Komuta kademesinde görevli üst düzey komutanlar da konuşurlar. Önemli durumlarda anlayana mühim mesajlar verirler.
İsimlerini yazdırmazlar.
Niçin isimsiz konuşurlar?
Korkup, çekindiklerinden değil herhalde... Şekil şartına uysun diye isimlerinin yazılmasını istemezler.
İsim önemli değil...
Söylenen mühim...
Demeye getirirler...
Geçenlerde bir üst düzey komutan yine konuştu ve "Çomak sokan olmazsa organize suçlar ve bankalar operasyonunda tüm pislikler temizlenecek... Egebank'ı diğer bankalar izleyecek... Hepsine sıra gelecek..." diye manşetlik haber verdi.
Yani;
Ordu da "Saddettin Tantan'ın, Zekeriya Temizel'in, Nuh Mete Yüksel'in, Bülent Ecevit'in arkasında...." diyorlar. Geçen gün Adalet Bakanı Prof. Hikmet Sami Türk de, bu köşede yayınlanan bir yazıya cevap olarak beni aradı ve "Adelet sistemimiz de savcılar ve hakimlerimiz de temizlenmeden yanadır.. Bunu böyle biliniz ve böyle yazınız..." dedi.
Kahramanlar...
Temizel, Tantan, Ecevit...
Türkiye'yi temizleyecekler...
Parlamento arkalarında...
Ordu da arkalarında....
Adalet sistemi de arkalarında...
Kahramanlarım!
Kahramanlarımdan korkarım!
Banka içi hortumlayanları, hayali ihracatçıları, devlet arazisi yağmalayanları, destekle prim avantasından beslenenleri, şehirlerde arazi rantını üleşmek için kente karşı her türlü suçu işleyenleri, ormanları yok edenleri, denizlerin dibini algarna-trol-kum motoru ile öldürüp bunu paraya çevirenleri üreten, peydahlayan, besleyen sistemi ortadan kaldıracak "yeni bir yapılanma..." olmazsa kahramanlar ne yapabilir!
Sadece 1 Tantan'ımız var.
1000 Tantan gelse de yetmez...
Bir Temizel'imiz var...
2000 Temizel gelse de kafi gelmez.
Temizliği yapmaya ömürleri yetmez...
Nitekim Sadettin Tantan, "Bu ortaya çıkan pisliğin daha binde biri...Hepsinin temizlenmesine ömrümüz yetmez..." diye uyarı çığlığı atıyor. Kahraman üretip beklemeyin! Sistemi temizleyin... Öyle bir sistem kurulsun ki, kahramanlara ihtiyaç duymadan tertemiz, pırıl pırıl, aydınlık ve saydam olarak işlesin.
Açıklama isterim.
Çok net... Anlaşılır...
Güven verici...
Zekeriya Temizel'in temiz ismine, Sadettin Tantan'ın kirlenmemiş adına, Ecevit'in güvenilir kariyerine yaslanıp, "Arkandayız... Destekçisiyiz... Çomak sokan olmazsa..." türü şakşaklarla zaman öğütmeden sistemi yeniden yapılandıracak model nedir?
Nerededir?
Şu yapıya bakın:
Antalya Cumuhuriyet Savcılığı'nın iddianamesinden özetleyerek ve yalınlaştırarak aktarıyorum:
Antalya'nın Çankaya İlçesi'nin MHP'li Belediye Başkanı Süleyman Yılmaz ve ekibi, belediye arazilerini Erkan Karaçayır adında bir şahsa ucuz-pahalı satıyorlar. Erhan Karaçayır, bölgede arazi mayfası bir işadamı olarak biliniyor. Belediye Başkanı ve ekibi şehir arazilerini bu mafya babasının örgütlediği kooperatiflere satıyorlar, aldıkları paraları da zimmetlerine geçiriyorlar. Nitekim Belediye Başkanı Süleyman Yılmaz'ın zimmetine 100 milyar lira geçirdiği tesbit ediliyor. Şehir arazilerini ele geçiren Erkan Karaçayır, karakollara bilgisayar alıyor, karakol binası yaptırıyor, polislere cep telefonu hediye ediyor. Antalya'da uzun süre asayiş şube müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şubesi'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcılığı yapmış polis şefi Ali Okumuş da devletin gücünü bu çete için kullanıyor, bölge halkı üzerinde baskı kurup, onları da sindiriyor. Mafya ise polis şefine hizmetinin karşılığı olarak 70 milyar lira değerinde villa hediye ediyor. Belediye arazilerini kapatan Erhan Karaçayır, kutsal şehir Kudüs'e bir gezi düzenliyor.
Dikkat isterim...
Bu geziyi mafya düzenliyor...
Belediye Başkanı Süleyman Yıldız'ı, polis şefini, MHP Genel Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin sağ kolu ve ülkücülerin sevilen ismi olarak bilinen Şevket Bülent Yahnici'yi, bu geziye götürüyor. Bir gezi de Moskova'ya düzenleniyor. Belediye başkanı, belediye bürokratları, polis şefi Moskova'ya da gidip alem yapıyorlar...
Bunların hepsi belgeli....
İddianamede 37 isim...
Yüzlerce belge var....
Şimdi soruyorum:
Bu yapı, kahraman üreterek temizlenebilir mi?
Bir Tantan ancak çıkartabiliyoruz.
1000 Tantan yetmez...
Bir Temizel çıkartabiliyoruz...
2000 Temizel yetmez...
Kahraman gazına gelmeyelim!