Daha kasımın 1'i... Atatürk Kupası. Ankara'ya kış tam gelmedi ve 19 Mayıs Stadı'nda hava kirliliğinden nefes almaya zorlanıyorsunuz. Bunun bir tek gerekçesi var; bu şehre giren kaçak kömür. Kömürün kaçağı olur da, mücadelenin olmaz mı? Onda da olur. Dün gece G.Saray'da olduğu gibi.
Beşiktaş, futbolun istediği herşeyi yapmaya çalıştı. G.Saray da tam tersini. Siyah-beyazlılarda yardımlaşma, oyun anlayışı, tempo değiştirme, oyunu derinliğine ve genişliğine oynama, aklınıza ne geliyorsa hepsi vardı. G.Saray'da ise hiçbiri yoktu.
G.Saray'ın o eski süratli oyunu yok. Klasik sistemlerini kaybettikleri için boşlukta geziyorlar. Kimin neyi, niçin yaptığı belli değil. Beşiktaş'ta sistem yavaş yavaş oturuyor. Hata da yapıyorlar. Ama ısrarla oyun düzenlerini devam ettiriyorlar. Ve özellikle, oyun disiplininden kopmuyorlar. Yani kenardaki teknik direktörün ağırlığı sahanın içinde hissediliyor. Bu açıdan da G.Saray, Beşiktaş'ın tam tersi. Lucescu teknik alanın içinde gezip bağırıp çağırmasına rağmen derdini anlatamıyor. Çünkü takımı her geçen gün fizik olarak daha kötüye gidiyor. Mutlak bunun sebepleri vardır.
Beşiktaş'ta Tunç diye bir futbolcu geliyor. İleride çok işler yapacağı kesin. Ayhan, diri olduğu müddetçe iyi işler yaptı. Ama bazen gereksiz işler yapmadı değil. Nouma çok faydalı. Siyah-beyazlılarda dün, "Şu iyi oynamadı, sallandı" diyeceğimiz futbolcu yok.