Bizde iktidarlar vaad ederek gelirler ama sonunda neden iş yapamadıklarının sebeplerini açıklamak zorunda kalırlar.
Başbakan Ecevit dün parti grubunda "Meclis açılalı bir ay oldu ama tek yasa çıkmadı" eleştirilerine tepkili cevaplar verdi.
Meclis içtüzüğünün yarattığı mecburiyetleri bilmeyenlerin cahilliğine, bilerek eleştirenlerin ard niyetlerine karşı eleştiriler gönderdi.
Durum, Nasrettin Hoca'nın "hakem" olduğu bir ihtilâfın ayrıntısını dinledikten sonra iki tarafı da haklı bulmasına benziyor.
Türkiye'nin önünü meclis, meclisin önünü de içtüzük tıkıyor.
Ecevit "Bu içtüzük hükümlerinin yanlış olduğu söylenebilir. Bunlar değiştirilmelidir ve değiştirilecektir" diyor ama iktidar, bu temel sorunu çözmek konusunda iş bitirici bir hareket yapmıyor.
Meclisin gündemi, ciltler dolusu kitaplara sığmaz hale geldi. Yerel yönetimler, trafik, medeni kanun, ceza kanunu gibi tasarı ve teklifler yıllardır bekliyor.
Avrupa Birliği'ne uyum yasaları sırada.
İptal edilen KHK'lerin acilen yasalaştırılması gerekecek. Bütçe gündemi tıkıyor.. Ve içtüzük, meclisin kanun yapma yeteneğini muhalefetin merhametine mahkum ediyor.
Modern içtüzükler, meclisin toplanmasını ve karar almasını kolaylaştırırken bizdeki zorlaştırıyor. Yıllar önce çıkış yolu, Batı'daki örneklerden esinlenerek bulunmuştu:
Tasarılar komisyonlarda olgunlaştırılacak, meclis genel kurulundaki müzakere, sadece tümü üzerinde yapılacak..
Bu iktidar, meclisteki sayı üstünlüğünden, biraz muhalefetin dağınıklığı, biraz da anlayış göstermesinden yararlanarak eskisinden daha verimli olabildi.
Ama bu bile meclisin temposunu, ülke ihtiyacını karşılayacak hıza yükseltmedi, yükseltmeyecek..
Meclisi kara trenden indirip uçağa bindirmek gerekiyor. Yoksa varmak istediğimiz yere yetişemeyeceğiz!
Ecevit dün şunu söyledi:
"Finans sektörünün sağlığı için yapılan operasyonların reel sektörde, istihdam ve üretim kayıplarına yol açmaması üzerinde özellikle durmaktayız. Bu nedenle Fon kapsamına alınan bankaların ekonomik işletmelerinin ayakta kalabilmeleri ve üretimlerini sürdürmeleri için gerekli özen gösterilmektedir ve gösterilecektir."
Yolsuzluk yaparak suç işleyenlerle ekonominin şartları gereği başarısız olanları, kamu otoritesinin bağımsız organları, bu yetmezse yargı birbirinden ayıracaktır.
Suçlular cezalarını görecek ama onlarla beraber iyi niyetli oldukları halde kazaya uğrayanlar da borçlarını ödeyecektir.
Başbakanın ifade ettiği hükümet tavrı, kamu yararını da kollayan bir adalettir.
Çünkü bu şekilde kamu alacağının tahsiline imkân tanınırken, el konulan bankalar nedeniyle zorluğa giren kuruluşlarda çalışan binlerce emekçiye de onur savaşı vermenin fırsatı sunulacaktır.
Zaten bunun tersi, devletin bindiği dalı kesmesi olur!