Yunanİstan Başbakanı Kostas Simitis, kendinden 11 yaş küçük Mesut Yılmaz'ı çalışma odasında ağırlayıp, buyur ettikten sonra söze girdi: - Dün Akropol'de gezerken çekilmiş görüntülerinizi, televizyonda izledim. Ne kadar çok sigara içiyorsunuz?
Akropol'deki sigara yasağına, uyarıldığı halde uymayan Yılmaz, gülümsedi. Simitis ekledi:
- Bakın, AB'ye girmek istiyorsunuz. Ama Avrupa'da artık sigara içmek ayıp karşılanıyor. Azınlıkta kalıyoruz.
Yılmaz altında kalmadı:
- Biz Avrupa Birliği'ne girelim de Sayın Simitis, ben sigarayı bırakırım.
Yılmaz ve Simitis, yarım saat boyunca yalnızca Yılmaz'ın De Nicotea marka ağızlığı ile günde 2 paket tükettiği sigarayı nasıl bırakacağını konuşmadılar doğal olarak. Simitis'in, 8 Kasım Türkiye-AB Katılım Ortaklığı Belgesi'nde "Helsinki çerçevesini kabul edeceğini" söylemesi, Yılmaz'ın görüşmeden umutlu ayrılmasını sağladı.
Yılmaz artık, 8 Kasım'da Yunanistan'dan kaynaklanan bir sorun olacağına fazla ihtimal vermiyor. Ancak başta İsveç olmak üzere, bazı kuzey ülkelerinin, belgede "Kürt" sözcüğünün yer alması yönündeki eğilimi, can sıkıntısı olmayı sürdürüyor. Simitis görüşmede, Türkiye'ye AB konusunda verdikleri desteğin, muhalefete karşı kendisini zor durumda bıraktığından yakınarak, "Türkiye'den jest beklentisini" ima etti.
Yılmaz sordu:
- Jestten anladığınız nedir? Söyleyin ona göre tutum belirleyelim.
Simitis'in yanıtı ilginç:
- Hükümetlere düşen bu iradeyi açıklamak. Jestin ne olduğu işini, Cem ile Papandreu'ya bırakalım. Onlar zaten gayet iyi götürüyorlar.
Yılmaz-Simitis görüşmesinden 3 sonuç çıkarılabiliyor:
HAVA OLUMLU: Türk-Yunan yakınlaşması, ABD ve AB'de olumlu karşılanıyor ve destekleniyor. Cem ve Papandreu arasında varılan Güven Arttırıcı Önlemler çerçevesine, bölge güvenliği ve istikrarı açısından önem veriliyor.
DİYALOĞA DEVAM: Diyaloğun etkisi, siyaset dışında da kendisini gösteriyor. İki ülke ticaretinin, 1999'a göre, yüzde 35 artarak, bu yıl sonuna dek, 1.1 milyar dolar olması bekleniyor.
SORUNLAR AŞILIR: Bu manzara, yakın zamana dek geçerli olan, "Belirli sorunlar çözülmeden, yakınlaşma olmaz" bakışının yerini, "Ortak noktaları öne çıkaralım, sorunları önümüze geldikçe çözeriz" bakışının almasını getirmiş.