kapat

25.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
banner
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

YeniBinyil
Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Ekmek içi pastırma.. fikirlerin azdırma..

Oyuna gelmeyelim, akademik tartışmalara girmeyelim.. Bizim millet en sofistik tartışmadan bile kan çıkaracak yeteneğe sahiptir.. Tartışacağız diye lüzumsuz yere birbirimizi kırarız.. Avrupa Birliği kapısında sıramızı beklerken elin gavuruna türkü oluruz..

Alemi tan eder yanına varsan

Seni yanıltır bir mesel sorsan

Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan

Camiye gelir de erkan beğenmez

Teslim Abdal

Bizim milletin "akademik tartışma" merakına düşmesi kadar abes birşey yok.. Bu merak aynen, Ay'da arazi alıp üzerine kooperatif evleri kurmaya benzer ki uygulanması mümkün değil..

En azından mevzuat mümkün değil.. Bizim yerel yönetimlere göre Ay arazisi "mücavir alan" sayıldığından inşaat ruhsatı alamazsın..

Ayrıca bizim ahalinin aklı Ay'da ev almaya yatsa bile sinirleri "akademik tartışmayı" kaldırmaz..

En sudan konuyu tartışırken bile taraflardan birinin sigortası atar.. Karşısındakini ikna için suratının orta yerine bir fikir geçirir, ondan sonra ayıkla pirincin taşını..

***

Nedim Saban'ın son olaylı programı da böyle olmuş.. Programa çağdaş Türk büyüklerinden Mail Küçükerman'ı davet ederken "Efendim, kadın erkek eşitliği üzerine akademik bir tartışma ortamı yaratacağız.." demiş..

- "Bir bilim adamı ile bir sanatçı daha olacak.." diye bilgi vermiş..

Mail Büyükerman ne bilsin Banu Alkan'ın sanatçı kadrosundan karşısına dikileceğini.. Rikkat kalbinin kırılacağını hiç aklına getirmediğinden, çıkıp gelmiş..

Hemen uyanmalıydı..

Önce Profesör Dr. Orhan Kural'ı görmüş.. Aldırmamış.. Halbuki Orhan Hocam'ı gördüğü zaman kıllanıp, stüdyoyu terketseydi diğer olaylar yaşanmazdı..

Çünkü, Allah selamet versin Orhan Kural Hocam, bu memlekette akademik bir tartışma yapılamayacağını en iyi bilenlerdendir..

Bu toplumu konuşa konuşa adam etmenin mümkün olmadığını vakti zamanında çözdüğünden, strateji değiştirmiş.. Bulduğu yöntem bütün akademik tartışmalardan daha başarılı..

Diyelim ki toplumun nasırına basan bir konu var.. Paneldi, konferanstı, açık oturumdu.. Yani bir tartışma yapılacak.. Orhan Kural Hocam oraya gider, etrafı biraz kestikten sonra kurbanını seçer..

Sonra seçtiği kurbanının karşısına geçip, sohbet ediyormuş gibi yaparken iki laf edip adamı o dakika ayar eder..

Bundan gerisi adamın insafına kalmış.. Artık iki elini Orhan Kural hocamın gırtlağında mı buluşturur ya da açık büfeden 70'lik bir şişe alıp kafasına mı ekleştirir, bilemem..

Sonunda Orhan Kural Hocam'ın kafasına pansuman yapılması icap ettiğinden gazeteciler başına birikir, o da kamuya vereceği mesajları oradan verir.. Tecrübeyle sabit olmuştur ki dayak yiyen birinin kafası sargılıyken verdiği mesajlar, toplumumuzu derinden etkilemektedir..

***

Derin devlet adamı Mail Büyükerman'ın bu merakını hafife alanlara katılmıyorum..

Arkasından "Adamın aklına gelen en yeni fikrin son kullanma tarihi geçeli altı yıl olmuş, hala akademik tartışma peşinde.." diye konuşanlara kulak asmıyorum..

Herşeyden önce "tartışma konusunda" kısmetsiz olduğuna inanıyorum.. Hani "Bir adam, Allah murad ederse taşa geçirir dişini.. Murad etmezse muhallebi yerken kırar dişini.." derler ya!

Mail Büyükerman da o tür kısmetsizlerden..

Cumhurbaşkanı adayı oldu, medya leşkerlerinden bir Allah kulu da karşısına dikilip "Fikirleriniz nelerdir? Seçilirseniz memlekete kuş mu konduracaksınız?" diye sormadı.. Tam tersine;

- "Kaşlarınızı neden pehlivan bıyığı gibi yukarıya buruyorsunuz?" sorusuna takılıp, adamı bunalttılar.. Adamcağıza bir de Atatürk'ün sesinin taklidini yaptırdılar..

Vaziyetler paparazzilik hale geldiğinden Mail Büyükerman daha birinci turda tek oyda kaldı..

Çok ucuz atlattık..

Ben Mail Bey'in sinirlerinin oynamaya başladığı yerde yetiştim programa.. Televizyonu açtığımda; akademik süsü verilmiş tartışmanın tam orta yerindeydiler..

Stüdyoya sanatçı faslından çağrılan Banu Alkan o sırada kaşını gözünü oynatıp, tartışmaya katkıda bulunmaya çalışıyordu.. Orhan Kural Hocam da Mail Bey'in tam tersine sakin sakin bakıyordu..

Orhan Hocam'ın sakin bakması hayra alamet değildir.. Belli ki kavganın kokusunu aldı.. Nitekim Mail Bey dayanamayıp, televizyonlarda defalarca ekrana gelen o meşhur çıkışını yaptı..

Önce Banu Alkan için "Şahinin yerine geçti yarasa, baklava yerine geçti prasa.." manasına gelen laflar edip, kadıncağızın sanatçı sayılmayacağını iddia etti..

Sonra "Yemişim ben böyle akademik tartışmayı.." diye naralanıp, Nedim Saban'ı hırpaladı..

***

Profesör Dr. Orhan Kural Hocam bir taraftan, Nedim Saban bir taraftan adamı sakinleştirmeye çalışırken birinin aklına Banu Alkan'a şarkı söyletmek geldi.. Havayı yumuşatma faslından müziğe sığındılar.. O da aldı mikrofonu eline, dikildi Mail Büyükerman'ın karşısına..

Herkes "Tuti mucizeyi guyem ne desem laf değil.." türünden, sinirler üzerinde yatıştırıcı etkisi olan bir şarkı beklerken Banu Hanım başladı okumaya:

- "Çapkın bakma karşıdan öyle.. Kaldır beni dansa kaldır.."

Mail Bey yerinde şöyle bir dikildi.. Ben oturduğum yerden yine eyvahlandım ki kan çıkacak diye korkmaktayım.. Banu'nun aldırdığı yok.. Adamın gözünün içine baka baka "kaldır" lafının üzerine basıyor:

- "Kaldıramazsan kaldırırlar, kaldır.."

O kritik sahneleri dikkatle gözledim.. Mail Bey aldığı devlet adamı terbiyesi gereği, olgun davrandı.. Şarkıdaki "Kaldır.." lafından kişisel bir ima çıkarmayıp, sanki Anayasa'nın 312'nci maddesinin kaldırılması tartışılıyormuş gibi yaptı..

Bereket Banu Hanım sözleri Kadir Tapucu'ya ait bu büyük eseri icra ettikten sonra "Neremi neremi?" şarkısına geçmedi..

Geçseydi film orada kopardı "Senin akademik yerini.." diyerek yerinden fırlayacak olan Mail Bey'i kimse zaptedemezdi..

Özetle ucuz atlattık.. Söyleyeceğim şu ki.. Bu milleti tartıştırma merakından vazgeçelim.. Türkü Türke kırdırmayalım..

Çünkü bizde akademik tartışma geleneği henüz oturmadı.. Alın olmuşlarından iki üç bilim adamını.. Zaman makinesine koyup firavunlar dönemine gönderin.. Gezsinler, incelesinler, ortamı gözlesinler..

Biraraya geldiklerinde konuşacakları ilk şey "Duydun mu lan! Firavun için tekerlek diyorlar!" geyiği olur..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır