kapat

26.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber Ýndeksi
Yazarlar
Günün Ýçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Ýstanbul
Ýþte Ýnsan
Astroloji
Reklam
Sarý Sayfalar
Arþiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ.
Telsim
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Bunun olmasý gerekmiyordu

Neredeyse iki yýl geçti üzerinden, af çýkmadý. Ýki yýl önce af konusunu Rahþan haným ortaya attýðýnda karþý çýkmýþtýk, hem de þiddetle karþý çýkmýþtýk. Özellikle adi suçlardan yargýlanýp, zaten infaz yasýnýnýn enfes olanaklarýndan yararlananlara bir de af çýkarmak toplumsal barýþý da etkileyecekti. Hemen herkes bu açýdan karþý çýkmýþtý o tarihlerde.

Ama geçen zaman içinde siyasetçiler af konusunu hep sýcak tuttular. Bir yýl geçtikten sonra açýkçasý, ilk anda af konusuna tepki gösterenler de görüþ deðiþtirdi. Çünkü çýkmasý halinde toplumsal barýþý etkileyeceði düþünülen af, artýk çýkmadýðý için toplumsal barýþý tehdit eder hale geldi.

Ýþte, cezaevleri yangýn yerine döndü. Devlet kendi beceriksizliði yüzünden cezaevlerini kontrol edemiyor. Koskoca Ýstanbul Savcýsý mahkžmlarla saatler süren pazarlýklar yapýyor ve onlarý af çýkacaðý umuduyla sakinleþtiriyor.

Cezaevlerini kontrol edemeyen devlet, sokaklarda mahkžm yakýnlarýyla kýyasýya çatýþmalara giriyor. 100 kiþilik bir mahkžm yakýný grubu "af çýksýn" diye gösteri yaptýðý için acýmasýzca ayaklar altýna alýnýyor, polis çoluk çocuk dinlemeden herkesi dayaktan kýrýp geçiriyor. Demek ki devletin gücü ancak buna yetiyor, daha doðrusu kifayetsiz siyasetçiler buna neden oluyorlar.

Cezaevinden canlý yayýn
Adana Cezaevi'nde isyan sürüyor. Bir televizyon kanalý "bir tanýkla" konuþuyor, canlý yayýnda. Konuþulan kiþi paraþüt operasyonu ile yakalanan hayali ihracatçý Yasin Altýnbaþ. Halen tutuklu olan Altýnbaþ'ý sahibi olduðu cep telefonundan aramýþlar, o da isyaný anlatýyor. Cezaevlerinde telefon kullanýldýðýný biliyorduk, ama iþi canlý yayýna katýlacak kadar geliþtireceklerini tahmin etmiyorduk. Ýþe bakýn, Yasin Altýnbaþ cezaevinden canlý yayýna katýlýyor telefonuyla, Murat Demirel'e giden telefona el konuyor. Demirel "Bu eþitliðe aykýrý" dese yeridir vallahi.

Beþiktaþ'tan açýklama
Kombine bilet alan taraftarlarýn yerine Þampiyonlar Ligi maçlarýnda baþkalarýný oturttuðu için eleþtirilen Beþiktaþ'tan açýklama geldi. Açýklamada UEFA'ya iki ayrý yerden 550 bilet verilmesinin zorunlu olduðu belirtilerek "UEFA bu biletleri þampiyonanýn sponsoru þirketlere veriyor. Bu nedenle Türkiye'deki maçlarda bu þirketlerin Türkiye'deki yetkililerine verilmiþtir. Çok doðal olarak bu durumda burada oturanlarýn büyük çoðunluðunu da Türkler oluþturmuþtur" denildi. Açýklama haklý olabilir, ancak þikayet, bu koltuklarýn Beþiktaþ tarafýndan 70- 100 milyon liradan satýlmasýydý. Beþiktaþ bu koltuklarý gerçekten sattý mý?

Fen- Edebiyat fakültesi mezunlarý isyan ediyor
Önceki gün gazeteye bir grup öðrenci geldi. Ellerinde bir tomar kaðýt, týpký bildiri daðýtýr gibi girdiler odaya. Zaten onlar da öyle söyledi "Bildiri daðýtýyor gibi olduk ama, baþka çaremiz yok" dediler.

Sorunlarý þu; hepsi de çeþitli üniversitelerin Fen-Edebiyat fakültelerinde okuyorlar. Ancak bu okulu bitirdikten sonra önlerinde tek seçenek var, o da akademik kariyer yapmak. Oysa eskiden bu fakültelerden mezun olanlar lise öðretmenliðine atanýyorlardý.

Öðrenciler anlattý; 1998'den beri Milli Eðitim Bakanlýðý Fen- Edebiyat fakültelerinden mezun olanlarý öðretmen yapmýyormuþ. Bakanlýk bunun gerekçesini de açýklamamýþ öðrencilere.

Tabii sordum ben de öðrencilere "Öðretmen olmak için hiç mi þansýnýz yok" diye. Varmýþ, dýþarýdan eðitim formasyonu alýrlarsa oluyormuþ, bunlar da özel kurslarmýþ ve 1 milyar 500 milyon liralýk bir ücreti varmýþ. Bir diðer yol da bir Eðitim Fakültesi'nde yüksek lisans yapmak.

Fen Edebiyat fakülteleri mezunlarý bazý durumlarda sýnýf öðretmeni olarak Milli Eðitim'e alýnýyormuþ. Sýnýf öðretmeni ilköðretim okullarýnda, 5'inci sýnýfa kadar okutan öðretmenler.

Üzülmemek elde deðil elbette, herbiri 20 yaþýný geçmiþ, ülke gerçeklerini bilen, hayat mücadelesine hazýrlanan pýrýl pýrýl gençler, gelecekleri konusunda endiþeliler, hoþ deðil elbette.

Yine sordum gençlere "Peki bilmiyor muydunuz bu durumu okullara girerken?" diye. Ona da cevap verdiler; bir kere karar 1998'de alýnmýþ, bu öðrenciler ise 3 ve 4'üncü sýnýfta, onlara sürpriz olmuþ. Ýkincisi devletin her konuda olduðu gibi bu konuda da kandýrma yöntemini seçtiðini söylüyorlar "Devlet her yýl üniversite sýnavý aþamasýnda iþ imkanlarýný hiç gözönüne almadan binlerce öðrenciyi okullara dolduruyor. Her yýl insanlar umutla okumaya baþlýyor, ama bir süre sonra acý gerçekle karþýlaþýyorlar" diyorlar.

Öðrenciler herþeyin farkýnda, ama ellerinden birþey gelmiyor, yapabildikleri gelip bizlere bunlarý anlatmak.

Milli Eðitim 'Ýhtiyaç yok' diyor
Fen-Edebiyat fakültelerinde okuyan öðrencilerin þikayetini dinledikten sonra Milli Eðitim Bakanlýðýný aradým. Müsteþar Bener Cordan'la konuþtum. Bener Cordan çok uzun yýllarýný eðitime vermiþ seçkin bir bürokrat. Kimbilir kaç bakan deðiþti ama her bakan Bener Cordan'ýn müsteþarlýðýný tercih ediyor, çünkü konularýna çok hakim.

Müsteþara "Niçin Fen ve Edebiyat fakültelerinden mezun olanlarý öðretmen yapmýyorsunuz" diye sordum.

Cordan öðretmen yetiþtiren okulun Eðitim fakülteleri olduðunu söyledi ve "Öðretmenlik de bir uzmanlýk iþi, ayrýca artýk bütün dünya kabul ediyor ki, lise öðretmenliði için mutlaka yüksek lisans aranýyor, bu Amerika'da da Avrupa'da böyle."

Bener Cordan'a "Ama eskiden Fen-Edebiyat fakültelerinden mezun olanlar öðretmen olabiliyordu" dedim, Cordan "Evet ama o zaman ihtiyaç vardý" karþýlýðýný verdi.

Anladýðým kadarýyla ortada yeni bir durum var, sordum "Türkiye'de öðretmen açýðý yok mu, fizik, kimya, biyoloji, tarih dersleri için yeterli öðretmen var mý?" diye. Bener Cordan beklemediðim bir cevap verdi "Hayýr öðretmen açýðýmýz yok."

Peki ya o boþ geçen dersler, öðretmensiz okullar ne oluyor?

Bener Cordan "Yanýlmayýn" dedi ve sürdürdü "Ýngilizce öðretmenine ihtiyacýmýz var örneðin, 17 bin açýðýmýz var, Elektronik öðretmeni yok, Türk Dili öðretmeni ihtiyacý var, ama fizik öðretmenine ihtiyaç yok."

Bener Cordan'a "Peki niçin üniversiteler dönem baþýnda bu kadar çok öðrenci alýyor, o öðrencilerin gelecekleriyle oynamak deðil mi bu, insanlara umut veriliyor sonra ortada býrakýlýyor?" diye sordum.

Cordan son derece samimi olarak "Evet bu maalesef böyle. Ama þunu da unutmayýn, üniversiteler baþtan istihdam yaratan eðitim kurumlarý deðildir, onlar bölümü açarlar, öðrenci alýrlar, bilim adamý yetiþtirirler, tabii bizim geleneðimizde devleti istihdam yeri olarak görmek de var. Böyle olunca öðrenciler hem hayal kýrýklýðýna uðruyor hem de isyan ediyor" dedi.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr