Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer İSEDAK toplantısı için, ülkemize gelen 44 Arap ülkesi ve12 Arap kuruluşu temsilcisine hitap etti.. Hitap ettiği kişiler, Türkiye Cumhurbaşkanı'nın hitap etmesi gereken düzeyde kişiler değildi.. Çünkü, Cumhurbaşkanı, ancak kendi seviyesinde veya Başbakan seviyesinde kişilere hitap eder. Doğrusu budur..
Hadi bu yanlışı burada bırakalım ve gelelim Sezer'in konuşmasına..
Öncelikle şunu belirtelim ki, Sezer, Arap ülkeleri temsilcilerine İsrail'i eleştirirken, bizim Dışişleri Bakanlığı da Ankara'da, "İsrail ile ilişkilerimizde en ufak bir değişim söz konusu değildir.. Merak etmeyin.. Aynı çok yakın ilişkileri devam ettireceğiz" açıklaması yapılıyordu.. Aynen, Cenevre'de yaptığımız sersemlikten sonra nasıl günah çıkardıysak, BM yanlışından sonra da aynı tutumu aldık..
Peki nerede kaldı inandırıcılığımız?
Nerede kaldı müttefiklerimiz açısından güvenilirliğimiz?
Sonra bunun adına "Başarılı politika" diyorsunuz.. Ve Araplar dahil herkesi kendinize güldürüyorsunuz..
Dönelim Cumhurbaşkanı Sezer'e..
2. Neden, Türkiye, Ermeni tasarısı ile boğuşurken, bir tek Arap ülkesinden bile Türkiye'ye destek gelmedi?
3. Neden hiçbir Arap ülkesi, Washington büyükelçiliğine talimat verip, ABD Temsilciler Meclisi'nde Türkiye lehine lobi yapılmasını istemedi?
4. Neden, Washington'da sizin için lobi yapan şirketlerinize, Türkiye'ye destek vermesi için emir vermediniz?
5. Türkiye bizim dostumuz diyorsunuz, bu mu dostluk?
6. Her uluslararası platformda neden sürekli Türkiye lehine en ufak bir davranış içine girmiyor ve Türkiye'nin tezlerini desteklemiyorsunuz?
7. Siz ne biçim dostsunuz söyler misiniz bize?
8. Genel Sekreter seçiminde bile bize kazık attınız.. Lafa gelince destekliyoruz dediniz ama iş seçime gelince kazığı attınız.. Şimdi hangi yüzle gelip bizden destek istiyorsunuz?
Ahmet Necdet Sezer, o cesareti gösterip, işte bunları da söylemeliydi karşısında oturan 44 Arap ülkesinin temsilcisine...
Türkiye büyük devlet.. Türkiye güçlü devlet.. Büyük ve güçlü devlet ancak bunlar yapılırsa olunur sayın Cumhurbaşkanı..
Çünkü bu yazdıklarımızın hepsi gerçek.. Üstelik bunu en iyi bilenler Dışişleri Bakanlığı kadroları.. Ayrıca, dünün konusu da değil mesele.. Araplardan kazık yedikçe olmadık işler yapmaya devam ediyoruz..
Bizim Dışişleri Bakanlığı'na da bir soru soralım:
ABD Dışişleri Bakanı Albright'ın, bakanınız Cem'e gönderdiği mektubu bir zahmet kamuoyuna açıklasanız ya..
İçinde geçen ifadeleri bir zahmet Türk halkı da duysa ya.. Ama nerede sizde o cesaret.. Siz açıklamazsanız biz yakında yazacağız haberiniz olsun..
Bugün MGK toplantısı var.. Bu konunun ciddi biçimde açılmasını diliyoruz.. Ve orada bu konularda sadece devlet temsilcilerinin değil, ama bu işleri bilen sivilleri de dinlemeleri gerekiyor.. Türkiye böyle zig zaglar yapan politika ile, uluslararası arenada güvenilirliğini de inanınırlığını da yitiriyor. Kan kaybediyoruz, kan..
Günlerdir Washington'daki Yahudi lobisini yatıştırmak için uğraşıyor bazı insanlar.. Üstelik kendiliklerinden yapıyorlar bunu.. Bu başkentteki sistemin nasıl işlediğini bildikleri için, başımıza gelecekleri, üstelik sadece Ermeni konusunda da değil, Türkiye'nin AB üyeliği, Kafkaslar, Balkanlar, Dünya Bankası, IMF, aklınıza gelen her konuda ortamı sakinleştirmeye çalışıyorlar..
Türkiye'nin hanesine artı olarak hiçbir şey getirmeyen Cenevre ve BM kararlarına, birincisine dolaylı olarak, "evet" demenizin tahribatını önlemeye çalışıyorlar..