
Onsuz anlamsız der misin?
Söyle sen kimsin, kiminsin deseler,
Aşığım ve yalnız onunum diyebilir misin?
(Dizeleri Rana İlhan yollamış, yazarını da da bilmiyor, ne yazık ki..)