kapat

04.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


En büyük kim?

Uşak Cezaevi'nde olanlar, mafya olgusunun ulaştığı boyutları ve devletin düştüğü aczi sergileyen bir tehlike alârmıdır.

Nuri Ergin adlı çete reisi, egemen olduğu Uşak Cezaevi'ne getirilen 8 tutuklunun derhal başka bir yere gönderilmelerini istiyor.

Cezaevi yönetimi savsaklayınca hareket başlıyor. Nuri ve Vedat Ergin ile adamları, Çakıcı tarafından intikam için gönderildiklerine inandıkları 8 tutukluyu koğuşlarından alıp enterne ettikten sonra cezaevi müdürü ve yardımcıları dahil 26 görevliyi rehin alıyor.

Ardından da korku filmlerini aratmayacak vahşet sahneleri yaşanıyor.

İşkence edildikten sonra kurşunlanan 6 kişi öldü sanılarak cezaevi avlusuna atılıyor..

Vali'nin megafonla yaptığı "teslim olun" çağrısına çete, avluya fırlattığı iki çıplak cesetle cevap veriyor. Ve pazarlıklar..

Nuri Ergin dün sabah Bilecik Cezaevi'ne nakledilmeyi kabul ediyor. Hareket etmeden önce oğluna bağırıyor: "Ben telefon edene kadar bir şey yapmasın!"

Tercümesi şu:

"Ben salimen vardığımı haber vermeden Vedat (kardeşi), elinde tuttuğu rehineleri bırakmasın.."

Mafyanın bu gücü nereden aldığını kimse sormamalı.. Cevabını, oğlu aynı cezaevinde yatan bir işadamı veriyor çünkü.

Oğlu ile görüşmeye gittiğinde karşısına Nuri Ergin çıkmış ve ona "Oğlunun hayatı elimde. 1 trilyon 250 milyon lira ödeyecek, ayrıca Sibel Can'ın Biga Cezaevi'nde yatan kocasını da öldürteceksin" demiştir.

Devlete sığınan işadamının, yazdığı dilekçeyi Adalet Bakanlığı Özel Kalemi'ne vermesinden bir saat sonra çalan cep telefonu, karşısına "Nuriş"i çıkarmıştır:

"Şikâyet ettin de ne oldu!"

Bakanlık içinde bile adamları olduğu anlaşılan Nuri Ergin, dün arkasında beş ceset ve perişan edilmiş bir devlet görüntüsü bırakarak Uşak'tan ayrılırken, jandarmalara açtırdığı cezaevi aracının arkasından şöyle bağırdı:

"En büyük devlet!"

Devlet bir aygıt değil de kendi durumunu bağımsız olarak yargılayıp konuşabilen bir varlık olsaydı herhalde şu karşılığı verirdi:

"Estağfurullah.. Teveccühünüz!"

Çocuklarımız
Ekmek kavgasının zaman zaman doğurduğu şiddet, hiç değilse çocuklarımızın hayatını etkilememeli.

Ama bu da oluyor ve dün Kadıköy'deki bir ilköğretim okulunda oldu.

Yüzlerce çocuk, servis araçlarının şoförleri ve yöneticileri arasında cereyan eden katliam boyutlu şiddet olayının ortasında kaldı.

Milli Eğitim Müdürü "Çok büyük bir rantı olan bu servis işinin sorumluluğu bizden alınmalı. Bizim işimiz eğitim" dedi.

Hayır efendim, sizin işiniz eğitmek için emanet edilmiş çocukların ruh sağlıklarını ve güvenliklerini de garanti altına almaktır.

Bir çok okulda çocukları okula ve eve taşıma hizmeti taşeronlara veriliyor.

Çocuklar, o taşeronların, kalitesini garanti etmedikleri şoförlere teslim ediliyor. İşte bazıları da bellerinde tabanca taşıyor.

Dünkü tecrübe Milli Eğitim ve okul yönetimleri için, sorumluluktan kurtulmanın değil, daha çok sorumluluk üstlenmenin sebebi olmalıdır!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır