Kocam beni dövüyor
İki yıldır yürürlükte olan "Aileyi Koruma" yasası şiddete maruz kalan eşleri korumayı amaçlıyor... Artık saldırgan hakimler eşlere 6 aya kadar "evine girmeme" ve bu arada nafaka ödeme cezası veriyor
Bir Hollanda firmasının Türkiye'deki müdürlerinden biri olarak çalışan İfakat Deriçay ise kocası Ercüment Derinçay aleyhine açtığı ve avukatı aracılığıyla İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verdiği dilekçesinde kocasından yediği dayağını şöyle dile getiriyordu:
"(...) Eşim, evde sabahtan başlayarak yatana kadar içki içip, evde adeta terör havası estiriyor. Aile fertlerine hakaret ve küfürler ederek, bana ve 19 yaşındaki kızımız Seda'ya, 'sokak kızı o...' şeklinde hakaretler ediyor. Oysa Seda, Fransız Koleji son sınıfında okuyan gayet başarılı bir öğrenci. Babasından, defalarca gördüğü şiddete maruz kaldığı için psikolojisi çok bozuldu. Hatta çoğu kez gece yarısı sokağa atılıp kendisine sığınacak bir yer aramak zorunda dahi kaldı. Eşim bana da aynı muamelelerde bulundu. (...)
'EVE ALMIYORDU'
İş toplantıları sebebiyle sık sık yurtiçi ve yurtdışı seyahatler ile iş toplantılarına katılmak zorundayım. Ancak eve geç geldiğimde eşim kapıyı zincirleyerek, beni eve almıyor. Beni ve çocukları yok etmekle tehdit ediyor. Boşanma davası açıldıktan sonra ise bu tehditler sıklaştı. Halen aynı evde yaşıyoruz ve sarhoş olduğu zaman ne yapacağı kestirilemiyor. Gece elektrikleri kapatarak, üniversiteye hazırlanan kızımızın ders çalışmasını engelliyor. Sinirli olduğu zamanlarda ise evin oda ve kapılarını tekmeleyip kırıyor, sandalyeleri parçalıyor ve mutfak eşyalarını yerlere atarak kırıyor. Çocuklarım ve ben evde büyük bir tehlike içinde gecelemek zorunda kalıyoruz."
Tarafları dinleyen Hakim Özdemir Aksoy bu gibi davalarda çok deneyimliydi. Ayrıca 14 Ocak 1998 tarihinde çıkan Ailenin Korunmasına İlişkin Kanun'u uygulamaktan çekinmiyordu.
TV'lerde izlediğimiz Amerikan "mahkeme" filmlerindekine benzer bir karar verdi:
Ercüment Derinçay, eşi İfakat Derinçay ile çocuklarına aletli veya aletsiz fiziksel şiddet kullanmak ve manevi tazyik uygulamaktan men edilecek, evde içki içmesi ve içkili olarak eve gelmesi engellenecekti. Bitmedi: "Dayakçı" Ercüment 6 ay süreyle eve gelemeyecek ayrıca bizzat veya iletişim araçları ile eşini ve çocuğunu rahatsız edemeyecekti.
DAYAKLI YAŞAM
Söz konusu kanun hakimlere işte böyle eve girmeme cezası verme yetkisi tanıyordu. Buna bazı hukukçular karşı çıkıyordu. Çünkü kadının işi olmayınca, erkeğin eve gelmemesi sorunları daha da derinleştirebiliyordu. Buna karşılık çalışan, para kazanan kadınlar bu kararlardan memnun gözüküyordu. Ayrıca hakim kocanın bu süre içinde nafaka ödemesine de karar verebiliyordu. İşte yine aynı mahkemeye yansıyan bir olay:
Ziraat Yüksek Mühendisi olan Merih Yardımcı, belediyede eğitim ve kültür müdürü olan kocası M. Levent Yardımcı'dan yediği dayağı mahkeme heyetine verdiği bir dilekçe ile şöyle anlatıyordu:
"(...) Eşim, annesinden kaynaklanan bazı nedenlerle bir süredir fiili saldırılarda bulunuyor. Şimdiye kadar eşimin kariyerini düşünerek hiçbir yere müracaat etmedim. Ancak dayak olayını haricen aldığım doktor raporu ile belgeledim. Üniversite mezunu bir eş olarak onurumun incinmesi, vücudumdaki darbelerden daha fazla etkiledi beni. Eşim saçımdan çekerek beni yerlerde sürükledi, başımı duvara vurdu ve boğazımı sıkmak da dahil her türlü fiili saldırıda bulunarak, tehditler savurdu.
Yaklaşık bir yıl önce, evlilik nedeniyle Samsun'dan İstanbul'a taşındım. Yakınlarım Samsun'da. Halen Tarım Kredi Kooperatifi Ziraat Yüksek Mühendisi olarak çalışmaktayım. Ailemin Samsun'da olması ve işim gereği onlara sığınmam mümkün değil. İstanbul'da beni koruyacak bir yakınımın olmaması da eşim ve annesinin bu kadar cüretkar hareket etmelerine neden olmuştur. Takdir edileceği üzere bu davalının, özellikle annesinin, vicdanının bulunmamasının sonucudur."
Ve karar: Mahkeme M. Levent Yardımcı'yı eşine fiziksel şiddet ve manevi baskı uygulamaktan men etti. Ayrıca sanık kocanın 4 ay süreyle evden uzaklaştırılmasına ve 200 milyon nafaka ödenmesine karar verdi.
Yani artık eşini dövüp, onu evden atmakla tehdit eden taraf kendisini sokakta bulabiliyor!
KANUN İYİ AMA BİLİNMİYOR
Avukat Cengiz Hortoğlu söz konusu kanunu ve devlet-aile ilişkilerini hakkında şunları söylüyor:
*Çağdaş bir kanun. Ayrıca prosedürü kolay ve uygulanabilir. Fakat iki yıldır uygulamada olan bu kanun polis, savcı ve hakimler tarafından tam olarak bilinmiyor.
* Tabii ki tek bir yasanın çıkmasıyla sorun çözülmüyor. Bunun en büyük sebebi ise ekonomik bağımsızlık. Türkiye'de her dört kadından biri dayak yiyor ve buna karşılık kendilerini savunamıyorlar. Çünkü evden ayrıldığı veya karşı koymaya çalıştığı zaman sokakta kalacağını biliyor. Kendini güvence altında hissetmiyor. İngiltere'de kadının böyle bir durumda kira giderini devlet karşılıyor. Kadın orada şiddete uğradığında çok büyük tazminatlar alıyor. Burada ise komik nafakalarla yetiniliyor.
* Kadın sığınma evleri yetersiz. Devlete bağlı olanlar 5 tane. Kadın ilk önce kendini devletle güvence altına almalı. Nasıl? Devlet kadına işsizlik sigortasını bağlamalı. Bir bayan müvekkilimin eşi bir ay uzaklaştırıldı. Sonra tekrar eve döndü. Müvekkilim, 'Ya sonrası?' diyor. Evet asıl problem 'Ya sonrası?' İşte tam bu noktada devletin 'Ya sonrası'nı düşünmesi lazım.
PEKİ İŞE YARIYOR MU?
14 Ocak 1998'te Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren kanun şöyle tedbirler getirmişti:
* Kusurlu eşin şiddet veya korkuya yönelik davranışlarda bulunmasının önlenmesi,
* Ortak kullanılan evden uzaklaştırılarak bu evin diğer eşe ve varsa çocuklara tahsisi ile diğer eş ve çocukların oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmaması,
* Aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi,
* İletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi,
* Alkollü vs. olarak eve gelmemesi ve evde bunları kullanmaması.
Kusurlu eşin nafaka ödemesine de karar bağlayabilen mahkemece alınan bu tedbirlerin süresi altı ayı geçmiyor. Bunlara uymayan eş için tutuklama kararı da çıkabiliyor.
Sefer DARICI
|