kapat

04.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Tantan, Akpamuk ve Ahmet Usta

Türk eğitim dünyasından felsefeyi silip attık. Güya hayatta faydası yokmuş. İyi mi ettik? Kesinlikle hayır...

Kötü mü ettik? Kesinlikle evet...

İşte örneği: Kanunsuzlukla, yolsuzlukla savaşın usta ve güvenilir ismi Tantan, işin can alıcı noktasını vurguluyor: "Kanunsuzlukla mücadelenin özünü felsefe okuyarak öğrendim."

Tantan, adalet ahlakını en içten ifadelerle anlatıyor ve felsefenin ışığında yüceltiyor. Çünkü, Türkiye'nin bugünlerde muhtaç olduğu şeylerin başında "adalet ahlakı" gelmekte...

Seneca, "Ahlak Mektupları"nda "çok kere ıstırapların felsefesini rastlantılar anlatır" diyor.

Önceki gün Tantan, TODAİDE'deki (Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü) konferansında yolsuzlukla, kanunsuzlukla mücadelenin siyaset ve yönetim anlayışındaki yerini anlatıyordu. İnsanlar can kulağı ile dinlemekteydiler. Çünkü adalet ahlakının önemini vurguluyordu. "Bir haksızlık varsa, bir yolsuzluk varsa bildirin gereğini yapalım" diyordu.

***

Aynı gece Ali Kırca'nın haber programında, Türkiye'de kimin gücünün kime yettiğini gördük. Belediye zabıtaları, Mülkiye'deki oğlunu okutmak için seyyar satıcılık yapan emekli Hüseyin Akpamuk'u güya görev adına hırpalayıp, ağlatıyorlardı.

Bu eziyetin adı "kanun uygulamakmış"...

İnsana "haydi canım sen de" derler...

Olay kamuoyuna yansıyınca Mülkiye öğrencisi Avni Akpamuk Kırca'nın programında babasına yapılanları terbiyeli üslup ve seviyeli adalet anlayışıyla anlatınca, belediye zabıtası insafa gelmiş ve ekmek teknesi el arabasını babasına iade etmiş.

İstanbul'da da belediye zabıtasının gücü, küçük esnafa geçer. Onu örseler, onu hırpalar, ona eziyet eder, onu aşağılar.

Gücünün yettiği sadece küçük esnaftır. Bir de Tantan'ın deyimi ile "önünde düğme ilikledikleri" vardır.

***

Şimdi televziyonlara yansımayan bir emekli olayını da ben aktarmak istiyorum. Adı, "Ahmet Usta"... 86 yaşındadır. Levent Meydanı'nda tamamı yarım metre kare bile tutmayan bir yerde su tesisatçılığı yapark ailesinin nafasını çıkarır. Yanında değişik seyyar satıcılar vardır. Yanı başında bütün sandıklarını, çuvallarını yayarak kaldırımları işgal eden lüks şarküteri mağazaları vardır.

Tam karşısında da Beşiktaş Belediye Zabıtaları otururlar...

Tesisatçı Ahmet Usta 15 yıldır evinin nafakasını bu yarım metrekarelik yerden kazanır. Mahallelinin kişiliğine, emeğine ve becerisine saygı ve güven duyduğu birisidir.

Hafta içinde belediye zabıtaları gelip Ahmet Usta'yı yerinden ederler ama diğer seyyar satıcılara dokunamazlar. Çünkü, Ahmet Usta dışında diğer seyyar satıcılar için Beşiktaş Belediyesi müdürleri telefon ederek "bu adamı idare et" demişlerdir.

Telefon edecek arkası bulamayan tek kişi Ahmet Usta'dır.

Evet! Belediye müdürlerinin telefonları ile uygulamayı keyfileştiren belediye zabıtası, caddeyi kendi keyfine göre özel otopark haline getirenlerin trafik memurluğunu bile yaparlar; ama 86 yaşında evinin nafakasını çıkaran Ahmet Usta'yı yerinden etmeyi görev sayarlar...

***

Tantan "kanunsuzluğa, yolsuzluğa karşı başlattığımız ikinci istiklal savaşımız millete hayırlı olsun; bize yardım edin" diyor...

Pekiyi belediyelerin, zabıta aracılığı ile uyguladığı keyfiliğe, kanunsuzluğa ne diyeceğiz? Hatta daha ileri gidip, sizin deyiminizle "önünde düğme iliklediklerinin" "body-guard"lığını yapanlara ne diyeceğiz?

Felsefe, sevgi ve bilgelik kavramlarının bütünlüğüdür... Felsefesin sevgi yönü, akıllı davranmak, aşırılıktan kaçmak, haksızlıktan kaçınmak demektir. Bilgelik yönü ise, tam Tantan'ın tarif ettiği niteliktir. Kişiye göre değişiklik göstermeyen, doğru ve âdil olmanın ahlakıdır.

Bütün bunlara rağmen, eğer bir haksızlık bir telefona kalmışsa, kimsenin adalet ahlakından söz etmeye hakkı olmaz.

İşin felsefesini bırakıp, pratiğine bakalım.

Tantan acaba Ahmet Usta'ya bir tavassut telefonu ederek, 86 yaşında evinin nafakasını örselenmeden, aşağılanmadan çıkarmasını sağlayabilir mi?

Sevginin felsefesi diyor ki, "sevmek, sorumluluk yüklenmektir..."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır