kapat

27.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Hapazlamacı politikalardan berraklaşmaya doğru...

Toplum sorunları hakkında akıl yürütme dönemi artık sona ermede...

Çünkü uygulamalar üstünde hiç bir etkisi olmuyor.

Cezaevlerindeki ayaklanmaları ele alalım...

Hem af konusunu gündeme taşır, hem de gerçekleştiremezsen; daha içeri girerken yüreğindeki af umudunu, tüm koğuşlarla birlikte sulayıp büyütmeye başlayan mahkum ve tutukluları; psikolojik tetiğine bizzat bastığın zincirleme bir kobalt bombasına dönüştürmüş olmaz mısın?

Bu konuda kaç yıldır az uyarı da bulunulmadı; bir işe yaradı mı?

Yooo...

20. yüzyıl boyunca Türkiye'nin çok kötü yönetildiğinin de altını çizenler az mı çıktı?..

Bir işe yaradı mı?

Yooo...

Türkiye "adam başına düşen ulusal gelir birimi" açısından 3 bin doları dahi yakalayamadığı için; uluslararası sıralamada 93. basamağa düştü. "Yaşam kalitesi" açısından ise Yunanistan'ın bile 65 basamak altına yuvarlandı.

Yani 20. Yüzyıl'ı da tam bir fiyaskoyla köküne kadar ıskaladı.

Tıpkı 19. Yüzyıl'ı da tümden ıskaladığı gibi...

Türkiye'deki siyasal orkestra şeflerinin gerek ırkçı, gerek ümmetçi hamaset nağralanmalarından başka hiç bir melodi bilmediklerine bakarak, asla karamsarlığa düşmeyin...

İçerdeki mesleksiz yığınları hipnotize etmek için onların kolayına gelmektedir bu nağralanmalar. O nedenle de bundan vazgeçmeyeceklerdir.

Ancaaaaak...

Ancak hamaset nağralanmaları, bir takım görünmez çemberleri daraltmaya başlayacaktır Türkiye'nin çevresinde...

Örneğin Ermeni tasarısı nedeniyle Washington'a karşı da hemen babalanma yöntemini yeğleyerek İncirlik üssünü kapatmaktan mı söz ettik; şu veya bu nedenle "savaşa hazır dur" alarmına geçirilen İncirlik üssüne, şimdiye dek İncirlik çarşısından sağlanan günlük gereksinmeler bir anda durdurulacak ve bu gereksinmeler ABD'nin Almanya'daki üslerinden getirilmeye başlayacaktır...

Hiç bir armoniden anlamadan tek melodiyle orkestra yönetme kolaycılığının bedelleridir bunlar ve yoğunlaşacağa benzemektedir.

Uzaktan görünen o ki, Atina'nın şahinleri Türkiye'yi hem Avrupa Birliği'nden uzak, hem de savunma harcamalarının baskısı altında tutmak istiyorlar...

Bizce Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi, ortak bir kalkınmayı da iyice hızlandıracağı için, Atina açısından da daha verimli olurdu...

Ne yapalım şahinler her yerde şahin.. Neyse ki, tarihsel değişimi durduramıyorlar...

Bu tür toplumsal konularla uğraşma dönemi artık sona ermede... Çünkü yukarda da belirttiğimiz gibi hiç bir işe yaramıyor..

Türkiye'de yüzyıllardan bu yana nüfusun sadece yüzde 10'u iyi yaşar. Bugün de durum aynıdır..

Türkiye'de bireylerin önemli bir bölümü; o yüzde 10'luk kesimin içine nasıl gireceklerinin peşinde... Yüzde 10'luk mutlu azınlığın içindeki önemli bir bölüm de, o kesimin dışına düşmeme peşinde..

Böyle bir hedef için de genellikle, "amaç edinilmiş bir meslekte evrensel bir kalite yaratma" yerine, "pratik zeka ile doğru zamanda, doğru yerde bulunma" yöntemi benimseniyor..

Ve günler akıp geçiyor... Ne var ki, küreselleşme süreci, "olduğundan fazla görünme şarlatanlığının balonlarını" peşpeşe patlatacak çuvaldızlarını, Türkiye'ye doğru da uzatmaya başladı... Hapazlamacıların kabaran listelerinden belli bu...

Balonlar patladıkça burun buruna geleceğiz kendi öz gerçeklerimizle.. Buna da üzülmek değil, sevinmek gerekir bizce... Gelecek kuşaklar palavradan arınmış olarak yaşayacaklar, fena mı?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır