


Ne jest ama...
Geçen hafta bir işadamı heyetimiz (TOBB heyeti) Almanya'ya gitti... Ve uçaktan indiklerinde...
Ne pasaportlarına bakan oldu... Ne de vize soran. Heyettekiler "Almanya bize jest yaptı" dediler... Ama düşünmediler ki...
* Almanya, durduk yerde, ne diye jest yapsın?
* Madem jest yapacaktı... Önceleri neden yapmadı?
*Yarın başka işadamları... Anadolu tüccarı gidince... Aynı jesti yapacak mı?
***
Stutgart Mahkemesi 4 Haziran'da "çok önemli bir karar" verdi.
"Özetle" dedi ki:
- ..... Türk işverenlere... Türk serbest meslek mensuplarına... Türk gazetecilerine... Almanya'ya girişlerinde kısıtlama konulamaz.
Yani...
Vize aranmaz.
"Bu davada" Türk'ün hakkını bir Alman avukat (Dr. Rolf Gutmann) savundu.
Diyeceğimiz o ki...
Almanya jest falan yapmadı.
"Var olan... Ama uygulanmayan" bir hakkı "bir defalığına" tanıdı.
***
Odalar Birliği...
Meslek kuruluşları
Sivil toplum örgütleri...
4 Haziran'dan sonra "kıllarını bile kıpırdatmadılar."
Zira bizde zihniyet "ataerkil zihniyet."
"Devlet baba yapsın" zihniyeti.
"Ben Türkiye'nin motoruyum" diyen özel sektör bile, konu "dış ilişkiler" olunca, geri çekiliveriyor.
"Acaba... Dışişleri ne der" diye.
Bu mu "kurumlar demokrasisi?"
Bu mu "çoğulculuk?"
Yarın, AB'ye girince...
TOBB... Baro... Sendika... Üniversite "her adımını Dışişleri'ne mi soracak?"
***
Biz hak aramayı "kavga" sanıyoruz.
"Batı'yı küstürür müyüz" diye de korkuyoruz.
Oysa, hak aramak "bilime dayalı bir hukuk mücadelesi."
Örnek mi?
*AB üyeleri birbirlerini mahkemeye veriyorlar.
* Alman devleti artı bir Alman firması, bir araya geliyor... İtalya hakkında dava açıyor.
* 1999 yılında açılan irili, ufaklı dava sayısı 1.500.
* Hele... Bunun 153'ü var ki... Çok önemli... "Sen temel anlaşmayı çiğnedin" diye bir devlet diğerine... Veya bir firma, bir devlete... Tam 153 dava açtı.
***
Avrupa'da kimse kimseye "neden beni mahkemeye verdin" diye küsmüyor.
Alman işvereni ile Alman devleti "rekabet ile ilgili bir konuda" dava açtı.
Hem de "AB Komisyonu" hakkında.
Ve mahkemeyi kazandı.
***
Stutgart Mahkemesi'nin kararından sonra TOBB... Sendikalar... Diğer meslek kuruluşları ne yaptılar?
"Dava" mı açtılar?
Avrupa'daki "barolara... Meslek odalarına... Sendikalara" mektup mu yazdılar?
Hayır... Oturup, "jest" beklediler.
***
"Aymazlığımıza" son örnek...
Avrupa'nın dört ülkesi (Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya) bir araya geldiler.
Strazburg'da bir "ortak üniversite" kurmaya karar verdiler.
"Cambridge... Oxford... Yale... Stanford ayarında" bir üniversite.
"Burayı" bitiren üç dil konuşacak (İngilizce, Fransızca, Almanca.)
"AB üyesi olmayan" Çek Cumhuriyeti dedi ki:
- Beni de bu projeye alın.
Aldılar... "ortak" sayısı beş oldu.
Ama biz "bizi de alın... Örneğin İstanbul Üniversitesi de bu oluşuma katılsın" demedik... Diyemedik.
Zira bizde "içinde rant olmayan işler" sahipsiz.
Tıpkı "Almanya'da bir Türk üniversitesi" projesinin, devlet katında sahip bulamayışı gibi.