


Fırsat!
Türkiye bir yandan Avrupa Birliği'nin kapısında dolanıp durmakta, öbür yandan ABD Senatosu'nda Ermeni tasarısıyla her iki yılda bir "100 yıl önce soykırım yaptınız... 100 sene önce insan kestiniz..." diye sıkıştırılmakta...
Türkiye zengin ülke olsaydı....
Parası güçlü...
Teknolojisi ileride....
İhracatı çok...
İthalatı az...
Sattığı pahalı teknoloji ürünü...
Aldığı ucuz gıda ürünü...
Ticaret açığı değil, ticaret fazlası veren, dünya ticaret hacmindeki yeri yüksek, (içecek su, süt bulamayan, okula gidemeyen, bilgiden-bilimden habersiz insan sayısı hiç kalmamış), her ailenin özel otomobilinin olduğu, uçakla seyahat eden, bütün kentlerinde metrolar olan, dünya pazarlarında en az 50 marka ürünü kapış kapış alıcı bulan bir ülke olsaydı...
Sinsi Avrupa bir yandan....
Kurnaz ABD öbür yandan...
Dayatma yapamayacaktı...
***
Rus Başbakanı Mihal Kasyanov'un Türkiye'ye "yeni bir ekonomik stratejinin" ana hatlarını ortaya koyan ziyareti bir fırsat olamaz mı? Türkiye dayatma yapılması bile akla getirilmeyecek zengin bir ülke olamaz mı?
Aklın varsa niçin olmasın?
Fırsat karınca hızıyla gelir.
Yıldırım hızıyla kaçar.
Rusya ile Türkiye...
Yeni bir adım atabilirler...
Avrupa'yı da dışlamayan...
ABD'yi de küstürmeyen...
Bir yeni Türk-Rus ekonomik işbirliği parlayabilir. Bugün İstanbul Taksim Anıtı'nda yer alan iki Rus mareşalinin hatırlattığı 1923 yıllarına benzer bir beraberlik doğabilir.
Biliyorsunuz...
İstanbul'da Taksim Anıtı Kurtuluş Savaşı'nda zafere gidişi temsil eder. Anıtın bir tarafında elinde silahlar, dirgenler, baltalar olduğu halde işçiler, çiftçiler, esnaf, halk zafere doğru yürümektedir.
Diğer tarafında önde Mustafa Kemal, arkasında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve çok ünlü 2 Sovyet mareşali Vaoroşilov ve Frunze yer almaktadır. Niçin bu 2 mareşal orada heykelleştirildi?
***
Çünkü Ruslar, Milli Kurtuluş Savaşı'nı para, silah, erzaklarla desteklediler ve bu 2 mareşali de askeri bilgileriyle savaşın taktik ve stratejisine katkıda bulunsun diye Mustafa Kemal'e yolladılar.
Türkiye Cumhuriyeti'nin...
İlk küçük fabrikalarını da Ruslar yaptılar: Malatya Bez, Nazilli Bez, Artvin Yonga Levha, Çayırova Cam...
Cumhuriyet'in...
İlk büyük fabrikalarını da Ruslar kurdu: Seydişehir Alüminyum, Aliağa Rafinerisi, İskenderun Demir Çelik, Bandırma Asit Borik, Bandırma Boraks...
Cumhuriyet'in...
İlk büyük doğalgaz anlaşması da Ruslarla yapıldı. 1984 yılında Rusya, Türkiye sınırına kadar yüzlerce kilometre boru döşedi. Böylelikle Türkler Rusya'ya 50 yıldır sattıkları ham cevher, narenciye, fındık, çay-tütün gibi katma değeri düşük ürünlerden deterjan, yağ, makarna, şeker, ilaç, otobüs, otomobil, mobilya, tekstil, konfeksiyon, telefon, telefon santrali gibi yüksek teknoloji ürünlerine geçtiler. Türk inşaat firmaları Rus pazarına girdi, başarılar elde etti. Türk şirketleri Rusya'da bira fabrikaları, makarna fabrikaları, sigara fabrikaları, rafineriler kurdular. Ayrıca büyük süpermarketler, emlak ve arazi geliştirme şirketlerinde Türk-Rus ortaklıkları oluştu.
***
Bugün yeni bir dönemeçteyiz.
Fırsat çıkageldi...
Rusya bize doğalgaz satıyor...
4 milyar dolar...
Biz ona çok sayıda mal ve hizmet satıyoruz. Hepsi toplanıyor, sadece 500 milyon dolar. Arada büyük açık var ve alacağımız doğalgaz miktar olarak artacağı için açık da büyüyecek.
Şimdi yeni bir dönem açılabilir.
Ticaret hacmi...
10 milyar dolara...
20 milyar dolara...
Ve hatta 30 milyar dolara çıkabilir...
Bu açıksız bir ticaret olabilir.
Türkler Ruslar'a, onlardan aldıkları doğalgazın karşılığı kadar mal ve hizmet satabilir.
Fırsat karınca hızıyla gelir...
Yıldırım hızıyla kaçar...