kapat

25.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
EMİN ÖZTÜRK


Büyüme yüzde 4.5 olur mu?

Hükümetin Meclis'e gönderdiği bütçe tasarısı gelecek yıl bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3.4'e düşürmeyi, ekonominin yüzde 4.5 büyümesini, enflasyonun yüzde 10-12 düzeyine inmesini hedefliyor. Bütçe açığının milli gelire oranının iddialı bir şekilde Avrupa Birliği kriteri olan yüzde 3 düzeyine yaklaşması amaçlanırken enflasyon hedeflerinin de iddialı olması son derece doğal. Ancak, bunlar olurken büyümenin yüzde 4.5 olup olmayacağı bir soru işareti. İlk olarak 2001'de büyümenin düşük olmasını beklemek için sıkı bütçe dışındaki nedenleri sıralayalım.

2001'in bu yıldan farkı
Bu sene milli gelirin reel bazda en az yüzde 6 büyümesini bekliyoruz. Ancak geçen yılı baz alan bu rakam 1999'da ekonominin çok ciddi ölçüde daralmış olmasından etkileniyor. Nitekim, otomotiv ve belki bir iki sektör hariç tutulursa, ekonomide olağan dışı bir hareketlilik görünmemesine rağmen sanayi büyümesi Ağustos için son derece yüksek çıkmıştı. Gelecek yıl buna benzer bir istatistik etki olmayacak.

Bu yıl olup ta gelecek yıl olmaması beklenen şeyler arasına "tüketim patlamasını" da koyabiliriz. Türkiye ekonomisi 1998 Ağustos'undaki Rusya krizinden sonra 16-17 ay süren, kendi standartları açısından oldukça uzun, bir daralma dönemi yaşadı. Bu dönemde ertelenen tüketim talebi bu yıl açıldı ve bu başta otomobil olmak üzere dayanıklı tüketim malları üretiminde ve ithalatında ciddi artışlar oldu. Belki inşaat dışında, 2001 yılında buna benzer bir talep sarkması beklenmiyor.

Bu yıl tüketimi canlandıran bir başka etken ise faizlerin çok hızlı düşmesiydi. Muhtemelen bu düşüş tüketicilerde bir tür "parasal yanılgı" yarattı çünkü faiz düzeyi beklenen enflasyon açısından anlamlı olsa bile geçmiş enflasyon açısından negatif oldu. Bankaların tüketici kredileri de çok ucuz görünmüş olmalı ki, o alanda da bir patlama gerçekleşti. Program sürdükçe faizlerin düşmeye devam etmesini bekliyoruz ama bu yıl olduğu gibi büyük bir hareket olması zor. Ayrıca, bu yıl alınan kredilerin taksitleri devam ettiği ölçüde tüketicilerin yeni taksit yükü altına girmek istememeleri de doğal olur.

Gelecek yıl memurlar ikinci defa hedeflenen enflasyona göre ücret artışı alacaklar. Benzer bir durum özel sektörün en azından bir bir bölümü için de geçerli. Reel gelirlerdeki düşüşün geçici olmadığı ve en az bir yıl daha devam edeceği fark edildiği ölçüde insanların tüketim standartlarını aşağı doğru revize etmeleri beklenmeli.

Son olarak, Avrupa'da büyümenin yavaşladığını hatırlamakta yarar var. Dolayısıyla, ihracatın sürükleyici olduğu bir büyüme olası görünmüyor.

Ve belirsizlikler...
Bütün bunlar yüzde 4.5'lik büyümenin zor olduğunu göstermekle birlikte bir de henüz bilmediğimiz değişkenler var. En önemlisi, iş aleminin hükümetin bütçe ve enflasyon hedeflerine ne ölçüde güveneceği. Şirketler kesimi hedeflerin tutacağını düşünüyorsa vereceği ücret artışlarında ve uygulayacağı yatırım programında ayağını denk almak zorunda. Yani şu ana kadar bir miktar kıpırdama gösteren yatırımların seyri programın ve bütçenin iş dünyası nezdindeki kredibilitesine bağlı.

Nasıl davranacağını henüz bilmediğimiz bir başka kesim de yabancı yatırımcılar. Portföy yatırımı ve doğrudan yatırım amacıyla gelen sermaye miktarına bağlı olarak büyümenin az veya fazla olacağını söyleyebiliriz.

Bütçedeki vergi dışı gelirlerinin kompozisyonu da önemli. Vergi dışı gelirlerin önemli bir bölümü finansmanı yurtdışından sağlanacak türde özelleştirmeye dayandığı ölçüde bunun yurtiçi talebi daraltması söz konusu olmayacak. Son olarak, bütçe haricindeki kamu sektörüne ilişkin hedefler ve gerçekleşmelerin ne olacağı önemli.

Başlıktaki sorunun cevabı bu etkenlere de bağlı ama şu an için buna evet demek çok zor görünüyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır