


Sıktınız artık!..
Demokrasinin vazgeçilmez unsuru basında, nelerin tartışıldığına baktığımız zaman, "medyasız" bir ortamın, "ortaçağ karanlığı" olacağı bir kez daha anlaşılıyor. Bu yüzden işte, medyayı karalayan çevre ve şahısların düşünceleri hiçbir değer taşımıyor.
Ana çizgisiyle daima demokrasiye hizmet eden özgürlükçü basının, zayıf düşürülmesinden medet uman karanlık çevreleri anlamak daha kolay...
Ama "aydın" geçinip de...
Atatürkçü, solcu vesaireci geçinip de, her fırsatta medyaya çamur atanları anlamak o kadar kolay değil...
Hele hele kişisel kinlerini kusmak için...
Kendilerine "bir oturaklık yer kapabilmek" için özgürlükçü medyaya zarar verenleri "makul karşılamak" imkansız görünüyor.
Bakınız:
İki yazar, şimdi emekli olan iki askerin, zamanında kendilerine "komplo" kurduğunu, gazetelerde anlatıyorlar. Bunu karşılık Genelkurmay Başkanlığı, hadisenin nasıl geliştiğini yine gazetelerde açıklıyor.
Kimi yazarlar, bu açıklamalara karşı sualleri yine gazetelerde ortaya koyuyorlar.
Temiz bir Türkiye için...
Yolsuzlukların, soygunların ve haksızlıkların... Kirli ilişkilerin ve Susurluk misali skandalların aydınlatılması gereği, yine hep gazetelerde tartışılıyor.
Ben bir tek sorunun cevabını hep gözümde canlandırıyorum:
Ya gazeteler olmasaydı?
Düşündüğün şeye bak, bu çağda hiç gazeteler olmadan modern toplumdan söz edilebilir mi, diyebilirsiniz... Haklısınız söz edilemez ama...
Gazetelere ve gazetecilere karşı körüklenen şu "aleni düşmanlıktan" rahatsız olmamak için de, insanda duvar gibi kafa olması gerekmiyor mu?
Medyanın değerinin anlaşılması için, ille de büyük bir darbe yemesi mi gerekiyor?
Bu ne medya düşmanlığıdır, bu ne yazılı kağıt düşmanlığıdır, bu ne fikir platformu düşmanlığıdır, yarabbim!
En sol'dan en sağ'a kadar, kadının ne kadar "saçı yağlısı", erkeğin ne kadar "sakalı kirlisi" varsa, ne kadar ipten kazıktan kurtulmuş tip varsa, ağzını açtığında meydaya yumuluyor!
Yeter be kardeşim!..
Medya özgürlüktür.
Medya düşmanı da, özgürlük düşmanıdır!
Sıktınız artık!..
Plaket
Kenan Evren, emekli olduktan sonra kendisine hediye edilen plaketleri denize attığını söyledi. 750 plaketi evinde koyacak yer bulamamış... Olay üzerine gazetelerde yazılan çizilen değerlendirmeleri okudum... Hiç kimse, konunun en ilginç boyutuna değinmedi.
"Darbecilikten" emekli bir paşaya sivil ve resmi toplumun el birliğiyle girdiği "plaket verme yarışını" siz neye yordunuz?
Ben, ülkemizdeki "demokrasi aşkına" yordum!
Plaketçileri hassaten tebrik ederim!
Servis
Kadıköy'de servis şoförleri silahlarla birbirine girdi. Dört ölü üç yaralı var... Şükür ki, okul içinde çıkan bu çatışmada bir tek öğrencinin bile burnu kanamadı.
Servis şirketleri arasındaki rekabetin, öğrencilerin can güvenliğini sarsıcı boyutlara ulaştığını söylemek için kahin olmaya gerek yok...
Ama ben şaka yollu da olsa, yine de silahlarla çatışan servis şoförlerine teşekkür etmek istiyorum.
Kendi aralarında çatıştılar ama hiç olmazsa çocuklara bir zarar vermediler. Ne de olsa öğrencilere hizmet ediyorlar.
Tekel
Rakıya yüzde 18 zam geldi. Efkar dağıtmak için de çuvalla para lazım!
Kokain
Alman vekiller kokain çeki-yormuş... Bizim vekiller "siyaset" çekiyor.
Taş
Sami Selçuk taş düşürmüş! Çok düşünmek adamda böyle taş yapar işte!
Emekli paşalar
Türkiye'de en kolay yaratılan şeylerden biri "paranoya ortamı!"
Sonunda toplumun "sağduyusu" galebe çalmamış olsa, çeşitli kürsüleri fütursuzca kullanmaya alışmış kılıç kalkan ekibinin yarattığı paranoya ortamları, kimbilir ne büyük zararlar verecek...
Allah'tan ki, toplumun sabrı ve sağduyusu sapasağlam ayakta.
Son günlerde, batık bankalar gündemi işgal ediyor ya...
Özellikle "irtica çevreleri"nin körüklemeye çalıştıkları bir paranoya, usul usul piyasaya sunulmaya çalışılıyor.
"Kimdir bu holdinglerde ve banka yönetim kurullarında çalışan emekli paşalar?" diye soruyorlar ve bütün emekli paşaları "hırsız ve sahtekar" mevkiine koymaya çalışıyorlar.
Elbetti ki paşanın da "hırsızı" ve "sahtekarı" vardır, olacaktır da...
Ama işte fırsat deyip, bütün emekli askerleri "hırsız ve sahtekar" yerine koyan ve "asker"e olan "büyük güveni" sarsmaya yönelen bu çabalar, beyhude çabalardır.
Tarikatçılar ve onların gizli müttefikleri boşuna uğraşıyorlar.
Türk Silahlı Kuvvetleri ile ve o kurumun şerefli emeklileri ile böyle bir bilek güreşine girmeleri yersizdir. Hem her emekli gibi, yetişmiş bir askerin de namusuyla çalışma ve birikimlerini ortaya koyma fırsatı olmayacak mı?
Sadece üniformaya değil, o üniformayı taşımış insanlara bile tahammülleri olmayan çevrelerde "anayasal hak" fikri hiç yok ki, bunu hesap edebilsinler.
Biz de oturmuş, "asker düşmanlığından muzdarip" insanlardan, mantık bekliyoruz.