kapat

02.11.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Elmanın soyulmuşu, yiğidin sayılmışı..

Son kelle sayımı gösterdi ki bu memlekette bu saatten sonra doğru dürüst nüfus sayımı yapılamaz.. Yapılsa da faydası olmaz.. Çünkü bu yönetimin matematik bilgisi: Kendi vatandaşını kelle hesabına vurmaya yetmiyor..

Ben pencerenin önüne oturup da gelip geçen ahaliyi tek tek saymış değilim.. Bu memlekette kaç baş insanın yaşadığını bilmem.. Lakin hükümet de bilmez.. Nitekim sayımın üzerinden üç gün geçmeden hükümet adamları feryadı bastı, oradan bildim ki hesaplar yine şaştı..

- "Son sayımda tam beş milyon kişi kendini fazladan yazdırmış.."

***

Daha yazılamayanı da var.. Sayımdan önce "İstanbul'un nüfusu belli değil, kafadan atmaca.. Son sayımda şehrin üçte biri sayılamadı.." diye ileri geri konuşuyordum..

Gazetenin fetbazları da "Olur mu yaaa!" çekerek itiraz ettikten sonra "Sen gündüzleri uyuduğundan memlekette olan bitenden haberin yok.." deyip, benimle kafa buluyorlardı..

Alın son sayımı.. Konuştuğum her dört beş kişiden biri "sayılamadığını" iddia ediyor.. Kaldı ki benim haneme de nüfus sayım memuru gelmedi.. Bırakın benim haneyi, bizim sitenin tamamına gelmedi..

Erkeklerimiz azdı mı?

Kendisini fazladan saydırmak ise belediyelerin kurnazlığı.. Kelle başına 35 milyon yardım alacaklar ya! Sadece belediye sınırları içinde yaşayan insanların kaydını tutmamışlar..

Ev kedisinden, sokak köpeğine; kümesteki tavuktan, avludaki ineğe kadar "hareket eden" her türlü canlıyı nüfusa kaydetmişler..

Tam 981 bin görevlinin mesai yaptığı sayım böylece güme gitmiş..

Gerçi belediyecilerimiz; sayımda sahtecilik yapıldığı iddiasını şiddetle reddediyorlar ama hesap ortada.. Son sayımda nüfusumuz 71 milyon 900 küsür bin çıkmış ki belediyecilerin haklı olması bile hayra alamet sayılmaz.. Üç yılda 9 milyonluk artışı izah edemeyiz..

Önceki nüfusumuz 63 milyondu.. Bunun yüzde ellisi çocuk ve öğrenci.. Geri kalan yüzde ellinin yarısını da menopoza girmiş hanımlarla tohuma kaçmış erkekler oluşturuyor..

Geriye kala kala onbeş, onaltı milyon "üreme faaliyeti göstermeye uygun" yetişkin kalıyor.. Kadını erkeği yüzde elli elli olduğuna göre sekiz milyon anne adayı..

Son sayımın ortaya koyduğu sonuçlara göre bu sekiz milyon kadının tamamı bir şekilde gebe kalmış..

Nüfusu yüzde 70, yüzde seksen oranında artan il ve ilçeler var ki hesap buralarda daha karışık.. Doğurganlık özelliği olan kadınlar, üç yıl içinde birer kere gebe kalıp sağlıklı yavrular dünyaya getirseler bile artışı açıklamıyor..

Bu kadınların yarısından fazlasının ikiz doğurması halinde hesap kılpayı tutuyor..

***

Her ne kadar 77'nci kuruluş yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet'in kafa kağıdını taşıyorsak da ruhumuzda hala Osmanlı'nın tuğrası var.. O sebepten vatandaş değil "kul" sayılırız..

Bizden öncekiler, yani padişah kulu olan ecdadımız da her türlü sayım işine direnirdi.. Osmanlı neden oturup kelle saysın? Ya vergi salacak, ya asker toplayacak..

O yüzden sayım var dendi mi ahali barhanasını katıra, deveye, eşeğe yükleyip dağların yolunu tutar, rivayetin hızı geçene kadar da dönmezdi.. Türküsünde;

Şalvarı şaltak Osmanlı

Eğeri kaltak Osmanlı

Ekende yok biçende yok

Yiyende ortak Osmanlı

Diye tarif ettiği yönetimden yakayı sıyırmanın tek yolu buydu.. Bu sayım işiydi, iskan işiydi hep Sultan Abdülmecit akıllarıdır ki yerine geçen Abdülaziz efendimiz de aynı kafada gittiğinden Anadolu yıllarca isyan yerine dönmüş..

Kul kısmının var aklı..

Hepsi de kendine saklı, derler ya! Bunların aklına bir de İngiliz telkini ile Çukurova'ya pamuk ekmek gelmiş ki dertlerin üzerine tüy dikmiş.. Pamuk ekimi için yerleşik işçi lazım.. Oysa yöre hep göçebe..

İngiliz "İskan edin.." demiş, Osmanlı'nın aklına yattığından ahaliyi zorlamaya başlamış.. Türkmeni, Kürdü, Yörüğü, Süryanisi hep birlikte baş kaldırmışlar ki tam on beş yıl kan dökülmecesine..

Fukara halkın isyanı ne kadar ateş çıkarır ki? Yenilmişler tabii.. Zorla köy köy iskan edilmişler.. Osmanlı hemen bir "Heyet-i Islahiye" kurup, başına Derviş Paşa'yı geçirmiş ve ahalinin üzerine göndermiş..

Ahaliye yerleşik hayatın adaplarını öğretip, uygulayıp uygulamadıklarını kontrol ile görevli Derviş Paşa da bugünkü Faziletçiler'in kafasında..

- "Size zulüm yapmayacağız.. Yalnız dini vecibeleri muntazam yerine getireceksiniz.. Günde beş vakit namaz kılıp, otuz gün oruç tutacaksınız.." şartını koşmuş..

Ahmet Cevdet'in Tezakir'inde Osmanlı dayağı ile sindirilmiş halkın bu ibadet şartlarını dahi vergi sandığı yazar.. Çeşme başında dertleşen kadınların;

- "Bu nasıl adalet bacım? Bizim kırk haneli köye de otuz gün oruç salmışlar, yüz haneli koca Alanlı köyüne de.." diye dert yandıklarını anlatır..

***

Bu sayım meselesine gelince.. Bizlerin kul olarak en küçük bir taksiratı yok.. Girin evlerinize, diyorlar giriyoruz.. Çıkın, diyorlar çıkıyoruz..

Arada bir entel, dantel (Dişi entel), kuntel (yontulmamış entel) takımından birileri çıkıp "İnsanlık onuru.." türünden laflar ediyorsa da kulak asmayın..

Avrupa Birliği'ne aday olduğumuzdan beri "Serbest dolaşım hakkını bir kazanalım, görün bakalım sarı sarı karıların peşinden nasıl koşulur.." fikrinden gittiğimiz için bu ağızlar işin şaşırtmacası..

Oy kullanırken parmağımıza Hindistan boyası sürüp, bize Kızılderili muamelesi yapıldı, kimse alınmadı.. Herkes parmağını birbirine gösterip;

- "Bak, bana daha az boya sürdüler.. Sana daha çok sürmüşler.." muhabbeti yapıyordu..

Cumhuriyet'in uysal kulları olarak bir sonraki sayımda kıçımıza, kovboyların yaptığı gibi kızgın sığır damgası vursalar sesimiz çıkmaz.. Yeter ki kıçımıza ateş basan büyüklerimiz akıl edip "Beş gün sağlık tatili" ilan etsinler.. Bodrumlar'a, Antalyalar'a gidebilelim..

Sonuç: Türk filmlerinden bildiğimiz "yıllar öncesinin fakir ama gururlu genci" son sayımda kendini iki kez yazdırıp, intikamını aldı..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır