kapat

26.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Pentagon'daki gerilim ve İslam-Hıristiyan uyuşmazlığının temeli

ABD'de Başkan seçimlerine 10 gün kaldı. Görünen o ki, 10 güne kadar Pentagon, İslami terör örgütlerinden birine, yahut birkaçına karşı bir darbe indirecek... Şimdilik hedefte olan, bu örgütlerden en kanlısının lideri Usame Bin Laden...

Aden Körfezi'nde patlayıcı yüklü şişme bir botla, İslami teröristlerin sadırısına uğrayan USS Cole destroyerinde 17 Amerikan denizci öldü; 30'dan fazlası yaralandı; gemi de büyük bir hasar gördü...

Başkan Clinton, seçim gününe kadar böyle bir saldırının yanıtını vermek zorundadır bize kalırsa..

Bu arada bazı ABD üsleriyle temsilciliklerine yeni intihar saldırılarının düzenleneceği haberleri de alındığı için; Katar'la Bahreyn'deki askeri üsler, en üst düzey sayılan "Delta" düzeyinde alarma geçirildi.

İncirlik üssü de, "Delta"ya oranla bir alt düzey olan "Charlie" düzeyinde, bir "savaş düzeni" içine alındı.

Duruma bakılırsa bir terörist saldrıdan önce, Pentagon vurmaya hazırlanmakta bazı terör odaklarını..

İslami teröre karşı ABD'nin birden şahlanıvermesinin yaratacağı etki ve tepkileri öngörmek kolay değil...

Ancak bunun uzantısında hamasi Cihat çağrılarının; kârı da, zararı da başlayabilir ortaya çıkmaya..

Globalleşme sürecinin, halk yığınlarını yoksul bırakan ve sadece silah alımlarına yatırım yapan Arap diktatörlerine de tahammülü yoktur. İster istemez Saddam da elenecektir sonunda; Kaddafi de, ötekiler de...

Clinton'un İslami terör örgütlerine karşı düğmeye basması, Arap diktatörleri için de sonun başlangıcı olabilir...

Türkiye de dahil, İslam dünyası, Avrupa ülkelerini "Hıristiyan Kulübü" olarak görme eğilimindedir. Böylece "çağdaşlıkla çağ dışılık" arasındaki fark, İslam-Hıristiyan anlaşmazlığına düğümlenerek, maskelenmek istenmektedir...

Oysa asıl fark, Türkiye de dahil İslam Dünyası'nda yaşayan halk yığınlarının mesleksiz oluşları ve kimlik özlemlerini meslekleri yerine, inançlarında somutlaştırmaya kalkmalarıdır.

Bir Fransız'a, yahut bir İtalyan'a kimliği sorulduğunda; ya "elektrik teknisyeniyim" der, ya "doktorum" der v.s... "İtalyanım, Katoliğim" yahut "Fransızım, Katoliğim" demez...

Bir Türk'e kimliği sorulduğunda ise yüzde 80, "Türküm, Müslümanım" der...

Sözün kısası, Batı Dünyası meslekli, İslam Dünyası mesleksizdir.

Aradaki bu temel farkı, İslam-Hıristiyan zıtlaşmasına bağlamamak gerekir...

Çünkü sade Hıristiyanlar değil; Yahudiler de mesleklidir, Japon Budistleri de mesleklidir.

Türkiye'de oldum bittim nüfusun sadece 10'da biri -kadameli olarak- iyi yaşadı. Osmanlı döneminde de durum aynıydı, Meşrutiyet döneminde de, Cumhuriyet döneminde de..

Bu oran bugün de değişmiş değil...

Yoksul kesimlerin bireyleri, ne yapıp yapıp, 10'da birin içine girmek istiyorlar... Bunun bir yolu da politika...

Politika ise ırkçı, yahut ümmetçi hamaset demogojileriyle şut çekip durmak demek...

Türkiye'de, sonunda Avrupa Birliği üyesi oluncaya kadar, sürüp gider bu çalkantılar... Türk politikacaları, nüfusun 10'da birine göre ayarlanmış oligarşik bir "kabuk devlet" yapılanmasından; halk kitlelerine servis veren demokratik bir "teknik devlet" yapılanmasına geçmeyi başaramadılar bir türlü...

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan bu tarihsel eksikliği, globalleşme süreci tamamlayacaktır ilerde...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır