kapat

04.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
AB'ye girersek sigarayı bırakırım
Bu sözü Mesut Yılmaz, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'e verdi

Yunanİstan Başbakanı Kostas Simitis, kendinden 11 yaş küçük Mesut Yılmaz'ı çalışma odasında ağırlayıp, buyur ettikten sonra söze girdi: - Dün Akropol'de gezerken çekilmiş görüntülerinizi, televizyonda izledim. Ne kadar çok sigara içiyorsunuz?

Akropol'deki sigara yasağına, uyarıldığı halde uymayan Yılmaz, gülümsedi. Simitis ekledi:

- Bakın, AB'ye girmek istiyorsunuz. Ama Avrupa'da artık sigara içmek ayıp karşılanıyor. Azınlıkta kalıyoruz.

Yılmaz altında kalmadı:

- Biz Avrupa Birliği'ne girelim de Sayın Simitis, ben sigarayı bırakırım.

Yılmaz ve Simitis, yarım saat boyunca yalnızca Yılmaz'ın De Nicotea marka ağızlığı ile günde 2 paket tükettiği sigarayı nasıl bırakacağını konuşmadılar doğal olarak. Simitis'in, 8 Kasım Türkiye-AB Katılım Ortaklığı Belgesi'nde "Helsinki çerçevesini kabul edeceğini" söylemesi, Yılmaz'ın görüşmeden umutlu ayrılmasını sağladı.

Yılmaz artık, 8 Kasım'da Yunanistan'dan kaynaklanan bir sorun olacağına fazla ihtimal vermiyor. Ancak başta İsveç olmak üzere, bazı kuzey ülkelerinin, belgede "Kürt" sözcüğünün yer alması yönündeki eğilimi, can sıkıntısı olmayı sürdürüyor. Simitis görüşmede, Türkiye'ye AB konusunda verdikleri desteğin, muhalefete karşı kendisini zor durumda bıraktığından yakınarak, "Türkiye'den jest beklentisini" ima etti.

Yılmaz sordu:

- Jestten anladığınız nedir? Söyleyin ona göre tutum belirleyelim.

Simitis'in yanıtı ilginç:

- Hükümetlere düşen bu iradeyi açıklamak. Jestin ne olduğu işini, Cem ile Papandreu'ya bırakalım. Onlar zaten gayet iyi götürüyorlar.

Yılmaz-Simitis görüşmesinden 3 sonuç çıkarılabiliyor:

HAVA OLUMLU: Türk-Yunan yakınlaşması, ABD ve AB'de olumlu karşılanıyor ve destekleniyor. Cem ve Papandreu arasında varılan Güven Arttırıcı Önlemler çerçevesine, bölge güvenliği ve istikrarı açısından önem veriliyor.

DİYALOĞA DEVAM: Diyaloğun etkisi, siyaset dışında da kendisini gösteriyor. İki ülke ticaretinin, 1999'a göre, yüzde 35 artarak, bu yıl sonuna dek, 1.1 milyar dolar olması bekleniyor.

SORUNLAR AŞILIR: Bu manzara, yakın zamana dek geçerli olan, "Belirli sorunlar çözülmeden, yakınlaşma olmaz" bakışının yerini, "Ortak noktaları öne çıkaralım, sorunları önümüze geldikçe çözeriz" bakışının almasını getirmiş.

Neden İngilizce?
Mesut Yılmaz, dün Türk-Yunan İş Konseyi'ndeki konuşmasını, Türkçe-Yunanca çevirmen bulunduğu halde, İngilizce yaptı. Almanca'ya, İngilizce'den daha çok, hakimiyeti olduğu bilinen Yılmaz, geçenlerde Brüksel'de bir Alman Vakfı'ndaki konuşmasını da Almanca yerine İngilizce yapmıştı. Yılmaz'ın konuşma taslaklarının Dışişleri danışmanlarınca, hazırlandığını bilenler şu yorumu yapıyorlar: "Yılmaz, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde, önemli bir görev üstlendi. Konuşmaları, yalnızca konuştuğu kişilerce değil, diğer Avrupa yönetimleri ve ABD tarafından da dikkatle izleniyor. Bu nedenle, konuşma metinleri, çeviri hatalarına meydan vermemek için, diplomasinin dili olan İngilizce hazırlanıp yapılıyor."

Komotini/Gümülcine
YIlmaz'In dün Türk-Yunan İş Konseyi'ndeki konuşmasında yer alan bazı ayrıntılar, bazı Yunanlı gazetecilerin dikkatinden kaçmadı. Yılmaz'ın konuşmasında, Batı Trakya Türkleri'nin kullandığı Gümülcine yerine, şehrin bugünkü resmi adı olan "Komotini"yi kullanmasının ve "Ege Adaları" deyimi yerine, "Yunan Adaları" deyimini tercih etmesinin altını özellikle çizdiler. Bu anlayış, Yunanistan'da da değişime yol açmış: Atina Havalimanı'nda yapılan İngilizce anonslarda, artık İstanbul'a İstanbul deniyor. Ancak Yunanca anonslarda, İstanbul'un adı, hala yüzyıllarca geride kalmış, "Constantinople". Komşunun değişmesi biraz zaman alıyor.

Yılmaz: Atina'ya imrendim
Yılmaz: Atina'yı 10-12 yıl önceye göre çok değişmiş buldum. İmrendim. İlk kez gördüğümde, İstanbul'a, Ankara'ya göre geri bulmuştum. Ama son 10 yılda Atina tam bir Avrupa şehri olmuş. Bizimkileri geride bırakmış. Bunda AB üyeliğinin etkisi olması lazım. Tabi sadece para açısından değil; kültürlerin birbirini etkilemesi de standardı yükseltiyor.

MURAT YETKİN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır