|
|
Sağlık koçu işbaşında
"Ölüm her insanın kaderi ama daha uzun yaşamak istemekten doğal ne olabilir ki" diyorsanız artık siz bir orta yaşlı kişisiniz...
Yaşlanmayı bir hastalık olarak görmeyin. Eğer beslenmeden spora, bedeninize gerekli olanları yaparsanız biyolojik yaşınızı küçültebilirsiniz...
Yaşlanmayı hormonlarla geciktirebileceklerini düşünenler, büyüme hormonu yanında erkekte testosteronu, kadında östrojeni ve her iki cinste tiroid bezi hormonları ile DHEA'yı da kullanmakta. Hatta bazı merkezler melatonini de bunlara ekler. İddiaları, uzun yaşamın sırrının "yaşlandıkça azalan hormonların yeniden yerine konulmasında" saklı olduğu biçimindedir.
Menapoz dönemindeki kadınlarda östrojen hormonunun kullanımını güncel Batı tıbbı da onaylamakta ve uygulamaktadır. Bu uygulamanın menapoz dönemine ait belirtileri gerilettiği, cinsel fonksiyonlarda devamlılığı sağladığı, kemik bütünlüğünü koruduğu, kalp ve damar hastalıkları riskini düşürdüğü bilimsel gerçeklerdir.
Son yıllarda östrojen kullanan kadınlarda yaşlanmaya bağlı bellek bozukluğu ve alzheimer hastalığı olasılığının da azaldığını gösteren güçlü, güvenilir deliller vardır. Ancak meme kanseri ve diğer riskleri dikkate alınarak kullanılmalıdır.
Orta yaş sonlarındaki erkeklerde testosteron hormonunun kullanımı ise henüz tartışmalıdır. Erkeklerde testosteron düzeyinin orta yaş sonlarında bir azalma gösterdiği doğrudur. Bu cinsel güçte azalma, enerji ve kuvvet kaybı, hafif düzeyde de olsa ruhsal bazı etkilenmelere yol açabilir.
ANDROPOZ KADER Mİ?
Testosteron seviyelerinde yaş ilerledikçe azalma olması kural değildir. Bazı erkeklerde ise ileri yaşlarına rağmen normal testosteron hormonu seviyeleri muhafaza edilebilir. Bu nedenle erkekte andropoz dönemi kadınlardaki menapoz kadar mutlak, zorunlu ve değişmez değildir. Buna rağmen çok sayıda tamamlayıcı tıp merkezi erkeklerde orta yaşı takiben testosteronun düzenli olarak kullanması görüşündedir.
DHEA (dehidroegiandros-teron) yaşlılığı önlemedeki mucizevi yararlarından çok, olağanüstü satış rakamlarından dolayı kendinden söz ettirmiştir. Genel kanıya göre faydasızlığı tartışma bile gerektirmeyen bu madde tam bir fiyasko olmalıdır. Her hangi bir yararı olduğuna dair düzgün bir çalışma olmadığı gibi satışa sürülen ürünlerin içeriği ve etkinliği de tartışma konusudur. Saflığı, bağırsaklardan emilimi ve miktarı hep kuşkulu kalmıştır.
YARARI BELİRSİZ
Melatonin hakkında yazılan yüzlerce makaleye, kütüphane raflarını süsleyen onlarca kitaba rağmen hala tartışma konusu ve kuşkulu faydaları ile yine de günceldir. Kanımızca tamamlayıcı tıbbın bu vazgeçilmez şöhreti şimdilik okyanus aşırı uçuşlardaki sınırlı yararı dışında beklemeye alınmalıdır. Melatoninin maalesef gençleştirici etkisi yoktur.
TEK ATA OYNAMAYIN
Yaşlılığı biraz olsun geç karşılamak, sağlıklı mutlu ve uzun bir yaşlılık geçirmek, orta yaş keyfinizi daha da uzatmak; kısacası genç kalmak istiyorsanız mutlaka bir "kimyasal", bir "hormon" ya da bir "bitki" kullanmak tek yöntem değildir. Yapabileceğiniz çok şey var:
Dengeli beslenmek, yeterli su içmek, yeterince uyumak, temiz bir çevre, sigara ve alkolden kaçınmak, egzersiz programı ile desteklenmiş sürekli bedensel aktivite, iyi planlı, sürekli ve dikkatli bir tıbbi gözetim. Sağlıklı aile yapısı, keyifle yapılan bir iş ve sizi mutlu eden bir ortam, dost, arkadaş ilişkileri... Bütün bunlar bu gayretinizi paylaşabileceğiniz, bir ortak gibi çalışabileceğiniz, zaman ayırabilen ve gelişmeleri dikkatle izleyen bir doktor bulmakla başlamalısınız.
'YÖNETİCİ' HEKİM
Başlangıç için bedeninizi iyice tanımak zorunludur. Detaylı kan tesleri, metabolizma ölçümleri, hormon düzeyi analizleri, tam bir aile öyküsü ve kişisel geçmiş analizini içeren eksiksiz ruhsal ve bedensel değerlendirmelerin yapılması gereklidir.
