kapat

27.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Olmadı.. Yine olmadı..

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer İSEDAK toplantısı için, ülkemize gelen 44 Arap ülkesi ve12 Arap kuruluşu temsilcisine hitap etti.. Hitap ettiği kişiler, Türkiye Cumhurbaşkanı'nın hitap etmesi gereken düzeyde kişiler değildi.. Çünkü, Cumhurbaşkanı, ancak kendi seviyesinde veya Başbakan seviyesinde kişilere hitap eder. Doğrusu budur..

Hadi bu yanlışı burada bırakalım ve gelelim Sezer'in konuşmasına..

Öncelikle şunu belirtelim ki, Sezer, Arap ülkeleri temsilcilerine İsrail'i eleştirirken, bizim Dışişleri Bakanlığı da Ankara'da, "İsrail ile ilişkilerimizde en ufak bir değişim söz konusu değildir.. Merak etmeyin.. Aynı çok yakın ilişkileri devam ettireceğiz" açıklaması yapılıyordu.. Aynen, Cenevre'de yaptığımız sersemlikten sonra nasıl günah çıkardıysak, BM yanlışından sonra da aynı tutumu aldık..

Peki nerede kaldı inandırıcılığımız?

Nerede kaldı müttefiklerimiz açısından güvenilirliğimiz?

Sonra bunun adına "Başarılı politika" diyorsunuz.. Ve Araplar dahil herkesi kendinize güldürüyorsunuz..

Dönelim Cumhurbaşkanı Sezer'e..

Sezer, niye bu 44 ülke temsilcisi ile 12 şirket temsilcisine şunları sormadı veya soramadı:
1. Neden, Kıbrıs konusunda, BM'de sürekli Türkiye aleyhine oy kullanıyorsunuz?

2. Neden, Türkiye, Ermeni tasarısı ile boğuşurken, bir tek Arap ülkesinden bile Türkiye'ye destek gelmedi?

3. Neden hiçbir Arap ülkesi, Washington büyükelçiliğine talimat verip, ABD Temsilciler Meclisi'nde Türkiye lehine lobi yapılmasını istemedi?

4. Neden, Washington'da sizin için lobi yapan şirketlerinize, Türkiye'ye destek vermesi için emir vermediniz?

5. Türkiye bizim dostumuz diyorsunuz, bu mu dostluk?

6. Her uluslararası platformda neden sürekli Türkiye lehine en ufak bir davranış içine girmiyor ve Türkiye'nin tezlerini desteklemiyorsunuz?

7. Siz ne biçim dostsunuz söyler misiniz bize?

8. Genel Sekreter seçiminde bile bize kazık attınız.. Lafa gelince destekliyoruz dediniz ama iş seçime gelince kazığı attınız.. Şimdi hangi yüzle gelip bizden destek istiyorsunuz?

Ahmet Necdet Sezer, o cesareti gösterip, işte bunları da söylemeliydi karşısında oturan 44 Arap ülkesinin temsilcisine...

Türkiye büyük devlet.. Türkiye güçlü devlet.. Büyük ve güçlü devlet ancak bunlar yapılırsa olunur sayın Cumhurbaşkanı..

Çünkü bu yazdıklarımızın hepsi gerçek.. Üstelik bunu en iyi bilenler Dışişleri Bakanlığı kadroları.. Ayrıca, dünün konusu da değil mesele.. Araplardan kazık yedikçe olmadık işler yapmaya devam ediyoruz..

Bizim Dışişleri Bakanlığı'na da bir soru soralım:

ABD Dışişleri Bakanı Albright'ın, bakanınız Cem'e gönderdiği mektubu bir zahmet kamuoyuna açıklasanız ya..

İçinde geçen ifadeleri bir zahmet Türk halkı da duysa ya.. Ama nerede sizde o cesaret.. Siz açıklamazsanız biz yakında yazacağız haberiniz olsun..

Bugün MGK toplantısı var.. Bu konunun ciddi biçimde açılmasını diliyoruz.. Ve orada bu konularda sadece devlet temsilcilerinin değil, ama bu işleri bilen sivilleri de dinlemeleri gerekiyor.. Türkiye böyle zig zaglar yapan politika ile, uluslararası arenada güvenilirliğini de inanınırlığını da yitiriyor. Kan kaybediyoruz, kan..

Günlerdir Washington'daki Yahudi lobisini yatıştırmak için uğraşıyor bazı insanlar.. Üstelik kendiliklerinden yapıyorlar bunu.. Bu başkentteki sistemin nasıl işlediğini bildikleri için, başımıza gelecekleri, üstelik sadece Ermeni konusunda da değil, Türkiye'nin AB üyeliği, Kafkaslar, Balkanlar, Dünya Bankası, IMF, aklınıza gelen her konuda ortamı sakinleştirmeye çalışıyorlar..

Türkiye'nin hanesine artı olarak hiçbir şey getirmeyen Cenevre ve BM kararlarına, birincisine dolaylı olarak, "evet" demenizin tahribatını önlemeye çalışıyorlar..

Meraktan soruyorum:
Türkiye, BM'de evet oyu verince ne kazandı acaba? Bana öyle bir cevap verin ki, kargalar bile gülmesin olur mu?

Dışişleri Bakanlığı'daki dostlarımız bizi arıyor ve uygulanan bu son derece yanlış politikanın bakanlığı bile böldüğünü söylüyorlar..

Ayrıca, şu devlet memuru kavramını da kaldırsak iyi olacak.. Batıda bu işleri yapanlara "civil servant" denir.. Biz niye bunu Türkçeleştirip kullanmıyoruz.. Bu konu da bir başka yazıya..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır