Kahire Zirvesi'ni nasıl okumalıyız? Yine, "dağ fare mi doğurdu"? Araplararası bölünmeler, bir kez daha yansıdı; böylece Arapların "adam olmayacağı", dolayısıyla Türkiye'nin Araplardan mesafe alıp, İsrail ile yakınlaşmasının doğruluğu açığa mı çıktı?
Durumu doğru okuyamazsanız, doğru teşhisler koyamazsanız; önünüzü de görülmesi gerektiği gibi göremez, "gelecek"te yolunu kaybeder ya da en azından şaşırırsınız.
Kahire Zirvesi, "bölgesel iklim"in değişmiş bulunduğunu kanıtlayan bir zirve oldu. İşin en önemli yanı bu. Kimse, kendi ham hayallerine kapılıp "Barış Süreci'nin devam ettiğini" sanmasın. Nitekim, ilgili taraflar, hiç bu boş hayallerle vakit öldürmüyorlar. Zaten, Kahire Zirvesi, İsrail için olabilecek en "ılımlı" karar metniyle kapanmış olmasına rağmen, Ehud Barak, "Barış sürecine 'mola' (time out) verildiğini" ilan etmekten geri kalmadı. Filistinli ileri gelen yetkililerden Yasir Abd Rabbo, bunu, "savaş ilanı" olarak niteledi. Daha da önemlisi, Yasir Arafat, Kahire'den Gazze'ye ayak basar basmaz, konuyu Kudüs üzerine odakladı ve "Filistin halkının, başkenti Kudüs olacak bağımsız bir Filistin devletine yönelik yürüyüşü devam edecektir. (Ehud Barak), bunu ister kabul etsin, ister etmesin; cehenemme kadar yolu var" dedi.
Kahire kararları, Arap kamuoylarında "yetersiz" bulundu. En başta, ayağa kalkmış Filistin halkı kararlara öfkelendi. Oysa, bu kararlar, en başta hiddetli Arap toplumlarının hararetini almak amacına ve Arap rejimlerinin kendilerini kendi toplumları önünde güvence altına sokmak hedefine yönelikti.
Kahire kararları, Filistin halkı ve Arap toplumlarının İsrail'e dönük öfkesini tatminden uzak olsalar bile, Ortadoğu'da güçler dengesinin değiştiğini yansıtması bakı0mından önem ve değer taşıyor. Belki olması istenenden daha "ılımlı" ama bölgede havanın bozulduğuna ilişkin şaşmaz bir "siyasi meteoroloji ölçüsü" veriyorlar.
1. İsrail ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi;
2. İsrail ile ilişkisi bulunan ülkelere petrol ambargosu uygulanması;
3. İsrail'e topyekun savaş ilanı.
Bunlar "maksimalist" Arap talepleri. Bunlar yerine gelmedi ama kararlarda yer alan şu hususlar, pek de yenilir yutulur cinsten de sayılmazlar:
1. İsrail ile ekonomik ilişki kurmuş olan Tunus, Fas, Katar ve Umman gibi ülkelerin bu ilişkilerini kesmeleri ve İsrail'i bölgeye ekonomik açıdan entegre etmeyi hedef alan (daha önce Kazablanka ve Katar'da toplanmış bulunan) uluslararası ekonomik konferansların boykotu.
2. Filistin halkına cömert para, gıda ve tıbbi malzeme yardımı. (Bu, İntifada'nın ayakta tutulması demek)
3. BM'yi, İsrail'in işlediği savaş suçlarını inceleyecek ve suçluları uluslararası adalet önüne getirecek bir mekanizma kurmaya davet.
Zirve kararları, İsrail ile, ve dolayısıyla Amerika ile ilişkileri yakın Mısır ve Ürdün'ün kaygıları gözönüne alınarak, yayımlandı. Kararlar, İsrail ile "kontrollü bir tırmanma" stratejisi mantığıyla hazırlandı. Bir başka deyimle, bir bölgesel savaşa kapı aralamadığı anlamda "barış süreci"ne "göz kırpar gibi yapsa da", kararlara sinen esas ruh, bölgenin İsrail'den uzaklaştırılması.
Ortadoğu'da "çatışma iklimi" devam ettikçe, İsrail'den uzaklaşma ve İsrail'i tecrit konumunda bırakma eğilimi daha da artacak. Üç hafta sonra, Katar'da yapılacak ve Türkiye'nin katılacağı İslam Zirvesi'nde, Filistin toprakları üzerindeki gelişmelerin seyrine göre, İsrail'in kınanması ve tecriti girişimleri daha geniş boyutlara oturacak.
Türkiye, son iki haftada, ürkek adımlarla ve sessiz sedasız, Ortadoğu politikasındaki duruşunu "revize" etmeye başladı. İsrail'i aşırı güç kullanımından ötürü kınayan BM Genel Kurul kararında verdiği oyun rengi, Gazze'ye 500 bin dolarlık tıbbi yardım göndermek, İsrail Genelkurmay Başkanı'nın Ankara ziyaretini ertelemesini istemek gibi.
Ama yetmeyecek. Önümüzdeki dönem, Ankara, istese de istemese de, daha çetin kavşak noktalarında açmazlarla yüzyüze gelecek. Zira, Ortadoğu, tüm uluslararası dengeleri etkileyecek kapasitede. Öyle görünüyor ki, Ortadoğu'nun geleceği, Türkiye'nin geleceğinde, Avrupa Birliği ile ilişkiler süreci kadar etkili olacak.
"Devletin tepesi" henüz bunun farkında olmasa bile...