|
|
  
Havaya girmeyin
Atılan 5 gol F.Bahçe'de sorunları çözdü mü? F.Bahçe'nin sorunlarının çözüldüğü G.Saray, Trabzon maçlarında anlaşılır. F.Bahçe'nin rakibi Denizli değil, şampiyonluğa oynayan takımlar. Bakalım onlara karşı nasıl bir performans gösterecekler?
Düne kadar koşamayan bir takım, nasıl böyle koşarak, ileriye depar yaparak oynuyor? Futbol oynamanın güzeli de bu zaten.
Mesela Baliç... "Gol attı, üstünden yük kalktı" deniyor, yok öyle bir şey. Baliç gol atsın diye alınmadı. Hem oynatan, hem arkadaşlarına pozisyon hazırlayan adam olarak önemli. Gol atarsa da iyi olur tabii. 1 attı, 2 attırdı son maçta... Zekâsıyla, becerisiyle bunları yapabilen biri, ama bunun için de yeterli kondisyonu olması lazım.
Denizli maçında F.Bahçe, tümüyle yardımlaşan (özellikle 2. yarıda), tümüyle iyi niyetli, kendini fazla göstermek istemeyen ama, umumiyetle de gösteren bir takımdı. Seyirci de keyif aldı. 5 gol atmanın ötesinde bunlar önemliydi.
Bir faktör daha var... F.Bahçe'nin düne kadarki kötü oyunundan dolayı Denizli rakibini gözüne kestirmişti. "Ben Fener'i yenerim" diye çıkmıştı sahaya... İşte bu yüzden çok boş alan bıraktı.
F.Bahçe'ye hiç bir takım bu kadar boş saha bırakmaz. Düşünün, F.Bahçe akın yapıyor, Baliç soldan gidiyor, 2 adam pozisyona giriyor, 1 tane Denizlili yok. Denizli oyunu baştan kaybetmiş. F.Bahçe'nin bu kadar iyi yardımlaşacağını, bu kadar sahada diri olacağını tahmin etmediler belki de...
* 2,5 günlük izin doğru mu, Denizli'de değişim gözlüyor musunuz?
Bana göre hiç normal değil. Hoca böyle uygun görüyor ki, öyle yapmış. Denizli, bütün çarkları tersine çevirmeye çalışıyor. Garip, kendini ispatlama çabasında. Herkes, "Eleştiriliyoruz" diye yakınıyor. Tabii eleştirileceksin. İyi oynarsan da methiyeler düzülecek. Eleştirilmekten herkes korkuyor. Hem kötü oynayacaksın, "Niye böyle oynuyorum" diye şapkanı önüne koyup düşünmeyeceksin, futbolunla değil de isminle, formanla kazanacaksın, ardından eleştirilince kızacaksın. Antrenörü de böyle futbolcusu da... Hatta yönetim kurulu...
Denizli şimdi düzgün beyanatlar vermeye başladı. "Denizli karşısındaki 20 dakikalık oyunumuzu yükseltmeliyiz. Adana'daki oyundan memnun değilim" diyor. Doğrusu bu... Bundan evvelki gibi gün kurtarmaya, işi geçiştirmeye çalışmamalı. Gerçeği şimdi kavradı Mustafa. Bu takım koşmazsa iyi top oynayamaz. Güzel bir teşhisi daha var, "Takım için oynayın, kendiniz için değil" diyor. Bu, Mustafa'nın doğru yolu bulduğunu gösteriyor. İşte tüm bunlar, daha iyi bir F.Bahçe için ümitlerimi artırıyor.
*Trabzon'daki çıkışı neye bağlıyorsunuz?
Trabzon'da çok iyi ve genç Türk oyuncular var. Ama bunlar G.Saray, Fener ve Beşiktaş'ta oynamadığı için o kadar gündemde olmuyorlar. Sergen'i futbol oynayacak duruma getirirlerse, o zaten futbolun ustası. Hami gibi topa vuran adama yok. Erhan var, genç Gökdeniz var. Zafer parlıyor, Tamer fişek gibi bir oğlan. Osman tecrübelendi. Nikolovski sahada ne yaptığını biliyor. Kalecinin kendine güveni geldi. Yani Trabzon buralara sürpriz bir şekilde gelmedi. Yabancı olarak Nouma ve Andersson gibi ağırlığı olan futbolcuları almalarını isterdim. Trabzon'un karakterinde büyük mücadele azmi vardır. Teknik kadro bu kadroyu kuruyorsa ve "Henüz transfer bitmedi" diyorsa, Trabzon gümbür gümbür gelecek tabii. Bunca yıl bunu yapamadığı için, kendini kandırdığı için, elindekiyle yetindiği için kendine kızmalı Trabzon.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|