Bütün bunlar nerede yerine konulması gereken bir eksik olduğunu, nerede yanlış yaptığınızı, hangi organ ya da sisteminizi izlenmesi veya tedavi edilmesi gerektiğini ortaya koyacaktır. Sonrası? Sizin sürüp gidecek dikkatinize doktorunuzun ilgisi ve bilgisine, genetik mühendisliği alanında ulaşılanlar başta olmak üzere tıptaki olası değişmelere ve gelişmelere bağlıdır.
Amacınız ille de daha uzun yaşamak değil, daha geç yaşlanmak olmalıdır. Yaşlanmayı bir hastalık olarak görmek hatalıdır. Çabanız yaşlanmaya nasıl daha iyi hazırlanacağınız yönünde ise doğru yoldasınız. Sağlıklı ve sorunsuz bir yaşlılığın ilk şartı onu kabul etmektir. Doğal bir süreç olan yaşlılıktan korkmak onu reddettmek yanlıştır.
MERHABA ORTA YAŞ!!
Vücudunuzda yaşlanma ile birlikte oluşan bazı değişiklikler aslında yaşlılığın kendisidir. "Ölümsüzlük değilse bile daha uzun yaşamak isteği kadar haklı ne olabilir" diye sormaya başlamışsanız "orta yaşlara" adım atmışsınız demektir.
Biyolojik yaş ile takvim yaşı farklılaşması mutlu ya da sorunlu bir yaşlılığın temel belirleyicisi olabilir. Yaşlılığı önleyemeseniz de sağlıklı kalma çabalarınızla kendinize çok değerli katkılar yapabilirsiniz. Yüksek kan basıncınızı, kan şekerinizi, kolestrerol seviyenizi azaltmanız, fazla kilolarınızdan kurtulmanız, beslenme hatalarını düzeltmeniz takvim yaşınızdan daha genç bir biyolojik yaşa sahip olmak için hemen başlayabileceğiniz değişikliklerdir. Böylece biyolojik yaşınızı daha da küçültebilirsiniz.
AYRIMLAR SİLİKLEŞTİ
Güncel tıpdan yaşlanmaya yönelik çaba ve yardım bekleyen modern insan doktorların yalnızca hastaları ile ilgilenmelerini değil, yaşamlarıın bir bütün olarak yönlendirmelerini istiyor. Hekimlerin sağlığa ilişkin bilgilerini sadece hastalık tedavisi için değil daha uzun, daha kaliteli ve daha genç bir hayat için de sunmalarını arzuluyor. Doktorlarını sağlıklarını danıştıkları "sağlık koçları" gibi görmek arzusundalar: "Beslenmeye, egzersize, estetiğe, belleğe, uykuya, sekse... Kısacası yaşam ve bedene ilişkin ne varsa doktorum bunları bana öğretsin, beni yönetsin" diyor günümüz insanı. Sadece bu nedenle bile bizim de düşüncelerimizi ve güncel olmayan yaklaşımlarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Ufukta güncel tıbbı tamamlayıcı tıptan ayıran koyu çizgilerin gittikçe silikleştiği görülüyor.
ALTERNATİF TIP NEDEN GEREKLİ
YaŞlanmaktan korkanların kendini yaşlı hissetmeleri ve yaşlı insanların alternatif tıbba yönelmelerinin önemli bir nedini güncel tıbbın konuya ilgisizliğidir. Alternatif tıbbın insana ruhsal ve bedensel bir bütün olarak bakma geleneği, insanı hücre, doku ve organ kombinasyonundan ibaret gören güncel tıbba göre onu daha avantajlı konuma getirmiş olabilir. Alternatif tıbbın çok ilgi duyduğu yaşlı sorunlarına (enerjisizlik, unutkanlık, cinsel güçsüzlük, bedensel zayıflık) güncel tıbbın ilgisizliği belki bu noktada başlamaktadır. Çoğu modern tıp uygulayıcısı için bu belirtilerin hepsi tamamen normaldir ve doğaldır.
TAMAMLAYICI OLMALI
ABD'nin New York eyaletinde yapılan bir araştırmada 65 yaş üzerindeki insanların yüzde 60'tan fazlası "kendilerine bir şeyler sunan" alternatif tıp araçlarını kullanmaktadır. "Yaşlılığımın getirdiği sorunlarla uğraşmam ve bu sorunları giderecek önerilere ilgi göstermem normal değil mi" diye açıklıyor 60'lı yaşlardaki bir doktor meslektaşımız alternatif tıbba olan ilgisini: "Bana göre alternatif tıp güncel tıbbın tamamlayıcısıdır. O nedenle de alternatif tıbbı reddetmeyi; tamamlayıcı tıp olarak isimlendirmeyi doğru buluyorum. Bizim güncel tıpta 'üstad' bildiğimiz Hipokrat'ın tıbbi uygulamaları aslında tamamlayıcı tıp yöntemleri değil midir? Egzersiz ve gençleşme tedavileri, kaplıca tedavileri ve bitkisel ilaçlar gibi..."
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|