Cumhuriyet Bayramı'nda neden evlerimizi bayrağımızla donatmıyoruz dedim ya, aldığım tepkilerden birini yayınlıyorum.
"Türkiye'de insanlar ciddi bir bıkkınlık ve umutsuzluk içinde. Ben de onlardan biriyim. Yurtdışı dahil doktora seviyesinde eğitim aldım. Hiç bir maddi sıkıntım yok. Ama Türkiye'de olup bitenler, bu kollektif soygun, trafik denen bu uğursuzluk, hergün yollardaki savaş hali, siyasal arenadaki kısır döngü, televole kültürü ile yoğrulan cahil insanlar yığını, artık dokunmaya başladı. İşin kötüsü ilerisi için hiç bir umut da yok !
Beş yıl önce Kanada'dan Türkiye'ye öylesine büyük umutlarla dönmüştüm.. Ülkemi sevdiğimi, ona hizmet etmek gerektiğine inanarak yurttaşlık görevlerimi yerine getirdim. 'Niçin Türkiye'ye döndün kardeşim' diyenlere gülüyor, 'Ben bu memleketi çok seviyorum' dediğimde ise anlamsız bakışlarla karşılanıyordum.
Ama İlker Bey biliyor musunuz?
Bu Cumhuriyet Bayramı'nda ben de bayrağımı asmadım. Unutmadım, düşündüm ve karar verdim bu bayramda bayrağımı asmayacağım, dedim...
Belki birilerinin dikkatini çeker (ki sizin çekmiş) bu ülkenin insanlarının umutsuzluklarının ne dereceye vardığını, artık bu düzenin böyle gidemeyeceğini, bayrağımı asarak, bu cumhuriyetin şimdiki haliyle onaylamak anlamına geldiğini düşündüm.
Bu talana, bu trafiğe, bu cehalete bu anlamsız din/milliyet hamaset nutuklarına, bu siyasal sınıfın bayağılığına artık katlanamayacağımı düşündüm.
Artık bana yıllardır aptal gözüyle bakanları anlamaya başladım.
Bayrağımı asmadım bu bayram...
Demokratik, aklın hakim olduğu bir cumhuriyet olana kadar asmayacağım da... Saygılarımla..."