Bundan böyle hiç bir hükümet, insanları evlere tıkma yöntemiyle nüfus sayımı yapmaya kalkmaz gibi geliyor bize...
Neden?
Çünkü, Zülfü Livaneli'nin de dünkü yazısında değindiği gibi; hem dünya basını, hem dünya televizyonları, Ankara'yı ti'ye aldılar nüfus sayımı gerekçesiyle insanları evlerine hapsetmesinden ötürü...
Şayet iletişim teknolojisi günümüzdeki kadar gelişmemiş olsa; kimbilir daha kaç nüfus sayımında Türkler de, Türkiye'deki turistler de sokağa çıkma yasağının ilkelliği önünde, boyunlarını bükmek zorunda kalacaklardı.
Demek ki, Türkiye kendi kendini değiştirecek bir dinamikten yoksun olsa da; teknolojideki evrensel ve hızlı değişim, Türkiye'yi de ister istemez değiştirecek...
Şimdi gelelim esas soruya; Türkiye'nin mümkün olduğu kadar değişmemesini özellikle kimler ister?
Mevcut durumda sahip oldukları üstün avantajları yitirecek olanlar ister.
Bunların başında da Ğister Kışla'cı, ister Cami'ci söylemleri benimsemiş olsun- mesleksiz siyasetçi gruplarıyla, "Mafya-siyasetçi-bürokrat" çeteleşmelerinin hapazlamacıları gelir..
Türkiye'nin çağdaş bir değişim süreci içine girmesi ve özellikle saydamlaşmaya başlaması; biten yüzyılın da acı bir fiyaskoyla ıskalanmasına ve Türkiye'nin "adam başına düşen ulusal gelir birimi" açısından, uluslararası sıralamada 93. sıraya düşmesine neden olan "talan oligarşisi"ni, iyice kezzaplayacaktır...
Böyle bir değişim aynı zamanda kimlerin işine gelmez başka?
Dışardaki silah satıcılarının...
Dışardaki silah satıcılarının her yerde hırgür çıkmasını ve ülkeler arasındaki gerilimlerin asla bitmemesini istedikleri üstünde, ilk kez Can Ataklı durdu, Pazartesi günü Kanal 6'daki öğle programında...
Ne Yakındoğu'nun, ne Türkiye'nin durumu, silah satıcıları açısından hiç ele alınmadı şimdiye dek..
Şayet ele alınsa, kimbilir ne akla gelmedik gerçekler çıkardı ortaya...
Ve vatanlarını savunduklarına, kendilerinin de birer kahraman olduklarına inanan 12-15 yaş Filistinli çocukların; son toplamda kimlerin ekmeğine yağ sürme karşılığında öldükleri çok net çıkardı ortaya.
Yılda silah satışlarının ekonomik volümü 850 milyar dolardır...
Globalleşme sürecinde ülkeler arası uzlaşmalar, özellikle silahdan sağlanan kazançlara indirecektir baltasını...
Silahlara harcanan paralar azaldıkça da, geri kalmış ülkelerin kalkınması hızlanacaktır..
21'inci yüzyılın rotası, böylesi bir değişimle gelişimden geçmede..
Duruma bir de Türkiye açısından bakalım... Türkiye AB'ye tam üye olduğu zaman; hem savunma harcamalarında olacak azalma, hem global sermayenin artacak yatırımlarıyla bir anda kanatlanacaktır..
Türkiye kötü yönetimler nedeniyle, "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altına düşmüşken; Atina'nın şahinleri ve silah firmaları isterler mi Türkiye'nin böyle kalkınmasını?
Onlar elbet Türk-Yunan ilişkilerinin bozulmasından yana olacaklardır...
Bu ilişkilerin bozulması, birden ön plana çıkan resmi soyguncuların da işine gelir...
Çünkü soygun haberlerine kitlenen manşetler, birden hamaset nağralanmalarına dönüşecektir; "sert çıktık, hadlerini bildirdik, tokat gibi çarptık..." v.s türünden...
Bütün bunlara karşın, gerekkGenelkurmay'da, gerek Dışişleri'nde, gerek TÜSİAD'da, bu tür analizleri çok daha kapsamlı yapan kalite odakları vardır bizde de... Üstelik evrensel saydamlaşma da Türkiye'den yanadır.
Onun için Türkiye, hamaset hipnozlarını da yırtarak ergeç özdeşleşecektir 21. Yüzyıl'la... En çok 10-15 yıla kadar... Enseyi karartmayın..