kapat

26.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Eşeklik kime baki?

Resim galerisinde sanat profesörü Adnan Çoker ile Hülya Avşar arasında çıkan tartışma, okurları çok ilgilendirdi.

Dünkü yazımda, Avşar'ın esprisine tahammül göstermediği için Prof. Çoker'in "yanlış yaptığını" yazmıştım.

Bir genç kadını paylamanın bir "sanat hocası"na ve "sanat adamı"na yakışmayacağını söylemiştim.

Bu bakış açısı, basındaki bazı kıt anlayışlıların zannettiği gibi, alt kültürü yüceltmiyor, tam tersi üst kültüre sahip çıkıyordu.

Hoca'nın, yani üst kültürün kusuruna parmak basıyordu.

Çünkü toplum, alt kültürün kusurlarından değil, üst kültürün kusurlarından kaybediyor, ne kaybediyorsa...

Çok sayıda okuyucu aradı ve "Düşünce tarzına katılıyoruz fakat şu Hülya Avşar hakkında ne düşündüğünü de merak ediyoruz" dediler.

Okurlarımı merakta bırakmak gibi bir adetim yoktur.

Açıkça yazıyorum: Hülya Avşar bir fenomendir!
Sevsen de, sevmesen de bu böyle!

Fakat geldiği kültür ve taşıdığı entelektüel birikim bakımından, şu anda bulunduğu noktayı, ne kadar kaldırabilir ve nerede "fire" verir onu bilemem...

Bir fenomen olduğunu kabul etsem de...

Şimdilik, yetenekleri ile "dam kavak"lığını paçal ederek vaziyeti idare ediyor ve dikkatleri üzerine toplamayı beceriyor (ki bu tip sahne insanları için önemli olan dikkatleri toplayabilmektir) ama yarın ne olur, kendisi aleyhine kabaracak tepkilerin faturasını nasıl öder, bu zaten benim de meselem değil, olamaz da...

Hülya Avşar'ın, söz konusu kültürel dokusu, kavgadan sonra verdiği beyanatta kabak gibi ortaya çıkmadı mı?

"Kocam orada olsaydı, hocayı döverdi" diyerek, "hiç de müstesna olmayan" bakış açısını ortaya koymadı mı, koydu.

Peki, aynı Hülya Avşar, ikide bir "Tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır" diyerek ne yapmaya çalışıyor? Zaman zaman rastlanan basit bir "gerçekliğe" parmak basıyor...

Sahiden, tahsil her halükarda insanı çamurdan kurtarmaya yetmiyor.

Ama Hülya Avşar'ın cevabını hiç aramadığı başka bir soru daha var:

"Eşekliğin baki kalması" olasılığı veya oranı, "tahsil" ile mi daha yüksektir, "cehalet" ile mi daha yüksektir?

Farzımisal, hangisinde yüzde 90, hangisinde yüzde 10'dur?

Ayrıca, Hülya Avşar Türkiye'deki merkeplerin sayımından sorumlu ilk insan mıdır, yoksa son insan mıdır? Hülya Hanım, bu konuya bir daha dönecek olursa, lutfedip bu soruya da cevap verirse, memnun oluruz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır