kapat

26.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
Ermeni sorunu ilk kez masaya yatırılıyor
Ankara ilk defa, Ermeni iddialarına "bunu da atlattık" gözüyle bakmaktan vazgeçerek masaya yatırılıyor.

Cuma günü yapılacak MGK toplantısında "Türkiye'nin bir daha böyle zor durumda kalmaması için neler yapması gerektiği" üzerinde durulacak

Ermeni soykırım iddialarının ABD Temsilciler Meclisi'nde yasa tasarısı olarak oylanmasının son anda Clinton'ın girişimiyle durdurulması Ankara'ya bir nefes aldırdıysa da rahatlatmadı. "Tasarının geçme ihtimali üzerine" 27 Ekim Cuma günü toplanacak Milli Güvenlik Kurulu gündemine alınmış olan konu, gündemdeki yerini aynen korudu. Ancak şekil değiştirdi: Cuma günü Cumhurbaşkanı Sezer başkanlığında toplanacak MGK'da, "Yasa haline gelmiş Ermeni iddialarına karşı ne yapılacağı" yerine, "Türkiye'nin bir daha böyle bir zorluğu yaşamaması için neler yapması gerektiği" konuşulmaya başlanacak.

Yani devletin en üst danışma ve karar organı, ilk kez Ermeni iddialarını diplomatik savunma mekanizmaları harekete geçirilerek geri püskürtülmesi gereken bir olgu değil, bilimsel ve siyasi temelde mücadele edilmesi gereken bir sorun olarak ele alacak.

FİLİSTİN PATLAMASI
Bu gelişme, Ankara'nın Ermeni iddialarına karşı bugüne dek izlemiş olduğu çizginin değişmesi tartışmasını da beraberinde getirecek cinsten. Ama öncelikle bu gelişmenin arkasında yatan saptamayı aktarmak gerekiyor:

Devletin güvenlik ve Dışişleri birimleri, Ermeni karar tasarısının son anda durdurulmuş olmasını, Ankara'nın diplomatik girişimleri yanı sıra iki gelişmeye bağlıyorlar:

* Birincisi, Filistin'in tam bir barış anlaşması eşiğinde yeniden patlamış olması. Böylelikle, aslında baştan bu yana tasarıya şeklen tepki gösteren Beyaz Saray, Ortadoğu'nun hâlâ bir barut fıçısı olduğunu ve Türkiye'nin bu bölge için ne kadar hayati bir rol taşıdığını gördü.

* ikincisi, Beyaz Saray'da artık misafir sayılan Clinton'ın bir daha seçilme sorunu olmaması, Ermeni ve Rum lobilerini karşısına almasını kolaylaştırdı.

* Buradan çıkarılan sonuç ise şu: Ne Amerikan, ne de Avrupa yönetimleri aslında Türkiye'nin bu konuda haklı olduğuna inanmıyor. Ama Türkiye'nin bölge güvenliği açısından oynadığı rol nedeniyle "konjonktürel" yani "günün getirdikleri gereği" Türkiye'nin yanında görünüyorlar.

Peki müttefik yönetimlerin zoraki desteğini almak yerine Türkriye'nin tezlerinin anlaşılması ve kabul görmesi için ne yapılabilir? İşte Ankara, Cuma günü MGK'da Ermeni iddiaları konusunu gündem alarak, aslında bu konuyu "bir sorun olarak" teşhis etmiş bulunuyor.

GERÇEĞİN PEŞİNDE
MGK çerçevesinde, devletin güvenlik ve Dışişleri birimlerinin katılımıyla başlatılmış olan çalışmalar, ilk ağızda birkaç seçeneği gündeme getiriyor:

* Bİrİncİ Dünya Savaşı sırasında Anadolu'da nelerin yaşandığını araştıracak bir bilimsel kurulun oluşturulması. Devletin üst düzey bir görevlisi, "Burada amacımız 'Efendim Ermeniler de Müslümanlar'ı kesti, hem sayı birbuçuk milyon değil, diyelim üçyüzbindir" gibi bir yaklaşım olmamalı. Bu zaten inandırıcı da olmaz. Önemli olan gerçekten yaşananların bir soykırım olup olmadığının bilgisine ulaşmak" diyor. Böyle bir kurulun oluşturulması, yalnızca Ermeni iddiaları konusuna değil, tarihimizin karanlıkta kalmış pek çok yönüne de ışık tutabilir.

* UluslararasI konferans ve yuvarlak masa toplantıları düzenlenmesi. Başbakan Ecevit'in "Osmanlı arşivleri açılsın" diyenlere, arşivlerin zaten yıllardır açık olduğunu ilan etmesi ardından, konunun dünyanın çeşitli şehirlerindeki belli başlı üniversitelerde uzmanlarınca tartışılması da gündeme getirilebilir. Ankara böylelikle "konuyu tarihçilere bırakalım" tezine zemin de hazırlamış olacak.

* Üçüncü olarak, Ermenistan'la ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi tartışması açılmış bulunuyor. Türkiye ile ekonomik işbirliğine giren bir Ermenistan'da, zamanla Türkiye'ye düşmanlık duygularının ikinci planda kalacağı ve "geçmişe değil, geleceğe bakma" görüşünün hakim olacağı tartışılıyor. Burada hassas nokta Azerbaycan'la ilişkiler. Dağlık Karabağ'daki Ermeni Azeri ihtilafı Bakü'nün kabil edebileceği bir şekilde son bulmadıkça Erivan'la yakınlaşmasına sınır koyan Ankara bu dengeye dikkat ediyor.

Bu seçenekler henüz olgunlaşmış olmasa da, tartışılmaya başlanıyor. Avrupa Birliği eşiğindeki Ankara'nın Batılı uluslar topluluğunun arkasından konuşulmayan bir üyesi olması için iç muhasebesini yapmaya başladığı anlaşılıyor.

MURAT YETKİN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır