İstanbul Sergi Sarayı'nda (Tepebaşı) üç gün boyunca Naturel 2000 "Beden, zihin ve ruh sağlığı festivali" başlıyor.
Tanım hoşuma gitti...
Festival!
Mesleğinin ileri uçlarına gitmiş doktorlarla konuşacak olursanız, anlatıyorlar: "Doğa" "Doğallık" "Doğal gıdalar", "Doğal ürünler" sağlıklı olmada çok önemli bir yer tutuyor.
İnsan psikosomatik bir yaratık olarak tanımlanıyor.
Psiko ruh, soma beden!
Modern tıp, "soma" üzerinde çok büyük ilerlemeler yaptı.
Ama şimdi işin psiko tarafını da ihmal etmiyor.
Hastayı bir otomobil tamiri mantığında iyileştirmek artık neredeyse ilkel!
Rastlamışsınızdır, doktor ilaç verir, o ilacın size ne yapacağını açıklamaz bile: "Yutacaksın!"
Oysa doktor var, "Bugün seni çok iyi gördüm" derken hastasının elini tutuyor, o yaklaşım işte, iyileşmenin bir parçası!
Konu sadece beslenme değil tabii ki..
26-29 Ekim 2000 arasında Tepebaşı'nda hangi konularla çalışmalar yapılacak biraz yazayım da yelpazenin genişliği ortaya çıksın..
- Reiki (Bu da ne diye merak edenler buyursun öğrensin!) (Mine Dural)
- Güç toplama solunumu (Hakan Onum)
- Shiatsu (Zeynep Sevil Güven)
- Prana şifacılığı (Rainer Knell)
- Zen ve meditasyon (Cem Şen)
- Homeopati (Doç. Dr. Mehmet Gürsel)
- Çikong/Yaşam enerjisi (Hakan Onum)
- Hata yoga-Kundalini yoga (Adnan Siddviho Çabuk)
- Yüksek Bilinç (Işık Yazan)
- Hipnozla tedavi (Dr. Şeref Özer)
- Yüz jimnastiği (Feride Huk)
- Ayurveda (Ender Saraç)
- Feng Shui (Anja Banks)
- Biomeridian (Davis Feldman)
- Ege otları ve Milas Pazarı (Ferda Erdinç)
- Sthapatya Veda (Doğaya uygun mimari) (Vesile Baruh)
- Şifalı taşlar (Tülay Battal)
- Astroloji ve sağlık (Yasemin Boran)
- Türkiye'de bitkilerle tedavi (Prof. Ekrem Sezik)
- Türk müziğinin terapi değeri (Doç. Dr. Rahmi Orunç Güvenç)
- Manyetizma ve manyetik tedaviler (Prof. Dr. Mustafa Güler)
- Refleksoloji (Carole Hakko)
Gördüğünüz gibi yerli yabancı birçok uzman bambaşka ufuklar açıyor. İstanbul'daysanız vakit ayırın gidin, "Doğanıza" bir merhaba deyin!
Meydanı boş bulanlar var!
Meydan dediğim İstanbul Hava Meydanı! Meydan İşletmesi'nin üst yönetiminin iyi olduğunu düşünmek lazım...
Yoksa İstanbul Dış Hatlar Terminali'nin rekor sürede bitmesi, bu denli güzel olması zor olurdu.
Aynı şekilde İstanbul İç Hatlar'ın da devasa rahatlığından insanın şikayeti olmasa gerek.
Fakat gel gör ki, işletim evlere şenlik!
Üst yöneticilerden biri orta kademe yönetime şu işin nasıl yapılacağını anlatsa da biz yolcular garip uygulamalardan kurtulsak.
Uçak yanaşıyor körüğün önüne...
Başlıyor bir tartışma...
Yolcular körüğe mi girecek, yoksa uçağın merdiveninden mi inecek?
"Haydi merdivenden inilecek" deniliyor, orada biri "Transit yolcu var mı" diye bağırıyor. Sonra servis merdiveninden tekrar körüğe çıkılıyor ve terminale giriliyor.