kapat

04.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Cumartesi Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Tehlikeli oyun
Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Bernard Garcia: Chirac ve hükümetimiz her türlü çabayı gösteriyor. Olağanüstü gündemle getirilen tasarıya müdahale edemiyoruz.

Bernard Garcia: Fransa, Ermeni soykırımı yasa tasarısının gündeme taşınmasına şiddetle karşıdır. Birinci neden, Fransız hükümeti bunun siyasilerin değil, tarihçilerin ele alıp incelemesi gereken bir sorun olduğunu düşünüyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişinin anahtarı Fransa'dır. Avrupa kapısını Fransız anahtarıyla açacaktır. Buna inanan Fransız hükümetinin tasarıya destek vermesi söz konusu değildir. İkinci neden ise Senato oylamasının Ermeni asıllı vatandaşların oylarını almaya yönelik olması.

* Bize Fransız sistemini ve bu tasarının kabul edilme şansını anlatır mısınız?

- Kararlar iki ayrı prosedürle alınıyor. Öncelikli gündemde, Senato'dan geçen bir tasarıya hükümetin onayı gerekiyor. Öncelikli gündemlere hükümetin direkt etkide bulunma yetkisi vardır. İkinci prosedür ise normal gündemdir. Normal gündem Meclis'teki parti gruplarınca belirlenir. Bu sürece hükümetin direkt etkisi olamaz. Ancak hükümetin siyasi grup başkanlarına etki ve baskı yapma gücü vardır. Ancak şimdiki tasarı bütün bunlardan farklı bir yöntemle gündeme getiriliyor. Meclis'ten değil, önce Senato'dan geçirilmek isteniyor. Bu olağanüstü durumda, tasarının Senato'da görüşülebilmesi için iki koşul var. Tasarı için en az 30 senatörün imzası gerekiyor ve tasarıda imzası bulunan Senatörler'in oturumda da bulunmaları şart. Tasarının Senato'dan geçme şansı şu durumda yüzde 50 gibi...

* Neden şimdi gündeme getirildi?

- Mart'ta mahalli seçimler var. Ermeni lobisi, özellikle üç bölgede, Marsilya, Lion ve Paris'te güçlü. Bazı senötörler bu bölgelerdeki kentlerin belediye başkanlığına aday. Bu nedenle Fransız hükümeti senatörlerin yeniden seçilebilmek için yaptığı bu girişimi engelleyemiyor. Bu oylamada siyasi parti başkanları grup içinde bağlayıcı kararlar da alamıyor. Hükümetin birebir senatörleri iknaya çalışması gerekiyor.

* Cumhurbaşkanı Chirac'ın bu süreçte rolü nedir? Tasarı engellenebilir mi?

- Cumhurbaşkanı Chirac tasarıya kesinkes karşı olduğunu Senato'da yaptığı konuşmada açıkladı. Tasarı Senato'da onaylanırsa, Meclis'e gönderilecek. Meclis'te de onaylanırsa Cumhurbaşkanı Chirac'a gelecek. Cumhurbaşkanı imzayı en fazla üç ay geciktirebilir. Ancak bu süre zarfında yasa tasarısının anayasaya aykırı olduğuna karar verip, Anayasa Mahkemesi'ne de başvurabilir. Başka bir yol da var. 60 senatör ve milletvekili imza verip, tasarının anayasaya aykırı olduğu belirtirse, Anayasa Mahkemesi'ne gönderilir.

* Tasarı yasalaşırsa, bunun pratikteki yaptırımı nedir?

- Yasa çıksa bile pratikte etkisi yok. "Fransa 1915 Ermeni Soykırımı'nı açıkça tanır" ifadesi yer alıyor. Bunun Türkiye'de yaratacağı duygusal etkinin dışında pratikte uygulama alanı şu olabilir: Bir Fransız tarihçi "Osmanlı döneminde Ermeni soykırımı yoktur" diye yazarsa, Ermeni lobisi yasayı göstererek "bunu yazamazsın" diye çıkışabilir. Bu durumda da tarihçi mahkemeye başvurur. Anayasa Mahkemesi durumu inceler ve büyük ihtimalle, yasanın anayasaya aykırı olduğuna karar verir.

*Türkiye'nin Fransız şirketini helikopter ihalesinden dışlamasının tasarının ortaya çıkmasında bir etkisi var mı?

- Helikopter ihalesinin Fransızlar'a verilmemesi, Fransız hükümetinin Türkiye'ye yönelik tavrını değiştirmedi. Bunu kesinkes söyleyebilirim. Ancak senatörlerin tavrını değiştirmiş olmalı....

* Senato'daki Türkiye alehtarı bu girişimlere karşı çalışmalarınız var mı?

- Amerikan Temsilciler Meclisi'ndeki Ermeni tasarısının çekilmesinin hemen ardından 15 Eylül'de harekete geçtik. Senato, parlamento ve hükümete mektuplar gönderdim. Her gün Türk hükümetinden, Dışişleri'nden, Bakü ve Erivan'daki Fransız elçiliklerinden Ermeni sorunuyla ilgili gazete küpürleri ve bilgileri alarak Fransız hükümetine şifreli telgraflar gönderiyorum. 50 civarında senatör ve yetkiliye mektup attım. Senato başkanını, Türk-Fransız parlamento heyeti başkanını bilgilendiriyorum. Türkiye'de yatırımları bulunan Fransız işadamlarıyla toplantılar yaptım. Ve işadamlarından senatörlere baskı yapmalarını istedim.

"Kızıl Danny'i ben engelledim"
"Ermenİ soykırımı" tasarısının geçen ay AP'de onaylanması neredeyse kesindi. Kızıl Danny lakaplı Con Bendit'in bu girişimini duyduğumda tüylerim diken diken oldu. Tasarıya ilk müdahaleyi ben yaparak engelledim. Hemen Fransa'nın AB işlerinden sorumlu Bakanı Pierre Moscovici'yi aradım. O'na "Acilen müdahale et. Bu tasarı kesinlikle çıkmamalı" dedim. O da AB Türkiye raportörü Philippe Morillon'u arayarak durumu bildirdi. Morillon Bendit'i aradı ve vazgeçirdi.

Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Sönmez Köksal: Senato'daki bu siyasi oyunun Türkiye'nin sırtından oynanması kabul edilecek bir şey değil. İlişkilerimizi gerer.

7 Kasım'da Senato'nun soykırımı tanıyan bir metni kabul etme ihtimali sizce kuvvetli mi?

- Gördüğümüz kadarıyla kuvvetli. Bütün işaretler bunun böyle olacağını gösteriyor.

*2.5 yıl sonra bu noktaya gelinmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Fransız sağı ve solunda göre tutum değişikliği gözleniyor mu?

- Sağ ve solda söz ettiğiniz tutum değişikliğinin nedeni yine partiler arası çekişme. Bu çekişmenin temelinde önümüzdeki yıl yapılacak mahalli seçimer ve onu izleyecek genel seçimlerle, cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Mayıs 98'de bu kararı Meclis'te çoğunlukta olan iktidar grubu, yani Sosyalist ve Komünistler kabul etmişlerdi.

* Peki ne değişti?

- Senato'da, divan toplantılarında bir oyuna şahit olduk: Hemen hemen her toplantıda Sosyalist Grup Başkanı Claude Estier ve Komünist Grup Başkanı Bayan Luc, bu meseleyi gündeme aldırma çabası içine girdiler. Sağ partiler adeta bu teklifi bloke eder konuma düşürüldüler. Sosyalist ve Komünistler Ermeni seçmene dönerek "Bakın biz çoğunluğa sahip olduğumuz Meclis'ten bu soykırım tasarısını rahatlıkla geçirdik. Sağ partilerin çoğunlukta olduğu Senato tarafından bu engellenmektedir" şeklinde bir propagandaya dönüştürdüler meseleyi. Bunun karşısında sağ partiler, birkaç defa, hükümeti Dışişleri Komisyonu'na çağırarak "Hükümetin tutumu nedir?" diye sorguladılar. Ve orada hükümet yasaya, resmi olarak, karşı bir tavır koydu ve kabulünü istemediğini söyledi. Buna rağmen hükümeti oluşturan partilerin senatörleri bunu kurcalamaya devam ettiler. Öyle zannediyorum ki, sağ partiler şunu deme noktasına geldiler: "Öyle bir tutum takınalım ki, Meclis'ten gelen teklifi aynen kabul etmeyelim, yasalaşmasın. Buna mukabil, biz aynı içerikteki başka bir metni kabul ederek bu defa süreci tersinden, Senato'dan başlatalım ve o zaman, bu metin Meclis'e gittiğinde aynı çoğunluk milletvekilleri, hükümeti dinleyecekler mi, dinlemeyecekler mi görelim?" Bu tamamıyla politik bir oyun haline dönüştü, görebildiğimiz kadarıyla... Tabii bu siyasi oyunun Türkiye'nin sırtından oynanması kabul edilecek birşey değil. Bu arada duyuyoruz ki, Ermeni diasporası, hatta Ermeni Büyükelçiliği bütün gücüyle böyle bir kararın geçirilmesi için her türlü faaliyeti, gayreti gösteriyor.

*Fransa sadece kendi anayasasına göre değil, dünyada da bir ilk oluşturmayacak mı? Diğer ülkelerdeki benzer kararlar yasa değil, tavsiye kararı sanırım?

- Belçika, İtalya veya Arjantin'de yasama organlarının dış politikaya ilişkin bir konuda kabul ettiği metinler hep tavsiye kararı. Fakat Fransa'daki olay nitelik itibarıyla farklı çünkü "kanun" söz konusu. Bu niçin böyle? Çünkü Fransız Anayasası'na göre yasama Meclisi, yani Senato ve Millet Meclisi, tavsiye kararı da kabul edemez. Üstelik dış politika da cumhurbaşkanı ile hükümetin görev alanına girer ve parlamento karışamaz. 1958 Fransız Anayasası meclislere dış politika konusunda bir görüş bildirme imkanı vermemiş. Bu geçen teklif ve geçirilmek istenen yasa tasarısı bu açıdan da bakılınca çok ters. Diğer bütün ülkelerde emsalini gördüğümüz tavsiyelerin ötesinde, bir nitelik kazanıyor. O itibarla önemli. Yani tavsiye kararıyla, kanun çok farklı şeyler. Öyle zannediyorum ki diğer ülkeler için de kötü bir emsal teşkil edecektir.

* Yabancı basın devamlı Türkiye'nin ekonomik konuları, özellikle de silah alımlarını şantaj olarak kullandığını yazıyor?

- Bu bence Türkiye'nin etrafında yürütülen propagandanın bir parçası. Evet savunma sanayiinde belirli alanlarda işbirliğimiz var, fakat Türkiye-Fransa ekonomik ilişkilerinde savunma sanayiinde yaptığımız işbirliği yüzde 2-2.5 gibi fevkalade düşük bir oran. Onun için bu söylenen adeta dezenformasyonun bir parçası.

*Tasarının geçmesi durumunda getirebileceği somut sonuçlar neler olabilir?

- Türkiye ile Fransa 130 milyonluk bir kitlenin çıkar bütünlüğünü temsil ediyor. Biraz evvel ulaştığımız ticaret hacminden söz ettim: 45 milyar Frank... Benim endişem resmi kanallardan gelecek tepkinin ötesinde, asıl Türk insanının bireysel açıdan ortaya koyacağı tepki.

Bir haftalık tatil taktik icabı...
ABD'deKİ olaydan sonra Fransız medyasında bir suskunluk yaşadık. Her zaman böyle bir olay arefesinde basın bir makale bombardımanına tutardı bizi. Şimdi bir sessizlik var. Bir baskın suretiyle bunun Fransa'da sonuçlandırılmak istendiğini görüyorum. Öyle bir taktikle hareket ediliyor. 7 Kasım'ın seçilmesi manidar! Bu, Fransa'da tatil haftasıydı. Geçen hafta laf ola bir senato toplantısı yapıldı. Salı'ya senatoda kimseyi bulmak mümkün değil. Böylece bizim girişimlerimiz engelleniyor.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır