Cezaevlerinde isyan yaygınlaşıyor. Mahkumlar, af istiyorlar... İstekleri "haksız" değil...
İçlerinde cezasının önemli bölümünü tamamlamış, artık toplumla ve düzgün bir hayatla barışmak isteyen binlerce mahkum var.
Üstelik bu mahkumlara, "af" sözü de verildi.
Yetkili ağızlardan af vaad edildi.
Fakat hükümet vaadini yerine getirmekte gecikiyor.
İşte bu gecikme olmamalı...
Dört duvar arasında yatan bir insanın psikolojisini düşünmek zorunda Ankara'daki yetkililer...
İçerde belki üç yıl belki beş yıl daha yatacak bir mahkuma "af" vaadinde bulunup, umutlarını yeşertmişseniz eğer, bu affı geciktirmek "işkenceye" dönüşür.
Sonunda işkence de işte böyle isyana dönüşür.
Mahkumların haklı beklentilerini bir şekilde ortaya koymalarında anlaşılmayacak bir husus yok ama "isyan etmek" yanlıştır.
Hele gardiyanların rehin alınması, yatakların yorganların ateşe verilmesi, yöntem olarak tamamen yanlıştır ve mahkumları belki de haklı zeminden haksız zemine sürükleyecektir.
Ayrıca, affı zamanında çıkarma konusunda yeterli duyarlılığı göstermemiş olan Ankara'yı belki de daha da sertleştirmeye hizmet edecektir.
O yüzden isyan yanlıştır.
Fakat bu bile af işkencesinin mahkumların psikolojisinde yaptığı büyük tahribatı göstermeye yeter...
Türkiye hapishaneleri ağzına kadar dolu...
Burada sahiden kaderin, yoksulluğun ve cehaletin kurbanı olmuş binlerce insan var...
Artık onları hayatla barıştıracaksak, gecikmemeliyiz.
Eğer af çıkarmak için öteki işlerin bitmesini beklersek, ülkenin işler hiçbir zaman bitmez.
Artık af zamanıdır.
Ankara, üzerine düşeni yapmalıdır.
Avukatmış!
Bu sütunda, cezaevlerine girerken avukatların aranmasının "ayıp" olduğunu savunmuştum.
"Avukatlık mesleği"ne duyulması gereken güven ve saygıyı ifade etmek için...
Fakat bir bayan avukat, Murat Demirel'e gizlice cep telefonu götürmeye çalışırken yakalandı...
Şimdi bu hadiseye bakıp da, önceki tezimi terk mi etmeliyim? Hayır... Avukatlık mesleğine saygı ve güven esastır. Bir hanımefendi, avukatlıkla bağdaşmayacak işe kalkıştı diye doğrulardan vazgeçemeyiz.
Madem ki, cezaevindeki bir tutukluya yasak cihaz götürmek suçtur, madem ki, avukatlık yapmakta olan birisi bu suçu işlemiştir, yargılanır, cezasını çeker, olur biter...
O hanımefendi, belli ki müvekkilinin sadece avukatlığını değil, kuryeliğini de yürütmektedir.
Ama biz, kuryelerin "güvenilirliğinden ve saygınlığından" söz etmiyoruz ki!
Avukatlardan söz ediyoruz!..
O halde bu saygın mesleği savunmaya devam etmeliyiz.
Kötü, emsal olmaz!