


Yabancı basında sayım haberleri
Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki çalışmalarımız devam ederken, yine Türkiye haberlerine rastladık.
Otel odasındaki televizyonda Amerikan ve Alman kanalları Türkiye'den sözettiler. Ama bu sefer ne yazık ki olumsuz biçimde geçti adımız.
Nüfus sayımı için koskoca ülkenin açık hava hapisanesine döndürüldüğü haberleri verildi. Turistler bu hapsi anlayamadıklarını belirttiler. Haberleri okuyan spikerler bıyık altından gülüyordu.
Ertesi sabah yabancı gazeteleri açtığımızda da aynı haberlerle karşılaştık.
International Herald Tribune gazetesi, New York Times İstanbul muhabiri Douglas Frantz'ın haberine yer vermişti.
Kocaman bir resim bomboş Boğaz Köprüsü'nü gösteriyordu ama Douglas Frantz, yeni taşındığı Türkiye'ye duyduğu sempati nedeniyle diğerleri gibi ağır şeyler yazmamıştı hakkımızda.
***
Yabancı basındaki tolerans hoşumuza gidiyor ama biz kendimize böyle davranmamalıyız diye düşünüyorum.
Dünyadaki bunca ulus içinde, niye bir tek biz bu işleri çağdaş biçimde beceremiyoruz.
Hem yalnız sayımda değil bu geriliğimiz.
Seçimlerde de bütün siyasilerin bildiği ve sık sık tekrarladığı gibi, "Sandığa sahip çıkan kazanıyor!"
Ya da tersi deyişle "Sandığa sahip olmadan seçim kazanmak mümkün değil."
Bu, bizim için bir utanç kaynağı değil mi?
***
Bir mahalli seçimden aylar önce gazeteye gelen ihbarlar, Refah Partisi'nin İstanbul'daki yazlık evlere insan taşıdığını ve bunları seçmen olarak kaydettirdiğini bildiriyordu.
Sonra seçimler yapıldı ve sonuçları üç-dört gün ortaya çıkamadı. Çöplüklerden oy pusulaları fışkırıyordu. Evlere götürülen seçim sandıkları kaybolmuş ve günler sonra seçim kuruluna teslim edilmişti. Seçim tutanakları keyfe göre düzenlenmişti.
Bunları hep birlikte yaşadık, gördük, üzüldük; "Rezalet!" diye manşet attık ama sonunda ortaya çıktan sonuca "milli irade" dedik.
Bu saçmalığın neresi milli irade?
Eğer "sandığa sahip çıkmayan seçim kazanamıyorsa" bu ülkede serbest seçimlerden ve milli iradeden sözedilebilir mi?
Elbette edilemez.
***
Bu yıl, sayımla ilgili eleştiriler çok yoğunlaştı. Demek ki gecikerek de olsa bazı gerçekler ortaya çıkıyor.
Bir de aynı titizliği seçimlerde göstersek ve kutsal sayılan yurttaş oyunun çarçur edilmesini önleyecek tedbirler alsak diyorum.
Böylece seçimler hileli bir kumar olmaktan çıkıp, çağdaş demokrasilere yaraşır bir hale gelir.
Umarım bir daha aynı rezaletleri yaşamayız.