kapat

25.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Türkiye-Yunanistan dostluğu üzerinde gölgeler

Bir yılı aşkın süredir, Türk Yunan ilişkilerine egemen olan dostluk havasını büyük bir sevinçle ama bir o kadar da ihtiyatla karşılayanlardanım. Çünkü iki ülke arasında var olan sorunların derinliğini ve işlerin her an tersine dönme olasılığını gayet iyi biliyorum.

Ne de olsa çeyrek yüzyıldır, iki ülkede de dostluğu savunanların "vatan haini" damgası yediğine tanık olmanın acı deneyimini taşıyoruz.

Her ay 500'den fazla dostluk girişiminin yaşandığı bahar dönemini, iki ülkenin gazetecilerinin, sanatçılarının, iş adamlarının bir araya gelişini ve Ege'nin iki yakasından yükselen göz yaşartıcı dostluk mesajlarını içim titreyerek izledim.

Çünkü bu coşkunun bir anda tersine dönebileceğini, dostluk mesajlarının nefret kusan nutuklar halini alabileceğini biliyordum.

Şimdi iki ülke ilişkilerinin üstünde kuşku bulutları dolaşıyor. Rauf Denktaş "Rumların delirdiği"ni öne sürüyor.

Hava sertleşmekte.

***

Bazı okuyucularımı üzmek pahasına yazmak zorundayım ki iki ülke arasındaki temel sorun ne Kıbrıs, ne Ege, ne de diğer anlaşmazlık konularından kaynaklanıyor.

Bunun sebebi gelişmişlik farkı.

Yunanistan, Avrupa Birliği'nin asli üyesi olarak, milli gelirini 12 bin dolara yükseltmiş, alt yapı yatırımlarını Batı Avrupa seviyesine getirmiş, sosyal barışını sağlamış, gelir dağılımı adaletine sahip, orta sınıfı kuvvetli, çatışma ve gerginlik yaşamayan bir ülke.

Güney Kıbrıs'ta ise milli gelir daha da yüksek. Neredeyse adam başı 15 bin dolar düzeyinde.

Bu durum elbette ki ikisine de avantaj sağlıyor.

Avrupa Birliği adaylık statüsüne alınan Türkiye'de biz külahı önümüze koyup nerede hata yaptığımızı düşünmek zorundayız.

Koskoca bir cihan imparatorluğunun mirasçısı olarak niye bu duruma düştük?

Niye yaşam seviyesi açısından Yunanistan'ın 65 basamak altındayız?

Niye Güney Kıbrıs refah toplumuna yelken açarken, Kuzey Kıbrıs batık bankaların, mafyanın, uyuşturucu ve silah kaçakçılığının suç cenneti haline gelen fakir bir ülke?

Bu sorular benim de canımı yakıyor ama sormaya sormaya bugünlere geldik.

***

Bu gidişle Güney Kıbrıs Avrupa Birliği'ne asli üye olarak kabul edilecek, Yunanistan da zenginleşmeye, dünyada saygı görmeye ve tezlerini kabul ettirmeye devam edecek.

Bize de kızıp bağırmak, küsmek, öfkelenmek ve bütün dünyayı Türk düşmanı ilan etmek düşecek.

Simitis hükümeti, Andreas Papandreu'nun tam aksine çok akıllı ve yumuşak bir politika güderek, tezlerini kabul ettiriyor ve Türk-Yunan ilişkilerini uluslararası platformlara çekiyor.

Bir yıl öncesine göre en önemli fark; iki ülkeyi ilgilendiren sorunların Avrupa Birliği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Lahey Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler gibi kurumlarda çözümlenmesini kabul etmeye başlamış olmamız.

Yunanistan adına az kazanç değil doğrusu.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır