|
|
Yıldız Hemşire Avrupa'da
Abdullah Öcalan davasında yaptığı konuşma ile tüm Türkiye'yi ağlatan Yıldız Hemşire beraberinde 32 şehit ailesi ile birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidiyor
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi teröristbaşı Abdullah Öcalan ile ilgili davayı 21 Kasım'da görüşmeye başlayacak. Türkiye'den 33 şehit ailesi, idam cezasının haklılığını anlatabilmek için duruşmaya şikayetçi olarak katılacak. İmralı'da astsubay eşi Murat Namdar'ın nasıl şehit edildiğini anlatarak mahkeme başkanı Turgut Okyay başta olmak üzere tüm Türkiye'yi ağlatan Hemşire Yıldız Namdar da şikayetçi olacak aileler arasında yer alıyor.
Adalet Bakanlığı, 33 şehit ailesinin pasaport ve vize işlemleri için İçişleri Bakanlığı'na başvuruda bulundu. Halen Bursa Devlet Hastanesi'nde hemşirelik yapan Yıldız Namdar Öcalan'ın yargılandığı İmralı duruşmasında gözleri önünde şehit edilen eşinin dramını anlatarak tüm Türkiye'yi ağlatmıştı. Namdar halen akıllarda kalan ifadesinde şöyle konuşmuştu:
UNUTULMAYAN SÖZLER
"Eşim kimseye ayrım yapmadı. Kürt çocuklarını sevdi. Onlara ayakkabısını verdi, gömlek verdi, yol paralarını verdi. Ama hiç acımadan ona kıydılar. Eşim askerlerine yol parası verdi. Yemin ediyorum hiç kimseye ayrım yapmadı. İnsanlık bu mu? O da anasını özlemişti, izne gidiyordu. Hayallerimi kaybettim. İnsanlıktan çıkmış, öldürmekten başka bir şey bilmeyen bu canavarlar. Bu kin ve nefret niye? Ekmek veren bu devleti yıkmak istediler, askeri polisi öldürmeleri neden? Hani insanlık, insan hakları. Bizler insan değil miyiz?"
AİHM'deki davaya katılana kadar konuşmama kararı aldığını anlatan Namdar şu açıklamayı yaptı:
"Bizim kanunlarımız kanun değil mi? Bu ülke bu konuyla ilgili karar vermedi mi? 30 bin insan yaşamını yitirdi. Bu ülke hepimizin. Bizim ülkemizin kararları bu konuda karar değil mi? Ama maalesef onların tarafından olanlar da var."
İDAM KALKACAK MI?
Edinilen bilgiye göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Türkiye'deki iç hukuk yolları tükenen Öcalan'ın davasını ilk celsede karara bağlayabileceği öğrenildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vereceği karara göre, Öcalan ile ilgili idam kararının oylanmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderileceği veya idam cezasının kaldırılacağı ifade edildi.
'Boynu bükük sanki arkamdan bakıyordu'
TARİH 2 Haziran 1999. İmralıdaki asrın duruşmasında Yıldız Namdar o gün söyledikleri ile tüm Türkiye'yi ağlatmıştı. Namdar her anı beynine çakılı olan o kabus gününü şöyle anlatmıştı:
"Asker kıyafeti giyen teröristler, önce bize kimlik sordular. Eşim 'Benim adım Murat' dedi. 'Astsubayım' dedi. 'İşte kimliğimi göstereyim' dedi.'Geçin' dediler. İlerledik köşeyi döndük. Tümsek bir yere geldiğimizde teröristler koşarak yola çıktılar. Şalvar giymişlerdi, ellerinde kaleşleri vardı. Ondan sonra 'Murat dur' dediler. 'Murat in' dediler arabadan. Muradımın adını biliyorlardı. Oradan telsize bildirmişlerdi öbür teröristler. Muradım arabadan indi. Murat gitme diyorum yalvarıyorum. Murat, 'Tamam Yıldız döneceğim' dedi, 'sakın inme arabadan, döneceğim' dedi. Ondan sonra arka tarafa eğildiler, babamı gördüler. 'Amca sen de in' dediler. Sonra babam da indi. Murat arabada durmamı söylediği için ben arabadan inmedim, onun döneceğini bekledim, ama dönmeyeceğini anlayamadım o şerefsizlerin eline gittiği zaman. Ondan sonra babam koşarak geldi. Şoför koltuğuna oturdu. 'Baba, Murat nerede' dedim, 'gelecek şimdi' dedi. Silah seslerini duydum, çıldırdım. Kendimi arabadan atmaya çalıştım. Babam bir eliyle beni tutuyor, halamlar beni tutuyor. Halamlar ağlıyor, babam ağlıyor, hepimiz. Bir benzinliğin oraya geldik.
POLİSLERİ GÖRDÜK
Orada polisleri gördüm. Polislere koştum. Onlar 'jandarma gelecek' dediler, 'biraz bekleyin' dediler. Ondan sonra jandarma geldi. Jandarmalar, bana da 'gidin' dediler, 'eşinizi göndereceğiz' dediler. Beni oyalamak için 'eşiniz ölmemiş, ifade veriyor' dediler. Ama sabaha ölüm haberini aldım. Eşimin gözleri açık kalmıştı, boynu bükük kalmıştı, arkamızdan bakakalmıştı."
İNSANLIK BU MU
Yıldız Namdar duruşmada Abdullah Öcalan'ın gözlerinin içine bakarak "İnsanlık bu mu?" diye haykırdı. Mandar Abdullah Öcalan'a "Bizim günahımız neydi, biz kimseye ayrım yapmadık. Gerçekten ayrım yapmadık hiç kimseye, bütün insanları sevdik, eşim de sevdi. Fakir asker çocuklarına, Kürt çocuklarına kendi gömleğini verdi, ayakkabısını verdi. Yemin ediyorum. Onların yol parasını verdi, çocukları gönderdi, ayrım yapmadı, ama ona kıydılar işte. Hiç acımadan kıydılar" dedi.
Abdullah Öcalan bu soru üzerine tam 3 kez ayağa kaltı, ceketini ilikledi, eğil di ve "Acılarını paylaşıyorum" dedi.
GÖZYAŞLARI AKTI
Yıldız hemşirenin hıçkırıklara boğularak yaptığı konuşma, duruşma salonunda bulunanları derinden etkilemişti. Müdahil avukatları, izleyiciler ve salondaki Türk gazetecilerin büyük bölümü gözyaşlarını tutamamışlardı. Mahkeme Başkanı Turgay Okyay, DGM Savcıları Talat Şalk ve Cevdet Volkan da davayı izleyenler gibi göz yaşlarını tutamayanlardandı. Gözyaşlarını saklamaya çalışan Okyay, bunu başaramayınca mendilini çıkarıp, başının kürsünün altına doğru eğerek gözyaşlarını silmişti. Fenalaşan bir kaç izleyici ve 4 müdahil avukatı da görevlilerin yardımıyla dışarı çıkarılmıştı.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|