


Orta direği ne kadar çok özlemişim
Hani hormonlu domates yiye yiye plastik tadına alışır ve yadırgamaz olursunuz ya; sonra bir kıyı köşe lokantasında önünüze gelen kıpkırmızı tarla domatesinin tadına baktığınızda eski günler geri gelir ve çocukluğunuzdaki tadı yitirmiş olduğunuzu birdenbire anlarsınız.
O tad sizi eski günlerinize götürür, neleri yitirmiş olduğunuzu hatırlatır.
Aynen böyle, Yunanistan'a her gittiğimde eski Türkiye özlemi sarar beni.
Geleneklerimiz, hayatı bize özgü kılan davranış biçimleri orada yaşamaktadır şimdi.
Atina'ya Selanik'e giden uçak, sizi çocukluğunuza geri götürmektedir sanki.
Gerçi bu kentler moderndir, zengindir, rahattır ama ruh aynı ruhtur.
Lokantalarda ailelerinizi hatırlatan insanları görürsünüz, sokaklar sakindir, insanlar birbirine saygılıdır.
Ve bu durumun bir tek açıklaması vardır: Orta direğin varlığı.
***
Orta direk, Yunanistan'a damgasını vurur. Kendilerinin de gülerek kabul ettiği gibi Yunanistan'da herkes orta sınıfa dahildir. Hatta bazıları sıkılır bundan.
Ülkenin büyük zenginleri, uluslararası armatörleri de vardır elbette.
Ama bunlar bile Yunanistan'daki orta direk yaşamına uyarlar.
Bu durumun en çarpıcı göstergesi lokantalardır.
Bizde bildiğiniz gibi bir zenginlerin gittiği lüks lokantalar, bir de halkın karnını doyurduğu pideci, köfteci, mantıcı gibi yerler var artık.
Lüks lokanta ve kulüplerin önüne Ferrariler, pahalı jipler, Jaguarlar dayanıyor. Kapının önüne bir sürü korumayla, parkçı sıralanmış. İçerde adam başı 100 dolar vererek yemek yeniyor. Sonra da hamamdan çıkar gibi ona buna bahşiş dağıtılıyor.
Buna gücü yetmeyen de ucuz halk lokantalarında karnını doyuryor.
Yunanistan'da böyle bir ayrım yok. Lokantalar herkes için. En zengin işadamları, en ünlü sanatçılar, gazeteciler, yemekleri lezzetli ama görünüşü normal olan lokantalara gidiyor ve halktan ayrılmıyorlar.
Bizim eski halimiz gibi.
Bu lokantalarda birdenbire orta sınıfın önemini kavrıyorsunuz.
Gelir dağılımı adaleti olan bir ülkede hiç kimse yaşam biçimiyle, parasının çokluğuyla, otomobilinin modeliyle başkasını ezmeye çalışmıyor.
Bırakın ünlü sanatçıları, dünyanın sayılı zenginlerinden olan armatör Livanos gibiler bile böyle yaşamıyor.
Orta direk, bir toplumun ve demokrasinin güvencesi.
Bu dengeyi bozduğunuz zaman bir sürü görgüsüz yeni zengin ve bunlara özenen, moda deyimiyle "yırtmak için kıvranan" lumpenler elde ediyorsunuz.
***
Geçen hafta gittiğim Selanik, beni eski günlerimize taşıdı: Herkesin birbirine saygılı olduğu, değerler sisteminin bu kadar sarsılmadığı, güzel geleneklerin sürdürüldüğü, insanların hala utanma, merhamet gibi duygular taşıdığı, insanların kurtlaşmadığı, alçakgönüllü eski günlerimize.
Yanında lokum ve bir bardak suyla getirilen Türk kahvesi bile artık o ülkenin yaşattığı bir gelenek.
O sakin sokaklarda dolaşırken, ruhuna Fatiha okunan orta direği ne kadar özlemiş olduğumu bir kez daha kavradım.